el zikir ne demek / El-Veliyy (cc) ne demek? El-Veliyy faziletleri nelerdir? Neden zikri yapılır? - Masiva Haberleri

El Zikir Ne Demek

el zikir ne demek

R&#;yada Zikir &#;ekmek Ne Anlama Gelir?

Rüyada zikir çekmek ne demektir? Rüyada zikir çekmenin tabiri nasıldır? Rüyada zikir çekerken Allah diye zikir çektiğini görmek ne demektir? Rüyada zikir çekmek hayırlı bir rüya mıdır? Rüyada evde zikir çektiğini görmek ne demektir? Rüyada camide zikir çekmek ne anlama gelmektedir? Rüyada zikir çekmek ne demektir ve zikir çekerken Allah lafzını söylemenin ne anlama geldiğini sizler için derledik.

Rüyada kişinin kendini herhangi bir ibadet yaparken görmesi oldukça hayırlı bir rüya olmaktadır. Rüyada ibadet hali kişinin dünyada da ibadet yapmak istediğini ve yaptığının alameti olmaktadır. Rüyada kendini dini olarak herhangi bir ibadeti yerine getirirken görmek o ibadet her ne ise onu yapması gerektiğine işaret etmektedir.

Rüyada Zikir Çekmek

Rüyada zikir çekmek kişinin kalbinin teslimiyet ve ihlasla ibadet etmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde huzura kavuşacağı anlamına gelmektedir. Kişi ibadetlerin de bilerek veya bilmeyerek eksiklik yapıyor ise kalbinin ona uyum sağlamadığını daha dikkatli ibadet etmesini ifade etmektedir.

Rüyada Allah Diye Zikir Çekmek

Rüyada kişinin kendini Allah diyerek tekrar ettiğini görmesi manevi anlamda bir üst mertebeye erişeceğinin işareti olmaktadır. Kişinin kendini içten Allah derken görmesi yolunun açılacağını ve sıkıntıların yahut imtihanların kişi için son bulacağı anlamına gelmektedir.

Rüyada Evde Allah Dediğini Görmek

Rüyada kendini evinde Allah diyerek gören kişi evindeki huzurun tam anlamıyla gerçekleşeceği anlamına gelmektedir. Eş, dost ve akrabaları ile huzur ortamının sağlanacağı işaret edilmektedir.

Rüyada Kişinin Kendini Camide Allah Derken Görmesi

Rüyada kişi kendini cami içerisinde görmesi hikmetli bir rüyadır. Rüyada iki anlam bulunmaktadır. Birinci anlam kişi için ibadet etmiyor ise kısa zamanda günahlarına tövbe ederek ibadete başlaması anlamına gelir. İkinci anlam ise kişinin kendi farkında olmasa da kalbinin camii ve ibadetlerden zevk aldığı ve ancak orada rahata huzura kavuştuğu anlamı bulunmaktadır.

Cami içerisinde Allah denilmesi ise beklenen bir işaret veya haberin geldiği anlamı vardır. Çözülmesi gereken bir durum var ise bu o kişinin gözü önünde demektir. Camide Allah denmesinin anlamı kişinin keşfinin açılacağı ve her şeyi tam olarak göreceği anlamına gelmektedir.

Rüyada Dua da Allah Demek

Rüyada Allah lafzını söylediğini görmek yakın ve gerçek iman ile olacağına buna göre imtihanlarının da önemli olacağına işaret etmektedir. Allah lafzının söylediğini görmek gerçek hayatta da kişinin kalbinin ancak bu şekilde huzur bulacağını işaret etmektedir. 

 

ZİKİR

ZİKİR: Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.

Zikir, daha çok tasavvufi anlamda kullanılır. Tasavvufta da Allah'ın yüceliğini dile getirmek ve manevî yetkinliğe ulaşmak amacıyla belli bir söz ya da cümleyi yinelemektir. Yüce Allah'ın bilinen güzel isimleri ve tevhid kelimesi (Lâ ilâhe illallah) ile yapılır.

Zikir, "zekere" fiilinin masdarıdır. Aslı "zikr"dir. Türkçe'de zikir diye kullanılır. Zükr kelimesi ile aynı anlamdadır. Çoğulu ezkâr ve zükûr olarak gelir. Zikrâ kelimesi de zikrin mübalağası olup çok zikretmek demektir.

Zikir, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur'ân'daüç yüz'e yakın yerde geçmektedir.

Yüce Allah Kur'ân'ın çeşitli âyetlerinde Allah'ı zikretmeyi emretmiştir. Bu âyetlerden birinin meâli şöyledir:

"Öyle ise beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin." (el-Bakara, 2/).

Yüce Allah bu âyette zikir ile şükrü bir arada anmıştır. Zikir de şükür gibi üç çeşittir. Bunlar, dil, kalb ve beden ile yapılan zikirlerdir. Dil ile zikir, Yüce Allah'ı güzel isimleri ile anmak, O'na hamdetmek, tesbihte bulunmak, Kur'ân'ı okumak ve dua etmektir. Bu çeşit zikri dile getiren birçok âyet vardır. Bu âyetlerden bazılarının meâli şöyledir:

"İşte bu (Kur'ân) da bizim indirdiğimiz bir zikirdir (öğüttür). Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?" (el-Enbiyâ, 21/50).

Kalb ile zikir de Yüce Allah'ı gönülden anmaktır. Bu bir nevi tefekkürdür. (bk. "Tefekkür mad.")

Beden ile zikir ise, vücudun bütün organlarının Allah'ın emirlerini yerine getirmeleri ve yasaklarından sakınmaları ile olur. Bu da kişinin kendi vücudunun organlarını Allah'ın yolunda bulundurması ile mümkündür (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul, vd.; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul , ).

Yukarıda meâli sunulan âyette geçen, "Siz beni anın ki ben de sizi anayım." ifadesi, alimler tarafından çeşitli manalar için yorumlanmıştır. Bu yorumların şöyle özetlenmesi mümkündür:

"Siz beni ibâdet ve itâatla zikredin ki, ben de sizi rahmetimle zikredeyim. Beni dua ederek zikredin, ben de sizin dualarınızı kabul edeyim. Benim verdiğim nimetleri hamd ve senâ ile zikredin, ben de size nimetlerimi artırayım. Siz beni dünyada zikredin, ben de sizi ahirette zikredeyim Beni, varlık ve refah içinde olduğunuzda zikredin ki, ben de sizi belâ, musibet ve sıkıntılarınız zamanında zikredeyim Beni, benim yolumda cihâd ederek zikredin ki, ben de sizi hidâyetimle zikredeyim. Beni sıdk, samimiyet ve ihlas ile zikredin, ben de sizi sıkıntılardan kurtarmak ve bilgi ile ihtisasınızı artırmakla zikredeyim. Beni Rabbiniz olarak bilip kulluğunuzla zikredin ki, ben de sizi sevdiğim kullarımdan kabul edip sonunda bağışlamakla zikredeyim" (er-Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, Mısır , IV, vd).

Zikrin önemini bildiren ve zikir hakkında emir ve tavsiyelerde bulunan diğer bazı âyetlerin meâli şöyledir:

"Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah'ı zikrederler (anarlar). Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: 'Rabb'imiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..'"(Al-i İmrân, 3/).

"Onlar ki, inanmışlardır ve kalbleri Allah'ı zikretmekle (anmakla) yatışır. İyi bilin ki ancak Allah'ı zikretmek (anmak)la kalbler yatışır."(er-Ra'd, 13/28).

"Âllah'ın emrine uyan Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, tâata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzi erkekler ve mütevâzi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; işte Allah, bunlar için bir mağrifet ve büyük mükâfat hazırlamıştır." (el-Ahzâb, 33/35).

"Ey inananlar, Allah'ı çokça zikredin ve O'nu sabah akşam tesbih edin"(el-Ahzâb, 33/41, 42).

Meâlleri verilen âyetlerde görüldüğü gibi, Yüce Allah zikir ehli olan kadın ve erkekleri, Müslüman, mü'min, tâat ehli, doğru, sabırlı, oruç tutan, hayır ve sevap ehli, iffetli ve namuslu kişilerle beraber anmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.s) de, "Zikrin en faziletlisi, Lâ ilâhe illallah ve duanın en faziletlisi de elhamdu lillah'dır."(İbn Mâce, Edeb, 25) diyerek, tevhid kelimesi ile zikirde bulunmanın islâm dinindeki önemini ifade etmiştir. Bilindiği gibi zikirde esas unsur, diğer varlıkları unutarak, hatta yok sayarak Allah'ı anmaktır. Onun için Allah'ın varlığını ve birliğini ifade eden tevhid kelimesi, en güzel zikir olarak kabul edilmiştir. Tevhid kelimesi bir bütün halinde, "La ilâhe illallâh Muhammedürrasûlüllah" şeklindedir. Zikirde söylenen la ilâhe illallah, tevhid kelimesinin ilk yarısıdır. O da iki kısmıdır. Birinci kısmı, cümlenin ilk yarısı olan "La ilâhe"dir. Manası, "hiç bir ilâh yoktur" demektir. Bu olumsuz kısma "nefy" adı verilir. İkinci kısmı ise, "illallah"dır. Manası,"ancak Allah vardır" demektir. Bu kısmın adı ise, "isbat"tır. Tevhidin bu kısmına tehlil de denir (Necmüddin Kübra, Tasavvufi Hayat, trc. Mustafa Kara, İstanbul , 59 vd).

Tasâvvuf ehline göre, Hz. Muhammed (s.a.s) dört halifeye ayrı ayrı zikri öğretip tavsiye etmiştir. Hz. Ebu Bekir (r.a)'a hafî (gizli) zikri, Hz. Ömer ve Hz. Ali'ye'cehrî (sesli) zikri ve Hz. Osman'a da kalbî zikri öğretmiştir (Mehmet Ali Aynî, Tasavvuf Tarihi, , vd). Ancak sahih hadis kaynaklarında böyle bir rivayet bulunmamaktadır.

Tasavvufî tarikatların kendilerine göre değişik zikir çeşitleri ve usûlleri vardır (Bu hususta geniş bilgi için bk. Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul , vd).

Hz. Muhammed (s.a.s) başka bir hadiste de zikir hakkında şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar bir araya gelip Allah'ı zikrettikleri zaman, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar ve Allah onları kendisine yakın olan kişilerden kaydeder."

Ebu Hüreyre (r.a) bir gün çarşıya gider ve oradakilere şöyle seslenir: "Hz. Muhammed (s.a.s)'in mirası camide taksim edildiği halde, siz buralardasınız!.." Çarşıdaki insanlar hemen camiye giderler. Fakat miras diye bir şey göremezler. Ebu Hüreyre'ye gidip şöyle söylerler: "Yâ Ebu Hüreyre, camide taksim edilen herhangi bir miras görmedik." Ebu Hüreyre onlara; "Neyi gördünüz?" diye sorar. Onlar; "Allah'ı zikreden ve Kur'ân okuyan insanları gördük." derler. O zaman Ebû Hüreyre "İşte peygamberin mirası odur" der (el-Gazzalî, el-İhyâ, Beyrut t.y., I, ).

Hz. Muhammed (s.a.s)'in zikrin fazileti ve onun çeşitli günahların affına vesile olduğuna dair söylemiş olduğu daha hayli hadisler vardır (bk. Muhammed b. Allan, Delilu'l-Fâlihîn, Mısır , IV, vd.).

Meâl ve açıklamaları sunulan bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi zikir, insanı Allah'ın dışındaki varlıkların her türlü kötülüklerinin tesirinden muhafaza eder, Allah'a bağlılığını sağlar ve her nevi tevhidi muhafaza eder. Bununla beraber, insanın gönlüne huzur verir, dünya ve ahiretin mutluluğuna kavuşturur.

(Nureddin TURGAY)

kaynağı değiştir]

Letâif zikrinde başarılı olan müride nefy-u ispat zikri tarif edilir. Bu zikir, zikirlerin en faziletlisi olan “lâ ilâhe illallah, muhammed-ür rasulullah” zikridir. Çekilişinde "lâ" derken göbekten yukarıya, "ilâhe" derken buradan sağ omza, "illallah" derken buradan da kalbe giden bir hat tasavvur edilir, nihayet lafza-i celâl kalbe vurulur. Nefy-u ispat zikri yaparken bâzı hususlara dikkat etmek gerekir. Haps-i nefes, vukuf-u adedî bunlardan bazılarıdır.

Kaynakça[değiştir

El hadi ne demek? Ne anlama gelir? El hadi ne i&#;in ve nasıl okunur? Zikri nasıl yapılır?

El-Hadi ismi anlamı bakımından her şeye yol gösteren, yön veren, istikamet kazandıran, doğru yola ulaştıran ve hidayet veren anlamlarını taşımaktadır.

EL-HADİ NE DEMEK?

El- Hâdî yol gösteren, doğru yola iten demektir. Allahu Teala'nın yol gösterici olduğu ve dilediği kulunu en doğru yolda ilerletme kudretine sahip olduğunu gösteren esmasıdır.

EL-HADİ NE ANLAMA GELİR?

El- Hâdî doğru yola yönlendirme, yön verme, hidayete ulaştırma, yol gösterme kudretini elinde tutan anlamına gelir. Allahu Teala'nın kulunu ​​​​​hidayete ermesi için yol göstermesini bu güce ve kudrete sahip olduğunu ifade eder.

EL-HADİ NE İÇİN VE NASIL OKUNUR?

El- Hâdî esması Allah'ın yol gösterici ve doğru yola iletme kudretine sahip olduğunu kabul ettiğini beyan etmek için okunur. El- Hâdî ismini zikreden kimseler imanı güçlendirmek ve Allah'tan yardım istemek için bu Esma'yı okumaktadır.

Allah bu esma ile zikredildiğinde kişiye yol göstermekte ve onu hayır olan yola iletmektedir. Ayrıca yanlış yolda olanın doğru yolu bulması adına ve ya doğru yolda olanın bu yolda daim olması adına edilecek bir zikirdir.

EL-HADİ ZİKRİ NASIL YAPILIR?

Tüm esma-il Hüsna isimleri istenilen gün ve saatte, istenilen sayı kadar okunabilir. Bununla birlikte ismin daha çabuk etki etmesi adına bazı zaman dilimleri ve günler belirlenmiş olmaktadır. EL-HADİ esması zikir adedi de 20'dir. Zikir saati ise Güneştir. Yani sabah güneş doğarken ve ikindi sonrası şeklindedir. Zikir günü de Pazar'dır. Ancak büyük ebced değeri ile 20×20= şeklinde okunması daha etkilidir.

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir