ingilizce restaurant diyalogları pdf / İngilizce Restaurant Diyalogları

Ingilizce Restaurant Diyalogları Pdf

ingilizce restaurant diyalogları pdf

İngilizce Restaurant Diyalogları: Bir Restorandaki 6 İş ve Bu İşler için İhtiyaç Duyacağın İngilizce Becerileri

ingilizce-restaurant-diyaloglari

By Yuliya Geikhman and Oytun BuyrukcuLast updated:

Amerika Birleşik Devletleri’nde 14 milyon kişi restoran işletmelerinde çalışır.

Ama bu 14 milyon garson olduğu anlamına gelmiyor!

Restoran sektöründe birçok farklı iş imkanı mevcut—müdürlükten aşçılığa.

Bu iş imkanlarından faydalanabilmek için ise İngilizce bilmek büyük bir avantajdır.

Bu sana sadece herhangi İngilizce konuşulan ülkede çalışma imkanını sağlamakla kalmaz aynı zamanda çalışanlar ve müşterilerin anadilini konuşmadıkları turizm sektöründe de iş imkanlarının önünü açar.

Restoran çalışanlarının bilmesi gereken İngilizce iş tipine göre değişir ama bazı gerçekler değişmez: Bu resmi ve kibar bir dildir, sıklıkla basittir ve öğrenmeye değer!

Aşağıdaki kaynaklar ve sözler ile sana altı farklı restoran işi için İngilizce restaurant diyalogları öğrenmeye nasıl başlayacağını göstereceğiz.

Download: This blog post is available as a convenient and portable PDF that you can take anywhere. Click here to get a copy. (Download)

İngilizce Restaurant Diyalogları Nasıl Öğrenilir

Bir restoran çalışanı olarak en önemli husus iletişimdir. Karşındakini anlamalı ve kendini ifade edebilmelisin. Restoran çalışanlarının kullandığı İngilizce kendini tekrarlayabilir ve bu senin için iyi bir haber. En sık tekrarlanan sözcükler ve sözleri öğren ve yolun yarısını kat ettiğini göreceksin.

İşte İngilizce restaurant diyalogları alıştırmaları için bazı fikirler:

  • Rol yap. Aklındaki iş fark etmeksizin konuşma alıştırması yapmak için ihtiyacın olan tek şey bir arkadaştır. Başka biriymiş gibi davrandığın zaman rol yapmış olursun. Dolayısıyla arkadaşını çağır ve rollerinizi seçin. Örneğin, garsonluk için başvuracaksan garson rolünü sen yapabilir ve arkadaşın da müşteri rolü yapabilir.

Elbette bunu bir arkadaşınla yapman zorunlu değil. Bir sınıf arkadaşın, bir öğretmen ve hatta Skype üzerinden konuşacağın özel hoca da müşteri ya da çalışan rolünü yaparak İngilizce restaurant diyalogları çalışması yapabilirsin.

  • Bir restorana git. Eğer sana alıştırmalarında eşlik edecek birini bulamazsan İngilizce restaurant diyalogları öğrenmenin diğer yolları da mevcut. Eğer zaten İngilizce konuşulan bir ülkede yaşıyorsan bir restorana gitmen yeterli! Gözlerini ve kulaklarını aç, garsonlar, şef garsonlar ve diğer restoran çalışanları tarafından tekrarlanan sözler ve sözcükleri duyacaksın. Mutfak bölümü açık bir restorana gidersen (yani yemeklerin nasıl hazırlandığını görebildiğin bir restorana) aşçılık ve “çalışan harici girilmesi yasak alanlarda” kullanılan sözleri duyabilirsin. Dizüstü bilgisayarını yanına al ve sıkça duyduğun ama anlamını bilmediğin sözleri not al.

İngilizce konuşulan bir ülkede yaşamıyorsan yakınlarda bir İrlanda barı var mı? Belki de anadili İngilizce olan kişilerin işlettiği bir restoran vardır? Turist bakımından yoğun bölgelere bir göz at. Turizm sektöründe genellikle İngilizce kullanılır ve turistik bölgelerdeki restoranlarda İngilizce konuşan çalışanlar olması yüksek bir ihtimaldir. (Seninle ilgilenen garson anadilini konuşuyor olsa da ondan İngilizce konuşmasını iste!)

  • Restoranda geçen televizyon dizileri izle. Bir restoranın müşterilere kapalı bölümlerinde sahne arkasını görebilmek için restoranlarda geçen televizyon dizilerini izle. &#;Hell&#;s Kitchen&#; ve &#;Restaurant: Impossible&#; gibi diziler restoran işletmesinin perde arkasını gözler önüne serer. Bu programlar sana bir restoran mutfağında kullanacağın İngilizceyi öğretmekle kalmaz, aynı zamanda sana bu ortamda çalışmanın nasıl bir şey olduğunu da gösterir. Elbette çalışırken sana bağıracak ünlü bir aşçı olmayacaktır!
  • Yemek ve seyahat programları izle. Bazı yemek ve seyahat programlarını izleyerek dünyanın her yanındaki restoranları ziyaret etmiş olursun. Bu programlar dünyanın çeşitli yerlerindeki yemekler ve restoranlara odaklanır. Örneğin, &#;Diners, Drive-ins and Dives,&#; izleyerek Amerika Birleşik Devletleri’ni bir baştan bir başa gezebilir ve ülkenin farklı yerlerindeki restoran çalışanlarının nasıl konuştuğunu duyabilirsin.

İhtiyacın olan İngilizce bilgisinin her restoran işi için farklı olduğunu unutma. Bir odak noktası belirle: Hangi işe başvurmayı planlıyorsun? Hangi ülkede çalışmak istiyorsun? Şimdi başvurduğun pozisyona hazırlan—ileride farklı bir işe başvuracak olman fark etmez. Bir restoranda çalışmaya başlarsan öğreniminin geri kalanı daha kolaylaşır çünkü etrafın İngilizce restaurant diyalogları ile çevrilmiş olur.

Her restoran işi için nasıl pratik yapacaksın? Farklı restoran kariyerlerinde kullanılan dili nasıl öğreneceksin? Aşağıdaki rehber, başlangıç olarak sana iyi bir çıkış noktası sunacak!

Bir Restoranda Bulacağın 6 İş için İngilizce Restaurant Diyalogları Öğrenme Yöntemleri

1. Garson

Garsonlar bir restoranın en sık gördüğümüz çehreleridir. Bir garson olarak her gün çok sayıda müşteriyle konuşacaksın. İngilizce becerilerinin iyi olması önemli! Bu işte çalışırken hızla öğreneceğin ve tekrar tekrar kullanacağın sözler mevcut.

Bu iş aynı zamanda gittiğin her restoranda garsonlar görecek olduğun için yapması en kolay işlerden biridir. Ayrıca, en sevdiğin restoranlardan (ya da internetten) menüler toplayabilir ve servis edeceğin farklı yemek türlerini öğrenebilirsin.

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Garsonlar hangi restoranda çalıştıkları fark etmeksizin bazı temel terimler ve sözcükler kullanır. Burada bir garson olarak gerçekleştirebileceğin örnek diyalogların bir listesini bulabilirsin.
  • Gerçek bir restorana gitmeden önce ne duymayı bekleyebileceğini bilmek için bu videoyu izleyebilirsin. Bu aynı zamanda kendini bir garson olarak nasıl tanıtacağını öğrenmek için de iyi bir yerdir. (İpucu Kibar ve nazik olman gerekir.)
  • Garsonlar aynı zamanda restoranın müşterilerin giremediği kısımlarında diğer çalışanlarla konuşmak zorundadır. Bu alanlarda kullanılan bazı sözlere buradan erişebilirsin.

Sıkça kullanılan sözler:

  • May I take your order?
    Siparişinizi alabilir miyim?
  • Today&#;s special is…
    Günün spesiyali&#;
  • Can I get you something to drink?
    İçecek olarak ne alırdınız?
  • How are you enjoying everything?
    Her şey istediğiniz gibi mi?
  • My name is [name], and I&#;ll be your waiter/waitress this evening/afternoon.
    Ben [isim] ve bu gece/akşam sizin garsonunuz olacağım.

2. Karşılama Hostesi

Bir host ya da hostesin görevi müşterileri (patrons) karşılamak ve onlara masa vermektir. Bir karşılama hostesi müşterileri gülümseyerek karşılar, kibar bir şekilde konuşur ve bazen rezervasyon alır.

Aynı zamanda nazik olması da gerekir. Örneğin, masa boşalması için uzun bir bekleme süresi varsa müşterileri bu uzun bekleme süresi hakkında bilgilendirmek hostesin görevidir—elbette bu bekleme süresi için sinirlenmemelerini sağlayarak. İyi bir İngilizce ve gerçek (genuine) bir gülümseme bu iş için son derece önemlidir!

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Harika bir karşılama hostesinin sırrı nedir? Bu makalede bir hostesin konuşma tarzının onun neden korkunç bir hostes olmasına neden olduğunu açıklıyor.
  • Bu sayfada nasıl iyi bir host olacağın hakkında kullanışlı bilgiler ve bir şeyi söylemenin “iyi” ve “kötü” yollarına örnekler bulacaksın.
  • Nasıl kibarca &#;hayır” denir? Bu sayfada kibar ve kaba İngilizce arasındaki farkı öğrenebilirsin.

Sıkça kullanılan sözler:

  • How many are in your party?
    Kaç kişi olacaksınız?
  • Do you have a reservation?
    Rezervasyonunuz var mıydı?
  • There will be a minute wait.
    10 dakika kadar beklemeniz gerekecek.
  • Your table is ready.
    Masanız hazır.
  • Right this way, sir/ma&#;am.
    Böyle buyrun [lütfen].

3. Barmen / Barista

Bir barmenin görevi içeceklerle karışımlar hazırlamak ve bunları servis etmektir. Birçok mekanda bir barmen olmak için özel bir lisans gereklidir, çünkü genellikle alkollü içecekler servis edersin. Bu nedenle her restoranda barmen yoktur. Bir barmen birçok farklı likör ve kokteyli nasıl hazırlayacağını bilmelidir. Bazı müşteriler barmenle konuşmayı gerçekten sevdikleri için havadan sudan konuşma becerilerini tazelemek iyi bir fikir olacaktır.

Daha pahalı restoranlarda ise iyi şaraplarda uzmanlaşmış bir şarap garsonu (sommelier) da bulunabilir. Bir şarap garsonunun kullandığı terimler servis ettikleri şaraplara göre farklı ve özel olabilir.

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Bu sayfada bir barmen olarak bilmen gereken sözcükler için bir rehber mevcut.
  • Bir barmen olarak hangi içkileri bilmen gerekir? Burada başlamak için kısa bir liste bulabilirsin.
  • Bir barmen olarak ne hakkında konuşmalısın? Bazı iyi barmenler bu harika makalede mesleki ipuçlarını paylaşıyor.
  • Şarap garsonlarına özel daha fazla terim için The New York Times profesyoneller tarafından kullanılan sözlerden oluşan bir liste sunuyor.

Sıkça kullanılan sözler:

  • On the rocks (Anlamı: buzlu)
  • What can I get you?
    Ne alırdınız?
  • Would you like to open a tab?
    Adisyon açmamızı ister miydiniz?
    Eğer birisi bir adisyon açarsa bunun anlamı istediği kadar içecek siparişi verebileceği ve bunların ücretini de gecenin sonunda verebileceğidir. Ama bu genellikle müşterinin kredi kartını barmene emanet etmesi gerektiği anlamına gelir.)

4. Müdür

Bir restoran müdürü o restoranın kusursuz bir şekilde işlediğinden emin olan kişidir. Bir müdür olarak çalışanlara anlaşılır talimatlar vermen ve müşteri şikayetlerinde yardımcı olmak için müdahil olman gerekecektir.

Bir müdür olarak, daha ziyade günlük bir İngilizce ile iletişim kurabilmenin yanı sıra profesyonel ve mesleki İngilizce bilgisine sahip olmak yardımcı olacaktır. Bunun nedeni de müdürün görevinin müşteriler, çalışanlar ve o alandaki profesyoneller ile iletişim kurmayı gerektirmesidir.

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Bir müşterinin bir şikayette bulunması halinde bu problemin çözümü için genellikle müdüre başvurulur. Bu sayfada müşterilerle olan sorunların nasıl çözüleceği hakkında iki açık rehber bulunuyor.
  • Bu ipuçlarının nasıl uygulandığını görmek ister misin? Bu videoda bir müdürün bir müşterinin şikayetine nasıl doğru şekilde yanıt vereceğinin bazı örneklerini bulabilirsin.
  • Elbette, bir müdür olarak işin sadece şikayetlerin idaresi değildir. Bu videoda çok sayıda yöneticinin işleri ve bir müdür olmak için nelerin gerektiği hakkında konuştuğunu görebilirsin. Burada ise bazı harika işletme sözcükleri bulabilirsin!

Sıkça kullanılan sözler:

  • Please accept my apologies.
    Lütfen özrümü kabul edin.
  • What seems to be the problem?
    Problemin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
  • Please accept this dessert, on the house.
    Lütfen bu tatlıyı müesssesemizin ikramı olarak kabul edin. (&#;On the house&#; sözü ‘ücretsiz’ anlamına gelir ve bunun maliyetini restoran üstlenecektir.)

5. Aşçı / Şef

Aşçı yemek yapar! Her biri kendi adları ve deneyim gereksinimlerine sahip aşçılık seviyeleri mevcuttur. Aşçılar ve şefler kendilerine özgü sözcükler kullanırlar—yani sadece onlar tarafından kullanılan bazı deyimler vardır.

İhtiyaç duyacağın sözcükler çalıştığın restoranın türüne göre değişebilir. Her yerde kullanıldığını duyacağın bazı sözler ve sözcükler mevcut ve bunlarla başlamak iyi bir fikir olabilir.

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Bir restorana gitmeden önce haydi mutfağı ziyaret edelim. Şefler aşçılığın temellerini bilmek zorundadır ve bunlarla ilgili İngilizce terimleri bu bağlantıdan bulabilirsin.
  • Hangi uzmanlığa sahip bir şef olmayı istiyorsun? Farklı uzmanlık alanları hakkında daha fazlasını öğrenmek için bu sayfayı ziyaret et.
  • Her aşçılık uzmanlığında kendine özgü sözcükler bulunur. Burada nasıl bir mutfak bölüm şefi gibi konuşacağını görebilirsin.

Sıkça kullanılan sözler:

  • Give my compliments to the chef. (Yemekten memnun kalan müşteriler tarafından şefe söylenir!)
    Şefe teşekkürlerimi ilet.
  • I need [dish name], on the fly! (&#;On the fly&#; sözü “çok hızlı” anlamına gelmektedir)
    [Yemek adı] istiyorum, gecikmesin!
  • This burger needs to be well done, so kill it.
    Bu burgerin iyi pişmemiş olması istendi, sonuna kadar pişir.

6. Komi

Her restoranda komi çalıştırılmaz ama komiler diğer çalışanlara büyük yardımda bulunur. Bir kominin görevi masaları toplamak ve içecekleri tazelemektir. Komi aynı zamanda her şeyin daha hızlı ilerlemesine ve böylece müşterilerin restorana aynı hızda girip çıkabilmelerine de yardımcı olur. Dolayısıyla da bir kominin müşterilere karşı nasıl nazik olacağını bilmesi gerekir.

Müşterilerin masada geçirdikleri süre ülkeden ülkeye değişir, dolayısıyla bu kültürel farklılıkların bilincinde olmakta fayda var. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde bir komi tabaklar boşalır boşalmaz tabakları masadan alabilir. İspanya’da ise müşterilerin uzun ve rahat bir yemek yiyebilir ve yedikten sonra uzun süre masada oturarak sohbet edebilirler.

İngilizce restaurant diyalogları çalışmak için kaynaklar:

  • Bu makale komilerin önemi ve onların neden restoranlarda göz ardı edilmemesi gerektiğinden bahsediyor. Bu uzun ve biraz da karmaşık bir makale ama makalenin sonunda kullanması gereken dil de dahil iyi bir kominin nasıl olması gerektiği hakkında bazı kullanışlı bilgiler yer alıyor.
  • Bir komi başka neler yapar? Bu belgede bir kominin iş tanımında yer alan her türkü sorumluluklar sıralanmış. Bu listede geçen mesleki sözcükleri kaçırma!

Sıkça kullanılan sözler:

  • Sorry to keep you waiting.
    Beklettiğim için özür dilerim.
  • May I take your plate?
    Tabağınızı alabilir miyim?
  • Would you like a refill?
    [İçeceğinizi] tazelememi ister miydiniz?

Hangi restoran kariyerinde ilerlemeyi tercih ettiğin fark etmeksizin, ilk adımı atarken bu İngilizce restaurant diyalogları rehberini kullanabilirsin!

Ve Son Bir Şey&#;

Eğer gerçek dünyada kullanmak için İngilizce öğreniyorsan FluentU uygulamasına da bir göz atmalısın. Buradan da görebileceğin üzere Tıpkı web sitesinde olduğu gibi FluentU uygulaması da popüler şov programları, akılda kalan müzik videoları ve eğlenceli reklamlarla İngilizce öğrenmeni sağlar:

en iyi İngilizce uygulama

Bunu izlemek istersen yüksek ihtimalle FluentU uygulamasında bunu bulabilirsin.

FluentU uygulaması İngilizce videoları izlemeyi gerçekten çok kolaylaştırır. İnteraktif altyazılar bulunuyor. Bu da bir imge, tanım ve kullanışlı örnekler görmek için herhangi bir sözcüğe dokunabileceğin anlamına geliyor.

en iyi İngilizce uygulama

FluentU, dünyaca ünlü kişiler ve ilgi çekici içerik ile öğrenmeni sağlıyor.

Örneğin, “brought” sözcüğüne dokunacak olursan şunu görürsün:

en iyi İngilizce uygulama

FluentU herhangi sözcüğe bakmak için dokunmana imkan tanır.

Hazırlanmış testler ile herhangi videodaki tüm sözcükleri öğren. Öğrenmekte olduğun sözcüğün daha fazla örneğini görmek için ekranı sola ya da sağa kaydır.

En iyi yanı ne mi? FluentU öğrenmekte olduğun sözcükleri hatırlar. Öğrenmiş olduğun sözcüklere bağlı olarak sana örnekler ve videolar önerir. Gerçek anlamda kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşarsın. Bilgisayarın ya da tabletini kullanarak FluentU web sitesini kullanmaya başla ya da daha iyisi Play Store veya iTunes mağazasından FluentU Uygulamasını indir.

Yuliya Geikhman

Yuliya is a freelance writer and editor based in NYC. She's been writing professionally since and editing since and has a degree in English education that's gathering dust in a drawer. She answers to Yuliya, Julie and Hey You.

« Yıldızlarla Öğrenin: Meşhur Şarkılardan Öğrenebileceğiniz İleri Seviye İngilizce Kelimeler

İngilizce Öğrenenlerin Bayılacağı Çocuk Kitapları: Okuması Kolay ve Zevkli 10 Kitap »

Genel ingilizceye dahi hakim olanların işine yarayacak bir çok ingilizce soru ve cevapları sunuyorum size. Bu yazının içinde turizm ingilizcesi ele alınarak hazırlanmış makaleler, zaman zarfları ve soru cevaplar mevcut. Eğer bir otel işletmesinde çalışıyorsanız işinize çok yarayacak turizm ingilizcesi mevut.




What can I do for you? Sizin için ne yapabilirim.
&#; Can I help you? Size yardımcı olabilir miyim?
&#; Can I take your coat? Paltonuzu alabilir miyim?
&#; Have you booked a table? Masa mı ayırtacaksınız?
&#; How many are you? Kaç kişisiniz?
&#; Would you follow me, please? Beni takip edebilir misiniz,lütfen
&#; Can I take your order, sir/madam? Siparişinizi alabilir miyim
&#; What would you like to start with? Ne ile başlamak istersiniz?
&#; What would you like to drink? Ne içmek istersiniz?
&#; What would you like for dessert? Tatlı olarak ne istersiniz?
&#; How would you like your steak? (rare, medium, well done)
&#; Bifteğinizi nasıl istersiniz? (az pişmiş, orta pişmiş, iyi pişmiş)
&#; Do you want a salad with it? Bununla bir salata da ister misiniz?
&#; What kind of dressing? Ne çeşit bir sos? (mayonez, ketçap,salça)
&#; Anything to drink? Herhangi bir içecek alır mısınız?
&#; Do you want a dessert? Bir tatlı ister misiniz?
&#; The burgers are very good. Burgerler çok iyidir.
&#; Sorry, the hamburgers are off. Özür dilerim, bu hamburgerler bozuk.
&#; Is everything all right? Herşey tamam mı?
&#; Did you enjoy your meal? Yemeğinizi beğendiniz mi?
&#; Are you paying together? Birlikte mi ödeyeceksiniz?
&#; May I show you to a table? Size bir masa gösterebilir miyim?
&#; If you wait, there`ll be a table for you free in a minute.
&#; Eğer beklerseniz, bir dakika içinde bir masa boşalacak.
&#; Do you want vegetables with it? Bununla birlikte sebze de alır mısınız?
&#; Why don`t you try the pizza? Neden pizza denemiyorsunuz?
&#; It`ll take about 20 minutes. Yaklaşık 20 dakika alır.

2) Misafirden sorular

&#; A table for two, please. İki kişilik bir masa ,lütfen.
&#; May we sit at this table? Bu masada oturabilir miyiz?
&#; The menu, please. Menü, lütfen.
&#; What`s on the menu? Menüde neler var?
&#; Do you want fish? Balık ister misiniz?
&#; What`s Irish Stew like? İrlanda usulü güveç nasıl?
&#; We`re not ready yet. Henüz hazır değiliz.
&#; The steak for me, please. Büftek,lütfen.
&#; Can you bring me the ketchup, please? Bana ketçap getirir misiniz ,lütfen.
&#; A salad, please. Bir salata, lütfen.
&#; I`ll have the same. Ben de aynısından alayım.
&#; That`s all, thank you. Herşey için teşekkürler.
&#; Can I have the bill (AE: check), please? Hesabı alabilir miyiz ,lütfen.
&#; This is on me. Ben yapabilirim.
&#; Here you are. Bulunduğunuz yer&#;.
&#; The rest is for you. Biraz dinlenin.
&#; Have you got wine by the glass? Bir bardak şarap alır mısınız?
&#; I`d prefer red wine. Kırmızı şarabı tercih ederim.
&#; Please bring us another beer. Lütfen bize başka bira getirir misin?
&#; Could I have chips (AE: French Fries) instead of salad?
&#; Salata yerine cips( Fransız kızartması )alabilir miyim?
&#; What can you recommend? Ne önerirsiniz?
&#; Please bring me the bill (AE: check) with my coffee.
&#; Kahvemle birlikte hesabı alabilir miyim?
&#; I think you`ve made a mistake. Bir hata yaptığınızı düşünüyorum.




Eylem Fiilleri ile cümle kurmak



to know: bilmek (noo)

OLUMLU CÜMLELER / Positive

I know / Bilirim
You know / Bilirsin
He (erkek) knows, She (kadın) knows, It knows / O bilir

We know / Biz biliriz
You know / Siz bilirsiniz
They know / Onlar bilirler

SORU CÜMLESİ / Interrogative (Question)

Do I know? / Bilir miyim..
Do you know) Bilir misin
Does he know / Does she know / Does it know? Bilir mi?

Do we know? Bilir miyiz?
Do you know? Bilir misiniz?
Do they know? Bilirler mi?

OLUMSUZ / Negative

I do not know / Bilmem (Bilmiyorum)
You do not know / Bilmezsin (Bilmiyorsun)
He does not know / She does not know / It does not know / Bilmez (Bilmiyor)

We do not know / Bilmeyiz (Bilmiyoruz)
You do not know / Bilmezsiniz (Bilmiyorsunuz)
They do not know / Bilmezler (Bilmiyorlar)

CÜMLE ÖRNEKLERİ:

Onun adını bilmiyorum: I do not know his name
İyi bir otel biliyor musun?: Do you know a good hotel

to recommend: tavsiye etmek (ri-ko-mend)
I recommend a good hotel / İyi bir otel tavsiye ederim.

to go: gitmek (go)
We go to work every morning / Her sabah işe gideriz

to have: sahip olmak (hev)
We have rooms / odaya sahibiz (odamzı var)

to want: istemek (want)
We want you comfort / Sizin konforunuzu (rahatlığınızı) isteriz (istiyoruz)

to reserve: ayırtmak / ayırmak (ri-zörv)
We reserve 2 rooms every Sunday. / Her Pazar 2 oda ayırırız.

to book: ayırtmak / ayırmak (buk)
We book 2 rooms every Sunday. / Her Pazar 2 oda ayırırız.

to see: görmek (sii)
We see suitcases in the lobby / Lobide 2 bavul görürüz (görüyoruz)



Yardımcı Fiil İle Cümle Kurmak turizm ingilizcesi


İngilizcede tek başına bir anlam ifade etmeyen fakat bir fiilin yanına gelerek cümle içinde kullanıldığı zaman anlamı değiştiren aşağıdaki fiiller de vardır. Bunlar &#;YARDIMCI&#; fiillerdir  (Auxiliary Verbs). Bunlar, will (cek, cak), can (.. bilir), must (meli, malı), may (olabilir&#; ve izin için) fiilleridir.

Aşağıdaki cümleleri kurun;

Misafirler yarın oteli terkedecekler.
The guests will leave the hotel tomorrow.

Garsonlar sabah erken gelmeli.
The waiters must come in the morning.

Bellboy size yardım edebilir.
The bellboy can help you.

Odanızı gösterebilir miyim (izin)?
May I show your room?

&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;&#;-

Temizlikçi kadın odayı temizleyecek.
The cleaning lady will clean the room.

Müdür personeli eğitmeli.
The manager must train the personnel (staff).

Nakit ödeyebilirsiniz.
You can pay cash.

Grup öğleden sonra varabilir.
The group may arrive in the afternoon.



Kelimeler

Misafir: guest
Otel: hotel
Garson: waiter
Sabah: morning
Bellboy: bellboy
yardım etmek: to help
Oda: room
Göstermek: to show
Temizlikçi kadın: cleaning lady
Temizlemek: to clean
Müdür: manager
Personel: personnel (staff)
Eğitmek: to train
Nakit: cash
Ödemek: to pay
Grup: group
Varmak: to arrive

Anlamadığınız NOKTALAR varsa yorum bölümüne yazabilirsiniz.
Size özel açılmış SAYFA varsa oraya da yazabilirsiniz.



Reservasyon Esnasında Kullanabileceğiniz Yardımcı cümle kelimeler turizm ingilizcesi


RECEPTIONIST (Respesiyonist): Good morning Sir. May I help you?
Günaydın Efendim. Yardım edebilir miyim?

GUEST (Misafir): Good morning! I need a room.
Günaydın! Bir odaya ihtiyacım var (ihtiyaç hissediyorum)

RECEPTIONIST : Do you require a single or double room?
Tek (kişilik) oda mı çift kişilik oda mı istiyorsunuz (ihtiyaç hissediyorsunuz)?

GUEST: Well. A single room will do.
Pekala.. Bir tek (kişilik) oda iş görür/yeter

RECEPTIONIST : Please fill your name in this register.
Lütfen bu kayıda (deftere) isminizi doldurunuz (yazınız).

GUEST : May I know the rent please?
Kirayı (ücreti) bilebilir miyim (öğrenebilir miyim) lütfen?

RECEPTIONIST : It is rupees a day sir.
Günlük rupe efendim.

GUEST : Does it include break fast?
Kahvaltıyı ihtiva ediyor mu/kapsıyor mu?

RECEPTIONIST : No Sir. It&#;s just for accommodation Sir.
Hayır efendim. Bu yalnızca konaklama için efendim.

GUEST : Is the room air conditioned?
Oda havalındırmalı mıdır?

RECEPTIONIST : All our rooms are centrally air conditioned.
Bütün odalarımız merkezi havalandırmalıdır

GUEST : Do you have restaurant?
Lokantanız var mı?

RECEPTIONIST : We have three different cuisines.
3 farklı mutfağımız var. (sahibiz)

GUEST : Well that&#;s good news. I can choose different cuisine for different meals.
Pekala, bu iyi haber&#; Farklı yemekler için farklı mutfak seçebilirim.

RECEPTIONIST : May I know the duration of the stay?
Kalışınızın süresini öğrenebilir miyim)

GUEST : Oh! I have not filled the column. I shall stay for four days.
Sütunu doldurmamışım. 4 gün kalacağım/kalırım

RECEPTIONIST : I shall fill it up Sir.
Onu ben dolduracağım efendim.

GUEST : By the way do you have laundry facility here?
Bu arada (sırası gelmişken) burada yıkama hizmeti (kolaylığı) tesisiniz var mı?

RECEPTIONIST : Yes Sir. Please call up the house keeping department and they will have the clothes picked up Sir.
Evet efendim. Lütfen kat hizmeti departmanını arayın ve onlaar elbislerinizi aldırır efendim.

GUEST : How do I get the extension phone number for all departments?
Bütün departmanlarınız için dahili numaraları nasıl alabilirim? (alırım.. diyor)

RECEPTIONIST : Sir all the house phone numbers are in a diary right near the telephone.
Efendim, bütün numaralar (dahili) telefonun yanındaki bir rehberdedir.

GUEST : Oh! That will do. Thank you. You have been very helpful.
Oh. Bu yeter.(yeterli olur)seafoodplus.infoşekkür size.. Çok yardımcı oldunuz..

RECEPTIONIST : My pleasure sir. I am here to help you Thanks.
Benim için bir zevk Size yardım etmek için burdayım.. Teşekkürler..

GUEST : Can you arrange some one to bring my luggage to the room?
Birini ayarlayabilir misiniz bavullarımı odaya getirmesi için?

RECEPTIONIST : Certainly Sir. Here&#;s your key.
Elbette efendim. İşte anahtarınız

GUEST : Thank you very much.
Çok teşekkür ederim size

RECEPTIONIST : You&#;re welcome Sir.
Birşey değil efendim&#;





Geniş zaman ile kullanılmış tercüme cümleler turizm ingilizcesi




We come to the hotel at 7 (o&#;clock) everyday.
Otele hergün saat 7 de geliyoruz (geliriz)
We start wotk at 8.
Saat 8 de işe başlıyoruz (başlarız)
We clean the restaurant.
Restoranı temizliyoruz (temizleriz)
We prepare meals for our guest.
Misafirlerimiz yemekler hazırlarız.

Then we serve breakfast.
Ondan sonra kahvaltıyı servis ederiz.
Our guests come in.
Misafirlerimiz gelir.
We serve our guests.
Misafirlerimize hizmet ederiz.
We serve lunch at
!2 de öğle yemeğiniz servis ederiz.
In the afternoon we serve tea and coffee.
Öğleden sonra çay ve kahve servis ederiz
We have rooms in our hotel.
Otelde odamız var.
Our hotel employs 2 chefs, 10 waiters, 5 receptionists, 5 cleaning ladies and 5 bellboys.
Otelimiz 2 aşçı, 10 garson, 5 resepsiyonist, 5 temizlikçi kadın ve 5 bellboy istihadam eder (ediyor)

If you  come to our hotel we will be happy.
Do you go to hotels?
Does your son stay in a hotel every month.
We do not have enough Money for hotels.
Our customers order breakfast and lunch
We help our guests with their luggages.
We Show them to their rooms



Şimdiki zaman ile örnek cümleler turizm ingilizcesi


ALIŞTIRMA &#; TURIZM İNGİLİZCESİ / Present Continuous (Şimdiki Zaman) cümleler: Bu çalışmada Present Continuous Tense (Şimdiki Zaman) ile örnek cümleler kuruyoruz. Otel ortamı ile ilgili bu cümleleri Türkçe&#;ye tercüme ediniz.

Positive/Olumlu

Ben Bir seyahat düzenlemesi yapıyorum.
I am arranging a trip.
Sen bir iş seyahatine gidiyorsun
You are going on (for) a business trip.
Benim patronum Türkiye&#;de seyahat ediyor.
My boss is travelling in Turkey.

Biz Türk Hava Yolları ile uçuyoruz (şimdi ..)
We are flying with the Turkish Airlines
Siz tiyatro için bilet satın alıyorsunuz.
You are buying tickets for the theater.
Onlar bir oda reserve ediyorlar (ayırtıyorlar).
They are booking/reserving a room.

Affirmative/Soru (Question)

Doğru çalıyor muyum? (gitar örneğin..)
Am I playing right?

Ankara&#;ya mı varıyorsun?
Are you arriving in Ankara?

O bizimle geliyor mu?
Is he/she coming with us?

Biz lokantaya mı gidiyoruz?
Are we going to the restaurant?

Siz odanızda mı uyuyorsunuz?
Are you sleeping in your rooms?

Onlar odayı mı temizliyorlar?
Are they cleaning the room?

Negative/Olumsuz

Ben restoranda yemiyorum.
I am not eating in a restaurant.

Sen banyoda yıkanmıyorsun
You are not getting washed in the bathroom.

O odada uyumuyor.
He is not sleeping in the room.

Biz diskoteğe gitmiyoruz.
We are not going to the discotheque

Siz telefonda konuşmuyorsunuz.
You are not talking on the phone.

Onlar sandviç yemiyorlar
They are not eating sandwiches.

Vocabulary/Kelime Bilgisi=>  host: ev sahibi, to host: ağırlamak, guest: misafir, native: yerli, ana (native language: ana dil), foreigner: yabancı, visitor: ziyaretçi reserve: ayırtmak (rezerve etmek), to make: yapmak, travel: seyahat, to make arrangement: düzenleme yapmak, accommodation: konaklama, to make a travel arrangement, to play: oynamak/müzik aleti çalmak, right: doğru/sağ


Dili geçmiş zaman ile örnek cümleler turizm ingilizcesi



Vocabulary/Kelime Bilgisi=>  host: ev sahibi, to host: ağırlamak, guest: misafir, native: yerli, ana (native language: ana dil), foreigner: yabancı, visitor: ziyaretçi reserve: ayırtmak (rezerve etmek), to make: yapmak, travel: seyahat, to arrange: düzenlemek, to make arrangement: düzenleme yapmak, accommodation: konaklama, to make a travel arrangement, to play: oynamak/müzik aleti çalmak, right: doğru/sağ

Otel ortamı ile ilgili bu cümleleri Türkçe&#;ye tercüme ediniz.

Positive/Olumlu

Ben İngilitere&#;ye bir seyahat düzenledim/ayarladım.
I arranged a trip to England.

Sen bir iş seyahatine gittin.
You went on a business trip.

Benim patronum Türkiye&#;de seyahat etti.
My boss traveled in Turkey

Biz Türk Havayolları ile uçtuk
We flew with Turkish Airlines.

Siz tiyatro için bilet satın aldınız
You bought tickets for the theater.

Onlar bir oda rezerve ettiler (ayırttılar)
They reserved (booked)  a room.

Affirmative/Soru (Question)

Doğru çaldım mı? (gitar örneğin..)
Did I play right (correctly)?

Ankara&#;ya mı vardın? Ankara&#;ya vardın mı?
Did you arrive in Ankara?

O bizimle geldi mi?
Did he/she come with us?

Biz lokantaya mı gittik mi? Biz lokantaya gittik mi?
Did we go to the restaurant?

Siz odanızda mı uyudunuz? Siz odanızda uyudunuz mu?
Did you sleep in your room?

Onlar odayı mı temizlediler? &#;.odayı temizlediler mi?

Did they clean the room?

Negative/Olumsuz

Ben restoranda yemedim
I did not eat in the restaurant.

Sen banyoda yıkanmadın
You did not get washed in the bathroom

O odada uyumadı

He did not sleep in the room

Biz diskoteğe gitmedik
We did not go to the discoteque.

Siz telefonda konuşmadınız
You did not talk on the phone

Onlar sandviç yemediler
They did not eat sandwiches


Gelecel zaman ile ilgili cümleler turizm ingilizcesi



Aşağıdaki cümleleri İngilizceye çeviriniz

Ben otele sabah 8 de varacağım
I will arrive at the hotel at 8 (o&#;clock) in the morning

Misafirler otele 8 de gelecek
Guests will come to the hotel at 8

Yarın misafir Kabul edeceğiz
We will receive guests tomorrow

Müdür başka bir otelde 2 oda ayıracak
The manager will book 2 rooms in another hotel

Size sessiz bir oda ayıracağım
I will book a quiet room for you
I will book you a quiet room

Otelimizde kaç gece kalacaksınız?
How many nights will you stay in our hotel?

Otelemizde 2 gece mi kalacaksınız?
Will you stay in our hotel for 2 nights?

Yarın 10 a kadar uyuyacağım
I will sleep until 10 tomorrow.

Saat kaçta uyandırayım sizi?
What time shall I wake you up?

NOT: Esasında yukarıdaki cümlelerin çoğunda &#;BE GOING TO&#; kalıbını kullanmak çok daha doğru olacaktır.
Örnek: I am going to arrive at the hotel at 8

Fakat, bu kalıp biraz daha zor olarak algılandığından, pratik konuşma becerisini bir an önce kazanma gereksinimi olanlara kolaylık olsun diye &#;WILL&#; kurgusunu kullandık burada. Daha ayrıntılı bilgi isteyenler lütfen yorum bölümüne yazabilirler.

Diğer tercümeler (çeşitli zamanlarla)

Müsait (boş) odalarımız var
We have available rooms

Odalarımız satıldı
Our rooms are sold out

Odalarımız (ın hepsi) ayrıldı (reserve)
Our rooms are booked out
All our rooms are booked out

10 adet boş yatağımız mevcut
We have 10 available beds

Sessiz bir oda ister misiniz?
Do you want a quiet room
Would you like a quiet room?

Vocabulary (Kelime bilgisi) &#; to have: sahip olmak Varmak: to arrive (erayv) at veya in, misafir: guest (gest), receive: almak, kabul etmek birini (resepsiyon oradan geliyor), to book (buk): ayırtmak, rezervasyon yapmak, to reserve (rizörv): rezervasyon yapmak, booked out: yer kalmamış, hepsi ayrılmış, sold out: hepsi satılmış, available (eveylıbıl): müsait, mevcut, room (ruum): oda, bed (bed): yatak, hotel (hotel): otel, to stay (sitey): kalmak, tonight (tunayt): bu gece, to sleep (siliip): uyumak, noisy (noyzi): gürültülü, quiet (kuayt): sessiz, to wake up (weyk ap): uyanmak, uyandırmak, call (kool): çağrı, wake up call: uyandırma telefonu



Soru cümleleri Turizm ingilizcesi



QUESTION WORDS &#; SORU KELİMELERİ: WHAT: NE, WHO:KİM, WHY: NEDEN (NE İÇİN), WHEN: NE ZAMAN, WHERE: NEREDE/NEREYE, HOW: NASIL, WHICH:HANGİ, HOW MUCH: NE KADAR, HOW MANY: KAÇ ADET vs&#;

Ayrıca, YARDIMCI FİİLLERİ kullanarak da soru yapabileceğimizi hatırlayın lütfen: Yani WILL, CAN, MUST ve MAY fiillerini kullanarak.

ALIŞTIRMA CÜMLELERİ (Aşağıdaki cümleleri İngilizceye çevirin)

Sizin müdürünüz kimdir? (WHO)
WHO is your manager?
Kim benimle gelecek? (WHO)
WHO will come with me?
(Who is going to come with me?)

Odalarınız neden küçüktür? (WHY)
WHY are your rooms small?
Neden çay getirdiniz bana? (WHY)
WHY did you bring me tea?

Ne zaman kahvaltı alabilirm (WHEN, CAN)
WHEN can I have breakfast?
Ne zaman terkedeceksiniz oteli (WHEN, WILL)
WHEN will you leave the hotel?
(When are you going to leave the hotel?)

Restoran nerededir? (WHERE)
WHERE is the restaurant?
Yarın sabah nereye gideceğiz? (WHERE, WILL)
Where will we go tomorrow morning
(Where shall we go tomorrow morning?)

Nasıl açabilirim bu kapıyı? (HOW, CAN)
HOA can I open this door?
Nasıl geldiniz Istanbul&#;a ? (HOW)
HOW did you come to Istanbul?

Hangi arabayı sürebilirm? (WHICH, CAN)
WHICH car may (can) I draw?
Haftanın hangi günler tenizlikçi kadın geliyor? (WHICH)
WHICH days of the week does the cleaning lady come?

Kaç arkadaşınız var (sahipsiniz) İstanbul&#;da? (HOW MANY)
HOW MANY friends do you have in Istanbul?
Bir Coca Cola ne kadardır? (HOW MUCH)
HOW MUCH is a Coca Cola?
(How much does a COLA cost?)

KELİME BİLGİSİ / VOCABULARY

to cost: mal olmak, to include: dahil olmak, kapsamak, içermek,

Örnek Cümleler:
The hotel room costs US$ per night
Otel odası dolara mal olur gece başına
The price includes tax / Fiyat vergiyi içerir (vergi dahildir)
Eating & drinking: yeme içme

Meal times: yemek zamanları, Breakfast: kahvaltı, Lunch: Öğle yemeği, Dinner: Akşam yemeği, Tea: Çay, Coffee: Kahve, Milk: Süt,  Coffee with milk: sütlü kahve, Bread: ekmek, Water: su, Beer: bira, Salad: salata, Meat: et, Red meat. Kırmızı et, White meat: beyaz et, Chicken: tavuk, beef: sığır eti, Spaghetti: makarna, Wine: şarap



Turizm ingilizcesi edatlar



Misafir bavulunu yatağın üzerine koydu.
The guest put his suitcase on the bed.

Cebimde TL vardı. (içinde)
There was TL in my pocket.

Ben raporu otelde bitirdim.
I finished the report at the hotel.

Turistler için tane şemsiye satın aldık.
We bought umbrellas for tourists.

Müdür otele patron ile geldi.
The manager came to the hotel with the boss.

Misafirler dün sabah Kapalıçarşıya gittiler.
The guests went to the Grand bazaar, yesterday.

Bizim otelimiz kalenin yakınında/yanında(dır).
Our hotel is near the castle/fortress.

Misafir yüzeyin altında 2 balık gördü.
The guest saw 2 fish below the surface.

2 uçak hotelin üzerinde uçuyor.
2 airplanes are flying over the hotel.

Misafirler duvarın üzerinden atladılar.
The guests jumped over the wall.

Eğitim Öğretim İle İlgili Belgeler>Konu Anlatımlı Dersler >İngilizce Dersi İle İlgili Konu Anlatımlar

MÜŞTERİ GARSON KONUŞMASI İNGİLİZCE (İNGİLİZCE DERSİ KONU ANLATIMLAR, DERS NOTLARI)

 

Müşteri    -Hello   ( merhaba)

 

Garson  -Hello, Can I help you,sir?( merhaba,yardımcı olabilirmiyim?)

 

M  -Yes,I would like a hamburger,please.(evet ,hamburger alabilirmiyim,lütfen)

 

G  -Would you like something to drink?(içecek bir şeyler istermiydiniz)

 

M -Yes ,I would like a cup of coffee.(evet, bir fincan kahve alabilirmiyim?)

 

G -Oh ! no there isn’t any coffee (hayır, kahvemiz kalmadı fakat ayran ve portakalsuyu var)

but there are buttermilk and orange juice

 

M-Ok. I can get some orange juice   (tamam portakal suyu seafoodplus.info pizza istiyorum.)

.then I would like pizza.

Are there any vegetables in the pizza?(hiç sebzeli pizzanız var mı?)

 

G  -Yes, there are tomatoes, onions and mushrooms in the pizza.(evet,domatesli, sogan ve mantarlı pizza var)

 

M -Is the pizza hot?(pizza sıcakmı?)

 

G  –Yes, it is very hot.(evet. Çok sıcak)

 

M -Is there any dessert for dinner tonight?( Akşam yemeği için herhangi bir tatlı var-mi?)

 

G -Yes, there is a cake.( Evet,  pasta var)

 

M -What's there in the cake?(neli pastanız var?)

 

G  -There is chocolate, bananas and strawberries in the cake.( Pasta, çikolata, muz ve çileklidir)

 

M -Well , it is very good. –(iyi çok iyi)

 

I want all of them.- (hepsini istiyorum)

 

How much ? (ne kadar?)

 

G  -Forty dollars … (40 dolar.)

 

G      -Thank you and come again (teşekkürler gene bekleriz)

 








Yemekte Geçen İngilizce Müşteri Garson Diyalogları ( Kişilik)

İngilizce restoran diyaloglarını öğrenmek, sipariş verirken veya yemek ile ilgili konuşurken işinize yarayacaktır. Sizler için aşağıda restoran diyaloglarından örnekler düzenledik.

Diyalog 1:
Garson: Good evening, sir. Do you have a reservation? (İyi akşamlar bayım. Rezervasyonunuz var mı?)
Müşteri 1: Good evening. We don’t have a reservation. Is this seat free? (İyi akşamlar. Rezervasyonumuz yok. Bu masa boş mu?)
Garson: Yes, sir. Sit down, please. (Evet, bayım. Oturun, lütfen.)
Müşteri 1: Can we have the menu, please. (Menü alabilir miyiz, lütfen)
Garson: Here you are. (Buyurun.)
Müşteri 2: Can I have steak, please. (Biftek alabilir miyim, lütfen?)
Garson: Sure, madam. How would you like your steak? Rare or well-cooked? (Elbette, hanımefendi. Bifteğinizi nasıl istersiniz? Az pişmiş ya da çok pişmiş?
Müşteri 2: I like it rare. (Az pişmiş olsun.)
Garson: Would you like something to drink. (İçecek ister misiniz?)
Müşteri 2: I would like to have red wine. (Kırmızı şarap istiyorum.)
Müşteri 1: Is there any dish you can recommend? (Tavsiye edebileceğiniz bir yemek var mı?)
Garson: Seafood pasta is very delicious, sir. (Deniz ürünlü makarna çok lezzetlidir, bayım.)
Müşteri 1: Okay, I’ll have seafood pasta and red wine, please. (Tamam. Deniz ürünlü makarna ve kırmızı şarap alayım lütfen.)

Diyalog 2:
Garson: Good afternoon, sir. You can sit here. (Tünaydın, bayım. Buraya oturabilirsiniz.)
Müşteri: Thanks. Do you have salad? (Teşekkürler. Salatanız var mı?)
Garson: Yes, sir. You can find the salad list on the menu. (Evet, efendim. Salata listesini menüde bulabilirsiniz.)
Müşteri: Can I have chicken caesar salad, please. (Tavuklu sezar salata alabilir miyim, lütfen?)
Garson: Of course. What would you like to drink? (Tabii. Ne içersiniz.)
Müşteri: I’ll have an orange juice. (Portakal suyu alayım.)
Müşteri: The salad was great. Thank you. (Salata harikaydı. Teşekkürler.)

Diyalog 3:
Garson: Good morning. Would you like to sit in the garden or inside? (Günaydın. Bahçede mi oturmak istersiniz, içeride mi?)
Müşteri 1: We would like to sit in the garden. (Bahçede oturmak isteriz.)
Müşteri 2: Can I have a vegetable omelette, please. And coffee after the omelette. (Sebzeli omlet alabilir miyim lütfen. Ve omletten sonra kahve.)
Garson: Sure. (Tabii.)
Müşteri 1: I’ll have an English breakfast. Do you have dessert? (İngiliz kahvaltısı alayım. Tatlınız var mı?)
Garson: Yes, sir. Here’s the dessert menu. (Evet efendim. Buyrun, tatlı menüsü.)
Müşteri 1: I’d like to have a souffle after the breakfast, please. (Kahvaltıdan sonra sufle istiyorum, lütfen.)
Garson: Sure. (Tabii.)

Diyalog 4:
Müşteri 1: Good evening. Can we have a table by the window? (İyi akşamlar. Pencere kenarında bir masaya oturabilir miyiz?)
Garson: Yes, madam. You can sit here. Here’s the menu. (Evet hanımefendi. Buraya oturabilirsiniz. Menü burada.)
Müşteri 1: I’d like to begin with an appetizer before dinner. Would you recommend the Mediterranean salad? (Akşam yemeğinden önce aperitif ile başlamak istiyorum. Akdeniz salatasını önerir misiniz?)
Garson: Yes, madam. It is very delicious. What would you like as dinner? (Evet, hanımefendi. Çok lezzetlidir. Akşam yemeği olarak ne istersiniz?)
Müşteri 1: I’d like shrimp stew and soda. (Karides güveç ve soda alayım.)
Garson: Sure, madam.
Müşteri 2: I’d like to have green salad and chicken soup. (Yeşil salata ve tavuk çorbası alayım.)
Garson: Would you like the salad as an appetizer? (Salatayı aperitif olarak mı istersiniz?)
Müşteri 2: No, I’d like to have the salad with the soup. (Hayır, salatayı çorbayla birlikte istiyorum.)
Garson: Sure, would you like something to drink? (Tabii, içecek alır mısınız?)
Müşteri 2: I’ll have soda, too. (Ben de soda alayım.)

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir