ramazanda ezan saatleri neden değişir / ​İmsak vakti nedir? İmsak vakti namaz kılınır mı?

Ramazanda Ezan Saatleri Neden Değişir

ramazanda ezan saatleri neden değişir

’de güzel ülkemizde bir darbe olmuş, bütün ülke idaresi gibi Diyanet’in yönetimi de İhtilâl Konseyi'nin eline geçmiştir. Prim yapmak isteyen, makam düşkünü bazı din adamları rehberliğinde, namaz ve imsak vakitlerine operasyon düzenlenmiştir. Hâlbuki bir gazete yazarınca derecenin tercih edilmesi talebi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, çok haklı gerekçelerle daha önce reddedilmiştir.

 

 

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, yılından yılına kadar 11 sene müddetle,  Diyanet İşleri Başkanlığı’nda “Din İşleri Yüksek Kurulu Raportörü” olarak çalıştım; bir ara “Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği” de yaptım. Bu müddet zarfında, 4 “Diyanet İşleri Başkanı”, 12 “Devlet Bakanı”yla çalıştım. Bu görevlerim esnasında, yüzlerce kitap okuyup haklarında raporlar yazdım. Vatandaşlardan dinî konularda gelen binlerce suale verilen fetvaların müsveddelerini hazırladım. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, mezkûr görevimde iken, çok önemli vazifeler ifa ettiğim kanaatindeyim

Bunları niçin yazdım?

Ben, eski bir Diyanet mensubuyum; Riyaset’in kuruluşundan itibaren, Başkanlık’ta kıymetli ilim adamları gelip geçmiştir. Ancak Diyanet’te maalesef zaman zaman bazı yanlışlıklar yapılmıştır: Meselâ Mevlid Kandili kutlamalarının, bir müddet miladi takvimle nisan ayında yapılması gibi [çok şükür, bu yanlıştan dönüldü]; yine namaz vakitlerinin değiştirilmesi gibi. Saygıdeğer Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Beyefendi ve saygıdeğer meslektaşım Prof. Dr. Ali Erbaş, “Kutlu Doğum Haftası” konusundaki yanlışlığın düzeltilmesinde vesile olup çok dua ve teşekkür aldıkları gibi; Sayın Başkan, namaz ve oruç vakitlerindeki yanlışlığın da düzeltilmesinde vesile olabilirse, yine milyonların gönüllerini fethetmiş ve çok dua almış olacaktır

Bu girizgâhtan sonra, biz bu yazımızda, bilhassa yılında değiştirilen namaz vakitleri, özellikle “İmsak Vakti” üzerinde durmaya çalışacağız.

senesinden evvel, bütün takvimlerde, namaz vakitleri hep aynı idi. Fakat senesinde, re’sen namaz ve oruç vakitleri değiştirilmiştir.  ve evvelindeki takvimlerden hangisine bakılırsa bakılsın, bütün takvimlerde doğru imsak ve namaz vakitleri verilirken,  ilk defa yılından başlamak üzere, doğru vakitlere ait hesap usul ve kaideleri terk edilmiştir. Namaz vakitlerinin bazılarında “Temkin” tamamen terk edilerek, bazılarında da, asgarîye (!) indirilerek vakitlerde değişiklik yapılmıştır. Güneşin ufkun altındaki yükseklik açısı () dereceye çekilerek hesap edilip bulunan imsak vakitleri kesinlikle yanlıştır.

Burada, evvelâ şunu ifade edelim ki, yılında Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin talimatıyla, Kandilli Rasathanesinin kurucusu Prof. Fatîn Gökmen başkanlığında Kâmil Miras, İstanbul Müftüsü Ömer Nasûhî Bilmen, Eyüp Müftüsü İsmail Habip Erzen ve Muvakkit Yusuf Ziya Gökçe’den oluşan bir komisyon, “İmsak”in belirlenmesi için, º’yi esas almıştır. Ancak D. İ. Başkanlığı, yılında, imsak vaktinden temkini kaldırdığı sırada, güya “İslâmın kolaylaştırma ilkesi” doğrultusunda, º yerine, güya “bilimsel bir kriter” olan º’yi benimsemiştir.

’de güzel ülkemizde bir darbe olmuş, bütün ülke idaresi gibi, Diyanet’in yönetimi de İhtilâl Konseyi'nin eline geçmiştir. Prim yapmak isteyen, makam düşkünü, art niyetli bazı din adamları rehberliğinde, namaz ve imsak vakitlerine operasyon düzenlenmiştir. Hâlbuki bir gazete yazarınca  derecenin tercih edilmesi talebi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca, çok haklı gerekçelerle daha önce reddedilmiştir.

Namaz vakitlerindeki değişiklik kararında “İslâm’ın kolaylaştırma ilkesi” ve “bilimsel bir kriter” gibi iki kılıf uydurulmuştur. Yine bu kılıfı kullanan bir profesör de, yıllar sonra “İmsak vakti”ni, bir hayli geriye çekmiş, neredeyse güneş doğuncaya kadar yemiş-içmiş ve kendisine uyan bütün Müslümanların oruçlarını da ifsat etmiştir.

 

İSLÂM ASTRONOMİ ÂLİMLERİ NE DEMEKTEDİRLER?

 

İslâm astronomi âlimi Ahmed Ziya Bey, imsak hakkında “Rub’-ı Dâirenin Sûret-i İsti’mâli” kitabında diyor ki: “Avrupalılar fecr-i sadıkın başlaması olarak, ufuk üzerinde beyazlığın tamamen yayıldığı vakti hesap ediyorlar. Bunun için, fecr hesaplarında, güneşin irtifâ’ını derece alıyorlar. Biz ise, ufuk üzerinde beyazlığın ilk görüldüğü vakti hesâb ediyoruz. Bunun için de şemsin (Güneşin) irtifâ’ının, derece olduğu vakti buluyoruz. Çünkü İslâm âlimleri, imsak vaktinin, beyazlığın ufk-ı zâhirî üzerinde yayıldığı vakit değil, beyazlığın ufuk üzerinde ilk görüldüğü vakit olduğunu bildirdiler.”

İslâm âlimleri, asırlardan beri, fecr irtifâ’ının derece olduğunu anlamışlar, diğer rakamların doğru olmadığını bildirmişlerdir. Avrupalılar, beyazlığın yayılmasına “fecr” diyorlar. Bu fecrin irtifâ’ı derece kabul ediyorlar. Müslümanların, din işlerinde Hristiyanlara değil, İslâm âlimlerine uymaları lâzımdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluşundan, senesine kadar, imsak vakti hesaplarında () derece irtifâ’ın kullanılması icap ettiğine dair çok sayıdaki vesikalardan birkaçını, kaynakları ile birlikte aşağıda bildirelim. (İnşallah, Diyanet’in saygınlığına daha fazla bir halel gelmemesi için, bir yetkili çıkar da, bu yanlışları düzeltir.)

 

DİYANET’İN AÇIKLAMASI

 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tarihinde bir okuyucusunun sualine verdiği cevap yazısında; “İbadet vakitleri, özellikle yatsı namazı tespitinde, güneşin ufuk alçalma açısının, imsak vakti için de güneşin ufka yaklaşma açısının bilinmesi astronomların ana konusu olmuştur. Halife Me’mûn zamanından beri [ (m. ) tarihinden itibarenyatsı ve imsak vakitleri, bu (yatsı için °, imsak için °) değerlere göre tespit edilmiştir” şeklinde bildirilmektedir.

Diğer taraftan, bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Prof. Fatin Gökmen, bu hususta şöyle söylemektedir: “…muhtelif yerlerde uzun müddet yapılan rasatlar neticesinde, her yerde ve her zamanda, şafak-ı ahmerin gaybûbeti, güneşin tahtel-ufuk derece inhıtâtında ve şafak-ı abyazın gaybûbetiyle, imsak vakti olan fecrin tulûu dahi derece inhıtâtında vuku bulduğunu tespit eylemişler, sonra gelen râsıtlar dahi, bu tespiti tasdîk ve teyît ederek, ve  dereceler üzerinde müttefik kalmışlardır” şeklinde bildirilmektedir. [Prof. Fatin Gökmen, Sebîlürreşâd, Cilt. III, sayı. 61] 

 

İMSÂKİYELERİN FARKLI OLMASI

 

Bugün ise ülkemizde, iki çeşit imsakiye basılmakta ve dağıtılmaktadır. Bir kısmı, yüz senedir kullanılmakta olup doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hâsıl olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da ’ten sonra, “çok oruç tutuyoruz” diyenleri susturmak gayesiyle, imsak vaktini uzatan takvimlerdir.

tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilâf yoktur. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 30 Mart tarih ve sayılı Müftülüklere gönderdiği tamiminde “ öncesi takvim ile yeni uygulama arasında, sâdece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre öncesindeki uygulama yanlış değildir” denilmektedir.

Türkiye Gazetesi Takvimi, Fazilet Takvimi ve diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tamiminde bildirdiği gibi, yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimler ile bu takvimlere dayanılarak hazırlanan “Ramazan imsakiyeleri” yanlış değil, sâdece temkinlidir.

 

ŞİMDİ NEŞREDİLEN TAKVÎMLER ARASINDAKİ FARKLILIKLARIN İKİ SEBEBİ VARDIR

 

1- İlmî, astronomik zarurete binaen, vakitlerin hesabına mutlaka dâhil edilmesi icap eden “Temkin müddeti”nin, imsak ve yatsı vakitlerinden tamamen kaldırılması, öğle ve ikindi vakitlerinde de azaltılarak kullanılmasıdır.

2- İmsak vakti hesaplarında, güneşin ufkun altındaki yükseklik derecesi  olan irtifaının  () dereceden, () dereceye indirilerek güneşin ufka yaklaştırılmasıdır.

Peki, “Temkin” nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuşlardır? Kısaca bunu izah edelim:

Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve alçaklık gibi durumlarının göz önüne alınması gereklidir. Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da, en anormal hâli düşünülerek, vakti emniyet altında tutacak zamana, “vaktin temkini” denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Temkinsiz yapılan ibadet, vaktin dışına taşmış olabilir. Bilindiği gibi, namazları vaktinde kılmak şarttır. Birkaç dakika önce kılınsa, namaz sahih olmaz. Oruç da böyledir. Güneş batmadan önce yiyip içilince, oruç sahih olmaz.

Bundan 2 sene önce, Diyânetin İftâr Vakti, şimdiki vakitlerinden 4 dakika sonra idi; Türkiye Takvîmindeki iftâr vaktinden 2 dakika sonra ezân okunuyordu; tabîî ki bu durum, ihtiyâtlı bir durumdu. Ama şimdi durum ne? 2 seneden beri, iftârı 4 dakika geriye çekerek, Türkiye Takvîmindeki vakitten de 2 dakika önce ezân okuyorlar. Böylece Müslümânların oruçları imsak sebebiyle sakatlandığı gibi, iftâr sebebiyle de sakatlanmaktadır.

Hâlbuki namazları, vakitleri girdikten üç-beş dakika sonra kılmakta, güneş battıktan dakika sonra orucu açmakta da herhangi bir mahzur yoktur. Hatta yıldızlar görülünceye kadar bile geciktirmek câizdir.

’ten sonraki yeni takvimlerde, imsak vakti 20 dakika geciktirilmektedir. Böyle olunca, oruç tehlikeye sokulmaktadır. İmsak vaktinde eski cetvelleri esas alıp, yeni takvimlerden 20 dakika önce yiyip içmeyi kesmekte hiçbir mahzur yoktur. Hatta çok iyi olur. Tedbirsizlik ve temkinsizlik sebebiyle namaz ve oruçları ifsat etmemek gerekir. İki takvîm arasındaki fark, birinin temkinli, ötekinin temkinsiz olmasından kaynaklanmaktadır.

Şimdi, meselenin dinî yönden incelenmesine geçelim:

Kur’ân-ı kerîmde Bakara sûresi’ndeki, “… Sizin için fecrin beyaz ipliği siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip için…” mealindeki ayetindeki iplikler, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığıdır. Âyet-i kerîmenin anlamı, “Gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı, iplik gibi birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip için” demektir. Bu âyet-i kerîmeyi duyan bir zât (bir sahâbî), “Yâ Resûlallah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum. Fakat gecenin bitişini yine de tespit edemedim” dedi. Bunun üzerine, Peygamber Efendimiz, “O iplikler, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığıdır” buyurdu. Eğer Peygamber Efendimiz bu hususu açıklamasa idi, beyaz ipliğin aydınlık, siyah ipliğin karanlık olduğunu nereden bilecektik?

 

TAKVÎMLERDE YAZILI OLAN İMSÂK NE DEMEKTİR?

 

İmsak, gecenin bitimi, yiyip-içmenin yasak olduğu vaktin başlaması demektir. Türkiye Gazetesi Takvîmi’nde yazılı olan “İmsak vakti”nde, yiyip içmeyi kesmelidir. Bundan 20 dakika kadar sonra sabah namazı kılınabilir. Yanlış takvimlere göre hareket edip de, yiyip içmeye, ezan okununcaya kadar devam eden kimselerin, suçu yanlış takvime yüklemeleri, kendilerini mesuliyetten kurtaramaz. Türkiye Gazetesi Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir şekilde hazırlanmaktadır. Bu hususta takvimde her ay, “Mühim Tembih” başlığı altında bir ikaz da yapılmaktadır.

 

NETİCE OLARAK

 

ve daha önceki yıllarda, takvimlerde bildirilen imsak vakitleri için uygulanan ve () derece olan güneşin ufkun altındaki yükseklik açısı,  senesinden itibaren, bazı takvimlerde, İslâm âlimleri ve İslâm astronomi mütehassıslarının ittifakla bildirdikleri, beyazlığın doğudaki ufuk hattında bir nokta hâlinde görülmesi şeklinde değil de, Avrupalıların beyazlığın ufukta yayılması şeklinde bildirdikleri fecr vaktine ait olan irtifa’  () derece alınmıştır.

Bunun neticesinde, hem Güneş'in ufkun altındaki yüksekliğini, () derece almakla ve hem de temkin müddetini kaldırmakla, imsak vaktinde yaklaşık olarak (Türkiye gibi arz derecesi derece arasında kalan yerlerde) dakikaya varan farklar ortaya çıkmıştır. Yani, oruca Türkiye’de gerçek imsak vaktinden,  takriben dakika sonra başlanmakta, dakika daha yeme ve içmeye devam edilmekte ve tutulan oruçlar da fasit olmaktadır. Böyle vakitlere uyularak tutulan oruçlar fasit olduğundan, kaza edilmeleri lâzımdır.

O hâlde, Devlet, Hükûmet ve Diyanet yetkililerinin, asırlardır devam edegelen İslâm astronomi mütehassıslarının beyanlarına ve Diyanet’in de öncesindeki namaz ve oruç vakitlerine tekrar dönerek, halkımızı rahatlatacak kararlar almaları en hâlis temennimizdir.

Son Güncellenme:

Eskiden top sesiyle orucunu atan vatandaş şimdi mensup olduğu cemaatlerin takvimlerine göre yapıyor. Herhangi bir cemaate mensup olmayanlar içinse sahur da iftar da tehlikede. Tepkiler ise Diyanet İşleri Başkanlığı’na…

Diyanet İşleri Başkanlığı; Nur, Menzil, İsmaliağa, Süleymancılar gibi cemaatlerle Süleymaniye Vakfı'nın imsakiyelerinde oruca başlama zamanın farklı zamanlarda gösterilmesine tepki gösterdi. Diyanet İşleri Başkanlığı, "Yatsı namazı vaktinin sonu, sabah namazı vaktinin ve orucun başlangıcı olan imsak vaktinin belirlenmesi bizim vazifemizin bir parçasıdır. Halkımız, ibadet hayatlarıyla ilgili hususlardabir tereddüt yaşamamalı ve bu hususta Başkanlığımıza güvenmeye devam etmelidir" görüşünü dile getirdi.


Ramazan Ayında bu kez tartışma konusu olan İmsak vakitleri. Oruç başladığından bu yana hararetli bir şekilde imsak saatleri tartışılıyor.

Farklı açıklamalar oruç tutanların kafasını karıştırıyor.

Habertürk'te Güngör Karakuş'un haberine göre; Diyanetin takvimine karşı bazı cemaatlerin kendi takvimlerini oluşturup oruca başlama saatlerini farklı uyguladıkları ortaya çıktı.

Peki, neden? Cemaatler kendi takvimlerini hazırlamış olmalarını nasıl açıklıyor? Diyanetin takviminde akılları karıştıran ne var?
İddialara bakılırsa dakikalarla değil neredeyse bir saatlik gecikme gösteren bir yanlışlık var.

İMSAK VAKİTLERİ YANLIŞ

Haberin Devamı


İddialara bakılırsa Diyanet İşleri Başkanlığı’nın takviminde İmsak saatleri yanlış.

Diyanetin imsaki erkene alan Ramazan takviminde İstanbul bugün için 03,46 akşam ezanıyla başlayan iftar saati ise 20,43 olarak belirleniyor.
Süleymaniye Vakfına göre ise imsak saati neredeyse bir saat sonra saat 05,02’ de iftar ise 20,41 de.
Menzil Cemaati’nin kullandığı Semerkand imsak takvimine göre imsak 03,45 iftar sise 20,43 olarak belirlenmiş.

DİYANET'TEN AÇIKLAMA


Diyanet İşleri Başkanlığı; imsak ve iftar saatlerini bazı dini grupların farklı saatlerde uygulamasının neden olduğu tartışmalar konusunda bugün ayrıntılı bir açıklama yaptı. Diyanet'in açıklaması şöyle:
Fazla oruç tutuluyor eleştirisi yapılıyor


"Diyanet İşleri Başkanlığı imsak vaktinin belirlenmesi hususunda öteden beri birbirine tamamen zıt iki tür eleştiriye muhatap olmaktadır.
Birincisi imsak vaktinden temkini kaldırarak insanların oruçlarını riske attığı yolundaki eleştiridir. Nitekim ülkemizde yayınlanan bazı takvimler temkin süresini kullanmaya devam ettikleri için imsak vaktini Diyanet takviminden 20 dakika önce vermektedirler. Diğeri ise imsak vaktini çok erken belirleyerek insanlara fazla oruç tutturduğu yolundaki eleştiridir.
Bu tür eleştirileride dikkate alarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Ramazanın başlangıcında gerçekleştirdiği basın toplantısında gerekli beyanatlarda bulunmuş olmasına rağmen bu hususta her hangi bir açıklama yapılmamış gibi haber ve değerlendirmelerin sürdürülmesi üzerine aşağıdaki açıklamaların yenilenmesine ihtiyaç duyulmuştur:


İmsakın hesaplanması kriterleri


1- İmsak vaktinin hesapla belirlenmesi yeni bir hadise değildir. Namaz vakitlerinin hesaplarla belirlenmeye başladığı Hicri III. Asırdan itibaren imsak vakitleride hesapla belirlenmektedir. Müslüman astronomi âlimleri geçmişten günümüze imsak vakitlerinin hesaplanmasında genellikle bugün Diyanet İşleri Başkanlığının imsakın hesaplanmasında esas aldığı kriterleri benimseyerek ‘Fecri sadık’ı tespit edegelmişlerdir.


Esas olan 18 derece


2- Geçmiş İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, imsakin hesaplanmasında Diyanet İşleriBaşkanlığının esas aldığı 18ş'yi benimseyerek ‘fecri sadık’ı hesaplamışlardır. Bazıları ise daha ihtiyatlı davranmak üzere 19ş'yi esas almışlardır. yılında Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin talimatıyla Kandilli Rasathanesinin kurucusu Prof. Fatin Gökmen başkanlığında Kamil Miras, İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen, Eyyüp Müftüsü İsmail Habib Erzen ve Muvaakıt Yusuf Ziya Gökçe’den oluşan komisyon da imsakin belirlenmesi için 19ş'yi esasalmıştır. Ancak Başkanlığımız yılında imsak vaktinden temkini kaldırdığısırada İslamın kolaylaştırma ilkesi doğrultusunda 19ş yerine bilimsel bir kriter olan 18ş’yi benimsemiştir.


Milletimizin zihninde tededdüt uyandırılıyor


3- Günümüzde İslam dünyasının neredeyse tamamına yakını imsak vaktinin hesaplanmasında Diyanet işleri Başkanlığının imsakin belirlenmesinde esas aldığı ölçüyü benimsemektedir. Bu itibarla geçmişteki İslam astronomlarının bu meseleyi anlamadığı, İslam dünyasındaki onlarca İslami Astronomi cemiyetinin bu işi bilmediği, şimdilerde birilerinin bu işi doğru anlamaya başladığı gibi bir sonuca götürecek yaklaşımlarla milletimizin zihninde tereddütler uyandırmaya çalışılmasını isabetli bulmuyoruz.

En ihtiyatlı görüşü tercih ediyoruz


4- Diyanet İşleri Başkanlığı, elbette orucun başlangıç vakti konusunda fıkıh kitaplarımızda yer alan farklı görüşleri bilmektedir. Elbette bunlardan bir kısmının itibara alınamayacak şaz görüşler olduğunun da farkındadır. Ancak Başkanlık, sorumluluk sahibi bir kurum olarak fetvaya esas olan en ihtiyatlı görüşü tercih ederek imsak vakitlerini hesaplamaktadır. Başkanlığın bu tercihi, vaktin ilk sınırını tespit esasına dayanmaktadır. Bunu da bilimsel bir kriteri esas alarak gerçekleştirmektedir.

5- Diyanet İşleri Başkanlığı, imsakin belirlenmesinde bilimsel bir kriter olarak astronomik tanın başlangıcı olan 18ş’yi esas almaktadır. Böyle bilimsel bir kriter ölçü alınmadığı takdirde toplum içinde birliğin sağlanması asla mümkün değildir. Buhususta bugün şikâyet edilen tablo gibi manzaralar ortaya çıkar. Nitekim günümüzdeki uygulamalarda kimi takvimler imsak vaktini Diyanet takviminden yaklaşık 20 dakika önce başlatırken kimileri Diyanet takviminden bir saatten daha fazla bir süre sonra başlatmaktadır.


Dört mezhebe göre yatsı vakti


6- Dört mezhebe göre yatsı namazının cevaz vakti, fecri sadığa kadar devam eder. Buna göre yatsı namazının sonu ile sabah namazının başlangıç vakti arasında mühmel vakit/boşluk (ilkinin vaktinin çıkması, ikincinin vaktinin girmesi için birsüre) yoktur. Vaktin biri çıkar, diğeri girer. Buna göre, fecr-i sadık’ın zuhuru ile yatsı vakti çıkar, sabah namazı vakti girer ve oruç için imsak başlar. Bunlar arasında, fıkıh yönünden, az da olsa bir boşluk/mühmel vakit yoktur. Buna göre fecri sadık’ın ilk oluşmaya başladığı andan sonraya bırakılması, yatsı vaktinin sonu hususunda tereddüt ortaya çıkaracaktır.


Bilimsel gözlem yapıyoruz


7- Başkanlığımız ibadet vakitlerine ilişkin olarak dile getirilen her türlü görüş ve düşünceyi ciddiyetle takip etmenin bir gereği olarak imsak ve yatsı vakitlerinin bilimsel gözlem yöntemleriyle belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü ile ortakbir gözlem projesi yürütmektedir. Şu ana kadarki gözlemler Ankara Bâlâ ilçesindeki rakımlı Beynam Ormanları; Bolu Gerede İlçesindeki rakımlı Arkut Dağı ile Türkiye’nin güneyinde ve deniz seviyesindeki Mersin ili Anamur ilçesinde yürütülmüştür. Gözlem çalışmalarının insan gözüne endeksli aletlerleyapılan kısmında sonuca ulaşılmıştır. Buna göre; Başkanlık takvimlerinde hesaplanan imsak vakitleri ile fecirde ortalama tan beyazlığının başlama vakti arasında ise +- dakika fark görülmüştür. Bu sonuç, güneşin derece ufka yaklaştığı zamana denk gelmektedir. Başkanlık takvimlerinde yatsı vakti için güneşin 17ş ufkun altına inişinin, imsak vakti için ise güneşin ufka 18ş yaklaşması ölçüsünün esas kabul edildiği dikkate alındığında insan gözüne endeksli aletsel rasatlarla yapılan gözlem sonuçlarının Başkanlık takviminde verilen imsak vakti ile örtüştüğü görülmüş ve bu sonuçlar Ramazandan önce Diyanet işleri Başkanımız tarafından halkımızla ve basınımızla paylaşılmıştır.


8- Araştırmanın çıplak gözle yapılan rasatlar kısmında, Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerinden müteşekkil denek gözlemciler tarafından 28 adet yatsı, 22 adet imsak gözlemi olmak üzere toplan 50 adet görsel gözlem yapılmıştır. Ancak ışık etkisi ve ufuk kirliliği gibi tesirler göz önünde bulundurularak; sağlıklı sonuçlara ulaşılması amacı ile çıplak gözle yapılan gözlemlere bir süre daha ve fakat mümkün mertebe ışık etkisinden olabildiğince uzak daha değişik yerlerde devam edilmesi kararına varılmıştır. Tüm gözlem sonuçları elde edildikten sonra bütün bilgiler kamuoyu ile paylaşılacaktıseafoodplus.infoşı görüşün bilimsel desteği yok



9- Gerek aletsel gözlemlerle ve gerek çıplak gözle yapılan rasatlarla ulaşılan sonuçlarda şu ana kadar, günümüzde seslendirilmeye başlayan ve imsakin güneşin 10ş ufka yaklaşmasından daha az bir zamana tekabül eden bir vakitte başlatılması yolundaki görüşü destekleyen en ufak bir bulguya rastlanmamıştır. Zaten söz konusu iddia sahiplerinin dile getirdiği görüşleri İslam tarihi boyunca kabul eden hiçbir ciddi ilim insanı olmadığı gibi günümüz İslam dünyasında bu alanda söz sahibi olan hiçbir ilim insanı ve astronom da benimsememektedir.


Şer’î vakitlerin belirlenmesi, Diyanet İşleri Başkanlığının en önemli vazifelerinden biridir. Çünkü en başta ibadetler olmak üzere Müminlerin dini hayatı ile ilgili pek çok husus, şer’î vakitlerle irtibatlıdır. Yatsı namazı vaktinin sonu, sabah namazı vaktinin ve orucun başlangıcı olan imsak vaktinin belirlenmesi de bu vazifenin bir parçasıdır. Halkımız, ibadet hayatlarıyla ilgili hususlardabir tereddüt yaşamamalı ve bu hususta Başkanlığımıza güvenmeye devam etmelidir.

Ramazan dışında sabah ezanı neden g&#;neşin doğmasından bir saat &#;nce okunuyor?

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Nisan 12,

LinkedinFlipboardE-postaLinki KopyalaYazı Tipi

"Ramazan dışında sabah namazı ezanı güneşin doğmasına bir saat kala okunuyor ve namaz kılınıyor ancak ramazanda imsak vaktiyle birlikte namazı kılabiliyoruz. Bu durumun nedeni nedir?" sorusunun yöneltildiğini dile getiren İşlek, Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı takvimlerde "sabah namazı" diye bir vakit belirtilmediğini, imsak ve güneşin doğma vakitlerinin yer aldığını söyledi.

1/4Ramazan dışında sabah ezanı neden güneşin doğmasından bir saat önce okunuyor
2/4Ramazan dışında sabah ezanı neden güneşin doğmasından bir saat önce okunuyor
3/4Bazı illerin imsak vaktinin aynı olup iftar vaktinin farklı olmasının nedeni
4/4Ramazan dışında sabah ezanı neden güneşin doğmasından bir saat önce okunuyor

İmsak ne demek? Sabah ezanı ve imsak farkı nedir? Bakara ayet

İmsak ne demek? Sabah ezanı ve imsak farkı nedir? Bakara ayet

İslam alemi, 22 Mart Çarşamba gecesi itibarıyla Ramazan-ı Şerif'e kavuşacak.

30 gün boyunca sahur ve iftar yapacak olan Müslümanların gözü kulağı ezan vakitlerinde olacak.

Oruç tutacak olanlar, gece kalkıp sahur niyetiyle yemeklerini yiyecek. Yemek işi ise imsak vakti ile son bulacak.

İmsak vakti, hem kelime anlamıyla hem de sabah ezanı ile arasındaki fark ile merak konusu oluyor.

Sabah ezanının okunduğu an imsak vakti midir, İmsak ile sabah ezanı aynı mıdır, farkı nedir, sabah ezanı imsaktan sonra mı okunur, gibi sorular arama motorlarına yöneltiliyor.

Peki, imsak ne demek? İmsak ve sabah ezanı farkı nedir? İşte detaylı bilgiler

İmsak ne demek? Sabah ezanı ve imsak farkı nedir? Bakara ayet

İmsak ne demek

Sözlükte “kendini tutmak, engellemek, el çekmek, geri durmak” anlamlarına gelen imsak, dinî bir kavram olarak, fecr-i sâdıktan, iftar vaktine kadar yemeden, içmeden, cinsel ilişki ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak, el çekmek demektir.

İmsakın zıttı iftardır.

İmsak ne demek? Sabah ezanı ve imsak farkı nedir? Bakara ayet

İmsak vakti nedir

Halk arasında ise “imsak” oruç tutmaya başlanan fecr-i sadığın oluştuğu vakit anlamında kullanılır. Bu manada imsak, oruca başlama vakti demektir.

Oruca ne zaman başlanıp ne zaman bitirileceği Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde açıklanmıştır:

“(Ramazan gecelerinde) şafağın aydınlığını gecenin karanlığından ayırt edinceye (tan yeri ağarıncaya/fecr-i sâdığa) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar (yiyip içmeden, cinsel ilişkide bulunmadan) orucu tamamlayın.” (Bakara, 2/)

İmsak ne demek? Sabah ezanı ve imsak farkı nedir? Bakara ayet

İmsak ve sabah ezanı farkı

Sabah ezanı en çok karıştırılan vakittir. Çünkü imsak ve sabah ezanı farklı saatleri kapsar.

İmsak vakti gecenin sona erdiği, yatsı namazı vaktinin çıkıp sabah namazı vaktinin girdiği andır. Ezan da imsak vaktinin başlaması ile okunmaktadır.

İmsak ile sabah ezanı arasındaki zaman dilimi saat farkına ve mevsimlere göre değişir. Sabah ezanı genelde imsak vaktinden 30 ila 45 dakika sonra olunmaktadır.

Sabah namazı ise sabah ezanından sonra güneş vaktine kadar kalınabilir.

İmsak girince sabah namazı kılınır mı?

İmsak vaktinin girmesi demek sabah namazı vaktinin de geldiğini gösterir. Dolayısıyla imsak girince namaz kılınabilir.

İmsak ne ifade eder?

Takvimlerde gösterilen “imsak”, oruca başlama vaktini ifade eder. İmsak vakti aynı zamanda gecenin sona erdiği, yatsı namazı vaktinin çıkıp sabah namazı vaktinin girdiği andır. Ezan da imsak vaktinin başlaması ile okunmaktadır. Bu sebeple ezanın başlaması ile yemeyi içmeyi terk etmek gerekir.

kaynak: url

.

İslamEzanRamazansahurOruç

Google News ile Takip Et

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir