refik korkmaz pdf indir / Refik Korkmaz Bilinçaltı Mucizeler Sembol Dili PDF Kitapçık – Gül Sunar Akademi

Refik Korkmaz Pdf Indir

refik korkmaz pdf indir

Refik Korkmaz PDF

Ağaçkakan 45 Cinsel dürtüleri güçlü insan.

Ahtapot Hayatı çile haline gelen insan. İşin içinden çıkılmaz derecede sorunlarla boğuşan, doğru karar
vermekte zorlanan, bağlandığı sevgiliden vazgeçemeyen insan.

Akbaba Ekonomik olarak sömüren insan.


Başkaları tarafından sıkıntı yaşatılan insan. Bu kişi, kendisine zulmedenden intikam alma
Akrep gayretindedir. İntikamını alamazsa sıkıntılar, kişinin bedeninde tik, takıntı ya da hastalığa
dönüşecektir.

Arı Çalışkan, evlenmek için en iyi eş adayını bulma çabasında tüm adayları tek tek test eden insan
(flört ederek)
Aslan 50 Otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider, cinsel dürtüleri güçlü insan.

At 50 Özgüveni yüksek, yaşamı seven, kendi ayakları üzerinde duran, işini iyi yapan, özgürlüğüne düşkün,
“hayır” demesini bilen, cinsel dürtüleri güçlü, sahip olduğu tüm özellikleri etrafına göstermekten
keyif alan, etrafındakilere motivasyon ve ruh veren, insan.

Ateş böceği Büyüsel güçlere sahip, pek çok yeteneğe sahip, tamamen saf ve tertemiz yüreğe sahip, iyilik dolu
insan.

Atmaca 50 Otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider insan.


Ayı Yalnız, kaba, aptal, fiziksel gücü yüksek, ekonomik durumu iyi insan.

Balık Balık türlerinin her biri ayrı anlama sahiptir. Her balık türleri için ilgili maddeye bakınız.

Balina Sevdiklerinden ayrılmış ve onların hatıralarıyla yaşayan yalnız insan. Sıkıntılardan bunalan insan.

Baykuş Bir yakınının ya da sevdiğinin ölümüne üzülen insan.


Bilgelik.

Bıldırcın Kurban psikolojisinden kurtuluşun ilk basamağı. Bu kişi, yaklaşık bir ay öncesine kadar başkaları
tarafından maddi-manevi istismar ve sömürüye uğramıştır.

Boğa Çalışkan, azimli, güçlü, inatçı, cinsel gücü yüksek, kendi hayatına ve çevresine bolluk, bereket
dağıtan, nezaketten uzak insan.

Boğa Yılanı 40 Sevdiklerinden ayrılmış ve onların hatıralarıyla yaşayan yalnız insan.

Böcekler Aşağılanmış, değersizleşmiş / değersizleştirilmiş, sinik insan.

Bukalemun o İçine girdiği topluma kolaylıkla uyum sağlayan insan.

Balıkçıl İhtiyacı olanlara % 95’in üzerinde isabetli tavsiyelerde bulunarak yol gösteren, onlara rehberlik
eden insan.
C

Ceylan Nezaket sahibi, kibar, medeni, diksiyonuna özen gösteren, iyi kalpli, asla kötülük düşünmeyen
insan.
Genç kız ve kibar bayanlardan sıklıkla duyacağınız simge.

Çakal Başkalarını ekonomik açıdan sömüren insan

Çekirge Yaşamı yolunda gitmeyen, sıkıntılarla boğuşan, hayatın yükü altında ezilmekten kurtulamayacak
olan, kötü sona yaklaşan insan. Başkalarına her tür sıkıntı yaratan insan.

Çita 50 Afacan, hareketli, hiperaktif insan (çocuklar söylerse).


Cinsel gücü yüksek, flört etmekten hoşlanan insan.
Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan.
Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Deve 50 Zenginlik, bolluk, bereket.


Yaşama amacını çalışmak olarak belirleyen insan. Ailesinin, sülalesinin her türlü problemini çözen,
onlara gerektiğinde ekonomik yardımda bulunan buna rağmen sülale liderliğini almayan, her türlü
liderlikte ikinci şahıs olmayı seçen insan.
Deve kuşu Gerçekleri görmektense başını kuma gömmeyi tercih eden insan.

Dinozor Eski alışkanlık, tutum, davranış ve düşüncelerini sürdüren, hayatı en az 20 yıl geriden takip eden,
eski eşiyle ilişkilerini hala sohbetlerine konu eden insan.

Doğan 50 Otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider insan.

Domuz Cinsel istismar, tecavüz, ensest ilişki.

Ejderha Tanrısal özelliklere sahip insan, en yüksek pozitif titreşimler yayan, istediği her şeyi başarabilecek,
her problemi sadece kendisi için değil toplum için de faydalı olacak biçimde çözen, başkalarına yol
gösteren, esin veren insan.
Çin Mitolojisinde imparator ailesi ile ilişkilendirilir.
Avrupa'da uğursuzluk getirdiklerine inanılır; Uzakdoğu’da uğur (sonsuz iyilik ve bilgelik) ejderha ile
bir tutulur.
Hazineleri korurlar.
Bilgeliğin sembolüdürler.
Yağmurun, suyun, gök gürültüsünün tanrısı olarak anılırlar.
Fırtınalar çıkaranlar da vardır.
Bazı mitolojilerde ışık tanrısıdır.
Ejderhaların yakınlarında tedavi edici özelliğe sahip şifalı otlar vardır.
Ejderhaların tükürüğü şifadır.
Sümer, Babil, Akad ve Hititlerde erkek kahramanlar veya tanrılar ejderhaları öldürürler.
Eşek 25 Yaptığı hatanın pişmanlığı içinde olan insan. Eşek modu, uzun sürmez. Kişinin bu psikolojiden
çıkması 20 günden fazla sürmez. Takım halinde çalışamayan, anlayışsız, inatçı insan.

Eşek arısı Hırsız, zorba insan.

Erkek Hindi 50 Baba

Fare Küçük sorunlarla boğuşan, yaşama geniş perspektiften bakamayan insan. Aşağılanmış, ezilmiş
insan. Suçluluk duygusu içinde olan insan Dedikodu yapan, başkalarının kirli çamaşırlarını ortaya
çıkarmaya çalışan insan.

Fil Sevdiği kişiden ayrılan, onun hatıralarıyla yaşayan, bu sebeple yaşama uyum sağlayamayan insan.
İçine kapanık insan

Flamingo Depresyonda olan insan. Yaşadığı ortama uyum sağlayamayan, kendini boşlukta hisseden, bu
dünyaya ait olmadığını düşünen, başka gezegenlere ait olduğuna inanan (Mars…) insan.
İntihara eğilimli insan

Fok 50 Şanslı, sadık, başarılı, güvenilir insan. Fok, diyen birine şans oyunu oynamayı tavsiye etmek isabetli
olur.

Gelincik Güvenilmez insan.


Gergedan 50 Hedefine kilitlenmiş başarılı insan. Hedefe varmak üzere olan insan. Cinsel dürtüleri en yüksek
düzeye çıkmış olan insan.

Geyik Nezaket sahibi, kibar, medeni, diksiyonuna özen gösteren, iyi kalpli, asla kötülük düşünmeyen,
merhametli, sadık, özgürlüğüne düşkün insan. Genç kız ve kibar bayanlardan sıklıkla duyacağınız
simge.

Goril Nezaketen uzak, tamamen kaba, cinsel dürtüleri en yüksek düzeye çıkmış, vahşi insan.

Güvercin 48 Evlilik ya da flörtte sadakatin en büyük simgesi. % sadık.

Hindi 40 Baba

Horoz 50 Baba

I-İ-J

Istakoz Hayatı çile haline gelen insan. İşin içinden çıkılmaz derecede sorunlarla boğuşan insan.

İguana Yaşamaya ayak uydurmakta zorlanan insan.

İnek Son derece çalışkan, üretken, etrafına faydalı olan, insan. Anne. Bu kişiler, başkaları tarafından
sömürüldüklerini anlasalar dahi “hayır” demeyi bilmezler.
İstiridye Anne.

Jaguar 50 Cinsel gücü çok yüksek, yaşam amacı flört olan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından
aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan. Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Kaplan 50 Cinsel gücü çok yüksek, yaşam amacı flört olan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından
aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan. Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Kanarya 45 Sohbeti tatlı insan. Genellikle flört aşamasının ilk basamağında olanların söylediği hayvandır. Bu
aşamanın bir üst basamağı kedidir yani aşk başlamıştır.

Kanguru Annelik, bağlılık, vazgeçememek .

Kaplumbağa 50 Sağlıklı, çalışkan, gayretli insan.

Karga Üzerine vazife olmayan işere karışan, gagası b..’tan kurtulmayan insan. Başkalarının kirli
çamaşırlarını ortaya seren, canını sıkan, dedikodu yapan insan.

Karınca Çalışkan.

Karınca Yiyen Titiz, ince eleyen, sık dokuyan, gayretli, detaycı insan.

Kartal 50 Etrafında olan biten her şeyden haberdar, otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider insan.

Katır 25 İnatçı, zorba, asi, aşırı stresli, gurupla uyum içinde hareket edemeyen insan
.
Kaz Aptal, başkaları tarafından sömürülmeye karşı koyma iradesi gösteremeyen insan.

Keçi 25 İnatçı insan


.
Kedi Aşık (yetişkinler için).
Aile sıcaklığını, anne ve baba şefkatini tam olarak hisseden mutlu çocuk (çocuklar için).

Keklik Evlilik ya da flörtte % sadık eş. (mağdur)

Kelaynak Bulunduğu çevreye yabancı, toplum kurallarına uyum sağlayamayan insan. ( depresyonda)

Kelebek Hayata bağlı, yaşama sevinci dolu, rengarenk kişiliğe sahip mutlu ve sağlıklı insan.

Kene Asalak yaşamı ilke edinen insan.

Kertenkele Sarhoş insan. Yürüme güçlüğü çeken insan (spastik özürlü).

Kırlangıç Matematik ve mühendislik becerisi yüksek, en zor durumların üstesinden kolayca gelebilen insan.

Kirpi Birine karşı aşırı öfke dolu, öfkesini intikama dönüştürmeye yeminli insan. Genellikle, çocuğun
babaya karşı duygu durumu. Kirpinin, bitki karşılığı kaktüstür.

Koala Aile sıcaklığını, anne ve baba şefkatini tam olarak hisseden mutlu, huzurlu, sakin insan.

Koç 50 Otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider, cinsel dürtüleri güçlü insan.

Kokarca İnsanlardan kaçan, kendi köşesine çekilmeyi seçen, bastırılmış öfke patlamalarının eşiğinde olan,
depresif insan.
Koyun Uysal, başkaları tarafından rahatlıkla kullanılabilir, sömürülebilir, boyun eğen, özgürlüğünü
başkalarına teslim eden insan.

Koza 51 Hayatın dönüm anları, kırılma noktaları, başkalaşım geçirme anları.

Köpek Aşık (yetişkinler için).


Aile sıcaklığını, anne ve baba şefkatini tam olarak hisseden mutlu çocuk (çocuklar için).
Evlilik ya da flörtte baskın taraf (yetişkinler için).

Köpek Balığı İntikam duygusuyla hareket eden, saldırgan, vicdansız, açgözlü, özgürlüğüne düşkün insan.

Köstebek İşleri ters giden, her defasında duvara toslayan, kısır döngüye sıkışan insan.

Kuğu 48 Evlenme beklentisi içinde olan (flört istemeyen) genç kız.

Kumru Evlilik ya da flörtte sadakatin simgesi. % 95 sadık. (mağdur edilmiş)

Kunduz 50 Hırslı, çalışkan, gayretli insan. Evlilik beklentisi içinde olan erkek. Ailesi için en iyisini yapmaya
çabalayan eş.

Kurbağa Potansiyeline ulaşmamış insan. Bir durumu değiştirme çabasında olan insan. 25 gün sonra aşkını
ilan edecek insan.

Kurt 45 Hovarda, çapkın; evlilik ya da flörtte güvenilmez, partnerini aldatan kişi. İşinin erbabı.
Şiddete meyilli, saldırgan insan.
Kuş Her tür kuşun anlamı farklıdır. O yüzden kuşların açıklamasını türlerinde belirttim.,

Kutup Ayısı 45 Duygusal çöküntü içinde, yalnız, kaba, aptal, fiziksel gücü yüksek, ekonomik durumu iyi insan.

Kuzu Zavallı, kurban durumunda olan insan. Başkası / başkaları tarafından şiddet, istismar ve benzeri
sıkıntılar yaşatılan insan. Kuzu psikolojisinde olan birine yardım etmek kesinlikle gereklidir.

Lama Ağzından bir tek tatlı söz çıkmayan öfkeli, sürekli kötü sözler, eleştiriler ve küfürler eden insan.

Leopar 50 Cinsel gücü çok yüksek, yaşam amacı flört olan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından
aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan. Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Leylek Depresyonda olan insan. Yaşadığı ortama uyum sağlayamayan, kendini boşlukta hisseden, bu
dünyaya ait olmadığını düşünen, başka gezegenlere ait olduğuna inanan (Mars…) insan.
İntihara eğilimli insan

M-N

Mamut Eski alışkanlık, tutum, davranış ve düşüncelerini sürdüren, hayatı en az 20 yıl geriden takip eden,
eski eşiyle ilişkilerini hala sohbetlerine konu eden insan.

Maymun Yalancı, sahtekar, hırsız, eğlence isteği dolu, olgunlaşmamış, kaba insan. Cinsel dürtüleri yüksek ve
cinsel davranışlarını ulu-orta yaşamayı seven insan.

Midilli 51 Başkalaşım geçirerek yeniden doğan, uyanan, aydınlanan insan.


Muhabbet 45 Sohbeti tatlı insan. Genellikle flört aşamasının ilk basamağında olanların söylediği hayvandır. Bu
Kuşu aşamadan bir üst basamağı Kedi’dir yani aşk başlamıştır.

O-Ö

Orangutan Nezaketen uzak, tamamen kaba, cinsel dürtüleri en yüksek düzeye çıkmış, vahşi insan.

Öküz Çalışkan, azimli, güçlü, inatçı, cinsel gücü yüksek, kendi hayatına ve çevresine bolluk, bereket
dağıtan, nezaketten uzak insan.

Ördek Annelik.

Örümcek Hayatı çile haline gelen insan. İşin içinden çıkılmaz derecede sorunlarla boğuşan, doğru karar
vermekte zorlanan, bağlandığı sevgiliden vazgeçemeyen insan.

Panda Aile sıcaklığını, anne ve baba şefkatini tam olarak hisseden mutlu, huzurlu, sakin insan.

Panter 50 Cinsel gücü çok yüksek, yaşam amacı flört olan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından
aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan. Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Papağan Sürekli aynı vaatleri tekrarlayan, sözünde durmayan, oyalayan insan.

Pegasus Tanrısal özelliklere sahip insan, en yüksek pozitif titreşimler yayan, istediği her şeyi başarabilecek,
her problemi sadece kendisi için değil toplum için de faydalı olacak biçimde çözen, başkalarına yol
gösteren, ilham veren insan.
Penguen 45 Parlak ve antika fikirli, mucit yapıda olan insan.

Periler Hayal gücü zengin, sanat yeteneğine ve sihirli güçe sahip mükemmel insan.

Pire Aşağılanmış, değersizleşmiş / değersizleştirilmiş, sinik insan.

Pirhana Şiddet eğilimli insan.

Porsuk 49 Birilerinin yaşattığı sıkıntılarla baş etmeye çalışan, sihirli güçe sahip, şanslı insan.

Puma 50 Cinsel gücü çok yüksek, yaşam amacı flört olan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından
aşka sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan. Özgüveni yüksek, güçlü ve sağlıklı insan.

Rakun Hırsız, hilebaz, bir şeyler gizleyen, ketum insan.

Serçe Zavallı, kurban durumunda olan insan. Başkası / başkaları tarafından şiddet, istismar ve benzeri
sıkıntılar yaşatılan insan. Serçe psikolojisinde olan birine yardım etmek kesinlikle gereklidir.

Sincap İki aşk arasında kalmaktan hayatı çile haline gelen insan.

Sinek Aşağılanmış, değersizleşmiş / değersizleştirilmiş, sinik insan.

Şempanze Yalancı, sahtekar, hırsız, eğlence isteği dolu, olgunlaşmamış, kaba insan. Cinsel dürtüleri yüksek ve
cinsel davranışlarını ulu-orta yaşamayı seven insan.
Şahin 50 Etrafında olan biten her şeyden haberdar, otoriter, kendine güvenen, kontrolcü, cesur, lider insan.

Sırtlan Gözüne kestirdiği insanı ekonomik olarak sömüren, batıran ve bundan maddi çıkar sağlayan insan.
Bu kişilikte olan birini anlamak bir yıldan uzun zaman alır çünkü bu yönlerini gizleme konusunda
ustadırlar.

Sansar Karşısındakini sömüren, batıran ve bundan maddi çıkar sağlayan insan.

Su samuru 50 Hırslı, çalışkan, gayretli insan. Evlilik beklentisi içinde olan erkek. Ailesi için en iyisini yapmaya
çabalayan eş.

Su Perisi Hayal gücü zengin, sanat yeteneğine ve sihirli güçe sahip mükemmel insan.

Salyangoz Yeniden doğan, uyanan, aydınlanan, sihirli güçlere sahip olan insan.

Sıpa İleride pişmanlıklar yaşayacak, anlayışsız, uyumsuz, inatçı insan.

Su Aygırı 50 Cinsel dürtüleri en yükseğe çıkan insan. Sahip olduğu gücü gizleyen, saldırgan insan.

Su Yılanı Güvenilmez insan.

Sivrisinek Aşağılanmış, değersizleşmiş / değersizleştirilmiş, sinik insan.

Sıçan Küçük sorunlarla boğuşan, yaşama geniş perspektiften bakamayan insan. Aşağılanmak, ezilmiş
insan. Suçluluk duygusu içinde olan insan. Dedikodu yapan, başkalarının kirli çamaşırlarını ortaya
çıkarmaya çalışan insan.
Sığır Çalışkan, azimli, güçlü, inatçı, cinsel gücü yüksek, kendi hayatına ve çevresine bolluk, bereket
dağıtan, nezaketten uzak insan.

Solucan 10 Aşağılanmış, değersizleşmiş / değersizleştirilmiş, sinik insan.

Sülün Güzel giyinmeyi seven, hava atmayı seven, yaşamdan keyif alan insan. Genellikle bayanlar sülün
psikolojisinde hisseder.

Sülük Parazit yaşam tarzını ilke edinen insan.

Sümüklü Geride tiksindirici anılar, davranışlar bırakan insan.


böcek
T

Tavuk Annelik

Tavşan 48 Aile sıcaklığını, anne ve baba şefkatini tam olarak hisseden mutlu, huzurlu, sakin insan (Çocuklar
için). Şanslı insan. Cinsel dürtüleri en yüksek düzeye çıkan insan

Tavus kuşu 50 Güzel giyinmeyi seven, hava atmayı seven, yaşamdan keyif alan insan. Genellikle bayanlar tavus
kuşu psikolojisinde hisseder.

Tilki 24 Sömüren, kurnaz insan.

Timsah Acımasızlık, sahtekarlık, rekabet, Azim. Çevresindekileri baskı altına alan, çevresindekilere sahte
tavsiyelerde bulunan, onlara kötü muamele eden; güçlü, özgür, tehlikeli, saldırgan, devingen,
samimiyetsiz, sahtekar, rekabetçi yönü aşırı derecede ön plana çıkan insan.
U-Ü

Uğur böceği Başkalaşım geçirerek yeniden doğan, uyanan, aydınlanan, şans getiren insan.

Unicorn Tanrısal özelliklere sahip insan, en yüksek pozitif titreşimler yayan, istediği her şeyi başarabilecek,
her problemi sadece kendisi için değil toplum için de faydalı olacak biçimde çözen, başkalarına yol
gösteren, ilham veren insan.

Vaşak 50 Cinsel gücü yüksek, flört etmekten hoşlanan insan. Sadakat ve bağlılık sorunu yaşayacağından aşka
sıcak bakmayan, cinsel özgürlüğüne düşkün insan.

Vatoz balığı 10 Ayak bağı olan, asalak yaşamı ilke edinen insan.

Vizon 50 Çalışkan, azimli, güçlü, inatçı, kendi hayatına ve çevresine bolluk, bereket dağıtan, nezaketten
uzak, cinsel gücü yüksek, insan.

Yılan Kendisini yenileyebilen, bilge, koruyucu, şifa ve bereket veren ölümsüz, tanrı.
10 İntikam alma peşinde olan insan.
10 Şeytan, acımasız, duygusuz, hain, korku, endişe, günah, tehlike, cinsellik (Yeryüzü kadın, yılan
erkek, Dünya, tüm canlıların rahmi.)

Yılan balığı 10 Sorumluluktan kaçan, sözünde durmayan insan.


Yarasa 20 Kötülük yapabilecek, can sıkıntısı yaratmaya meyilli insan
55 Altıncı hissi kuvvetli insan.

Yengeç Hayatı çile haline gelen, işleri ters giden insan.

Yunus balığı 50 Sosyal çevresi geniş, arkadaş canlısı, insanların dertlerini büyük bir sabırla dinleyen, dertlerine
ortak olan, çözüm bulan, onlara yol gösteren insan.

Zürafa Cinsel dürtüleri en yüksek seviyeye çıkan insan.

Zebra Cinsel dürtüleri en yüksek seviyeye çıkan insan. Denge ve uyumun simgesi

Zümrüdü Tanrısal özelliklere sahip insan, en yüksek pozitif titreşimler yayan, istediği her şeyi başarabilecek,
Anka her problemi sadece kendisi için değil toplum için de faydalı olacak biçimde çözen, başkalarına yol
gösteren, ilham veren insan.
Kafdağı’nda yaşar.
Göz kamaştıran parlaklığa sahiptir.
İnsan gibi konuşur ve düşünür.
Bilgili ve hünerlidir
Tüyleri yaraları iyi eder.
Gözyaşı yaraları iyi eder.
Kimseye muhtaç olmadan yaşar.
Karşılık beklemeden darda kalan herkese yardım eder.
Kahramanları taşır, uzak mesafelere yolculuk yaptırır ve yakıp kendisini tekrar çağırabilsinler diye
onlara kendi tüylerinden birkaç tane bırakır.
Öldükten sonra küllerinden doğar.
Ölümsüzdür.
Uzaklarda aradığımız şey, aslında kendi içimizdedir.
Kendini bilme, başkalaşım geçirerek yeniden doğuş, uyanma, aydınlanma, kurtulma…
Yılanlara karşı bir düşmanlığı vardır.
Simurg, kendisini alevlerle kaplayana kadar yıl yaşar, yanar yeniden doğar.
Bereket bahşeder, yer-gök arasındaki birliği sağlar.
Simurg uçuşa kalktığında, bilgi ağacının yaprakları titrer her bitkinin tohumlarının dökülmesine
neden olurdu. Bu tohumlar dünyanın her yanına dağılır gelmiş geçmiş her bitki çeşidinin kök
almasını sağlar ve böylece insanoğlunun tüm hastalıklarını tedavi ederler.
Kimin basına konarsa (devlet kusu), ona büyük zenginlik ve mevki getirir.
Phoenix, Ra (günes tanrısı) ile yakından ilişkilidir. Eski Mısırlılarca Benu Kuş olarak adlandırılır ve
tanrı Ra’nın formlarından biridir. Kaos ve karanlıktan çıkan hayatın ve ışığın sembolüdür.
BİLİNÇALTI DİLİ RENK SİMGELERİ

MOR Şifa, şefkat, merhamet, onur, başarı yaratıcılık, dini dinginlik, içsel dinginlik, huzur, sukut, nezaket,
estetik, arınma, sezgi.
Mor; tanrıların ve kralların rengidir.
Akıl hastalarının en çok huzur bulduğu renktir.

TURUNCU Güzel giyinmeyi seven, etrafa hava atan, sosyal çevresi geniş, dışa dönük, yaşama sıkı sıkıya bağlı,
hayat dolu, pek çok yeteneğe sahip, nazik, cömert insanın simgesi.

PEMBE Bilge, yardım sever, neşeli, mutlu, sevgi dolu insanın simgesi.
Aşk ve şehvetin simgesi

YEŞİL 50 Sağlık, bereket, şifa, umut, canlılık, acemilik; günün sabah vakti, yılın ilkbahar mevsimi, ömrün
çocukluk yıllarını simgeler.

Enerji, tutku, saldırganlık, cesaret, derin duygusal çağrışımlar, öfke, tehlike, şiddet, utanç, reddetme,
KIRMIZI 50 cinsel dürtü

SARI 50 Aşk ihanetinin (sadakatsizlik) sembolü.


Hastalığın sembolü.
Başkaldırının, asiliğin sembolü.
Yeni bir düşünce sisteminin, felsefenin, dinin getirilmesinin simgesi. Bu yüzden peygamberlerin
simgesi.

MAVİ 50 Sosyal çevresi geniş insan. Arkadaş canlısı, hayatı seven insan.
KAHVERENGİ 45 Orta yaşı (38 – 55) simgeler. Açık kahverengi 38 – 45, Koyu kahverengi 45 – 50 yaş arasını kapsar.
Toprak rengi olduğundan hayatın gerçekleri kabullenmenin simgesidir.
Genç biri kahve rengini söylüyorsa kendini erken yaşlanmış hissediyor demektir.

GÜMÜŞ 40 Adaletin simgesi

BEJ 35 Tarafsızlık.

SİYAH 10 Bilinmezlik, tehlike karanlık, ölüm, üzüntü, nefret, kötülük ve asaletin simgesi.
Ayakları yere basan (gerçekçi, hayalci olmayan) insanın simgesi.

GRİ Hastalık, depresyon, korku, karmaşa ve karasızlık simgesidir.

BEYAZ Saflığın, barışın, masumiyetin, temizlik, mükemmeliyet ve ölümün simgesi.


GÜNEŞ
Güneş: Baba
Kızgın güneş: Kızgın baba
Tatlı güneş: Çocuğuyla arkadaş bir baba
Batmak üzere olan güneş: Yaşlı bir baba
Büyük kısmı batmış güneş: Ölüm döşeğinde bir baba
Solgun güneş: Hasta bir baba
Işınları ok gibi dik güneş: Kızgın bir baba
Işınları dalgalı güneş: Çocuğuyla arkadaş bir baba
Gökyüzü aydınlık fakat güneş görünmüyor: Baba ayrılmış, baba ölmüş, babayla ilişki sıfır
Yarım güneş: Babayla ilişki % 50
Çeyrek güneş: Babayla ilişki % 25
Ağaçların ardında bir güneş: Baba başka kadınlarla yaşıyor.
Güneşin önünde kaç küme bulut varsa bu tasvirin söylendiği an babanın o kadar sevgilisi (yasak aşk) var.

AY
Ay: Anne
Ayın önünde kaç küme bulut varsa bu tasvirin söylendiği an annenin o kadar sevgilisi (yasak aşk) var.
Ayışığı: Anne
Dolunay: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatinin % ’nü çocuğuna veren anne
Yarım ay: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatinin % 50’sini çocuğuna veren anne
Hilal: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatini çocuğundan esirgeyen; giyimine özen gösteren, gezmekten ve kendisiyle
ilgilenmekten zevk alan, bakımlı ve güzel anne
Solgun Ay: Hasta anne
Parlak Ay: Sağlıklı anne
Krater yapılı Ay: Travma yaşayan anne

Yıldız: Kardeş, anneanne, babaanne, hala, teyze, amca, dayı, kuzenler…

Yeryüzü: Kadın
Gökyüzü: Erkek
Bulut: Sevgili
Güneş ışınları: Sperm
Yağmur damlası: Sperm
Yağmur: Dert
Dağ: Dert
Sisli, puslu, bulutlu gökyüzü: Sıkıntılı hayat
Kar: Kişinin pek çok duyguları ölmüş durumda

SU
Su: Aşk
Şelaleden dökülen berrak, serin su: Mükemmel aşk
Berrak su: Güzel aşk
Bulanık su: Bitmek üzere olan aşk
Çamurlu su: Kanlı bıçaklı hale gelmiş aşk
Çamurlu suda böcekler var: Gayrı meşru cinsel ilişki, eşcinsellik, tecavüz
Serin su: Güzel aşk
Ilık su: Azalan aşk
Sıcak su: Bitme aşamasına gelen aşk

Kuyu (su dolu): Zor aşk


Kuyu (susuz): Aşkın olmayışı, sevgisizlik

AĞAÇ
Ağaç: Anne
Ağac dalları: Annenin mutluluğu
Ağac yaprakları: Annenin mutluluğu
Ağaç gövdesi ve kökü: Annenin kariyeri, geçmişi, aldığı eğitim
Ağaç gövdesi kalınlığıyla annenin sıkıntıları doğru orantılıdır
Dalları ve yaprakları, gövdesiyle orantılı büyüklükte ağaç: Hak ettiği mutluluğu yaşayan anne
Dalları ve yaprakları, gövdesiyle orantısız derecede az ağaç: Hak ettiği mutluluğu yaşayamayan anne
Kurumuş, derin kovuklu, dalları kırılmış ağaç: hasta, ölüm döşeğinde anne
TERAPİ SENARYOSU

BİRİNCİ HAYVAN
1. Lütfen mantığa bağlı kalmadan, tamamen hayal ederek gözünüzde canlandırdığınız bir hayvan söyleyin (Söylenecek
hayvan, kişinin kendisidir).
2. Nerede, lütfen anlatın.
3. Ne yapıyor?
4. Ne renk?
5. Ne düşünüyor?
6. Suyunu nereden içiyor?
7. Güneşi görebiliyor mu?
8. Nasıl bir güneş var?
9. Bu hayvan, güneş hakkında ne düşünüyor? (Kişinin, baba hakkındaki düşünceleri)
Güneş bu hayvan hakkında ne düşünüyor? (Babanın, kişi hakkındaki düşünceleri)
Aynı manzara gece olsa gökyüzünde Ay var mı varsa nasıl bir Ay görünür?
Bu Ay, yeryüzüne inse nasıl bir ağaca dönüşür?
Bu hayvan, Ay hakkında ne düşünüyor? (Kişinin, anne hakkındaki düşünceleri)
Ay, bu hayvan hakkında ne düşünüyor. (Ay’ın kişi hakkındaki düşünceleri)
Ay, Güneş hakkında ne düşünüyor? (Danışanın annesinin, danışanın babası hakkındaki görüşleri)
Ay’ın Güneş hakkındaki duyguları neler (sevgi, şefkat, aşk, öfke, nefret, düşmanlık, nötr, huzur, mutluluk, güven…)
(Danışanın annesinin, danışanın babası hakkındaki duyguları)
Güneş, Ay hakkında ne düşünüyor? (Danışanın babasını, danışanın annesi hakkındaki görüşleri)
Güneş’in, Ay hakkındaki duyguları neler (sevgi, şefkat, aşk, öfke, nefret, düşmanlık, nötr, huzur, mutluluk, güven…)
(Danışanın babasının, danışanın annesi hakkındaki duyguları)
Ay, bir hayvan olarak yeryüzüne inse hangi hayvan olur?
Güneş, bir hayvan olarak yeryüzüne inse hangi hayvan olur?
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan suyunu nereden içiyor?
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan suyunu nereden içiyor?
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne baktığında nasıl bir Güneş görünür? (Danışanın babasının, danışanın
dedesi hakkındaki görüşleri)
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne gece baktığında nasıl bir Ay görünür? (Danışanın babasının, danışanın
babaannesi hakkındaki görüşleri)
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne baktığında nasıl bir Güneş görünür? (Danışanın annesinin, danışanın dedesi
hakkındaki görüşleri)
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne gece baktığında nasıl bir Ay görünür? (Danışanın annesinin, danışanın
anneannesi hakkındaki görüşleri)
İKİNCİ HAYVAN
Lütfen mantığa bağlı kalmadan, tamamen hayal ederek gözünüzde canlandırdığınız ikinci bir hayvan söyleyin
(Söylenecek hayvan, kişiyi zihnen en fazla meşgul eden kişidir. Bu sevdiği de olabilir düşmanı da.).
Nerede, lütfen anlatın.
Ne yapıyor?
Ne renk?
Ne düşünüyor?
Suyunu nereden içiyor?
Güneşi görebiliyor mu?
Nasıl bir güneş var?
Bu hayvan, güneş hakkında ne düşünüyor? (Kişinin, baba hakkındaki düşünceleri)
Güneş bu hayvan hakkında ne düşünüyor? (Babanın, kişi hakkındaki düşünceleri)
Aynı manzara gece olsa gökyüzünde Ay var mı varsa nasıl bi Ay görünür?
Bu Ay, yeryüzüne inse nasıl bir ağaca dönüşür?
Bu hayvan, Ay hakkında ne düşünüyor? (Kişinin, anne hakkındaki düşünceleri)
Ay, bu hayvan hakkında ne düşünüyor. (Ay’ın kişi hakkındaki düşünceleri)
Ay, Güneş hakkında ne düşünüyor? (Danışanın annesinin, danışanın babası hakkındaki görüşleri)
Ay’ın Güneş hakkındaki duyguları neler (sevgi, şefkat, aşk, öfke, nefret, düşmanlık, nötr, huzur, mutluluk, güven…)
(Danışanın annesinin, danışanın babası hakkındaki duyguları)
Güneş, Ay hakkında ne düşünüyor? (Danışanın babasını, danışanın annesi hakkındaki görüşleri)
Güneş’in, Ay hakkındaki duyguları neler (sevgi, şefkat, aşk, öfke, nefret, düşmanlık, nötr, huzur, mutluluk, güven…)
(Danışanın babasının, danışanın annesi hakkındaki duyguları)
Ay, bir hayvan olarak yeryüzüne inse hangi hayvan olur?
Güneş, bir hayvan olarak yeryüzüne inse hangi hayvan olur?
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan suyunu nereden içiyor?
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan suyunu nereden içiyor?
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne baktığında nasıl bir Güneş görünür? (Danışanın babasının, danışanın
dedesi hakkındaki görüşleri)
Güneş, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne gece baktığında nasıl bir Ay görünür? (Danışanın babasının, danışanın
babaannesi hakkındaki görüşleri)
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne baktığında nasıl bir Güneş görünür? (Danışanın annesinin, danışanın dedesi
hakkındaki görüşleri)
Ay, bir hayvan oldu ya bu hayvan, gökyüzüne gece baktığında nasıl bir Ay görünür? (Danışanın annesinin, danışanın
anneannesi hakkındaki görüşleri)
Zaman Tünelinde Geriye Gidiş (% doğru bilgi verir.)
Bu hayvan, şu kadar gün /hafta/ ay/ yıl önce hangi hayvandı?
Ondan önce hangi hayvandı?
Ondan da önce hangi hayvandı?
Ondan daha önce hangi hayvandı?
İstediğimiz yaşa kadar geriye gidebiliriz?

Zaman Tünelinde İleri Sıçrayış (% 72 doğru bilgi verir).


Bu hayvan, şu kadar gün /hafta/ ay/ yıl sonra hangi hayvana dönüşecek?
Ondan sonra hangi hayvana dönüşecek?
Kişinin zaman tünelinde istediğimiz yaşa kadar ileri sıçramalar yapabiliriz.

Terapi Uygulama
1. Lütfen mantığa bağlı kalmadan, tamamen hayal ederek gözünüzde canlandırdığınız bir hayvan söyleyin (Söylenecek
hayvan, kişinin kendisidir).
2. Sizin bana anlattığınız takıntınız, tikiniz, sorununuz, hastalığınız bu hayvanın bedeninin neresinde hangi hayvan olur?
3. Bu hayvanın bedenine, bu hayvanı, hangi hayvan, ne kadar gün /hafta/ ay/ yıl önce koydu?
4. Bu hayvanın bedenindeki hayvanı, nereden çıkaralım ?(Ağızdan, göğüsten, karından…)
5. Hayvanı çıkarttığımız zaman takıntı, tiki, sorun, hastalık bedenden çıkacaktır.
KONULU GRUPLAMALAR

Cinsel dürtüsü Kat artmış Kaplan Türleri

Cinsel dürtüsü 5 Kat Artmış Zebra, Zürafa, Yılan, Goril, Orangutan, Gergedan, Tavşan

Hırsız Rakun, Sansar

İşi ters giden, sıkıntıyla boğuşan Örümcek, Ahtapot, Müren Balığı, Istakoz, Yengeç
Sincap ( iki aşk arasında kaldığı zamanda)

Değersiz hisseden, aşağılanmış Hamamböceği, Sinekler, Solucan

Cinsel suç, Sapıklık Domuz

Depresyonda Leylek, Kelaynak, Flamingo

Hatıralarda yaşayan ( Son birkaç yıl) Fil, Balina

Geçmişin hatıralarında yaşayan Mamut, Dinazor


( yıl)

Aşık Kedi, Köpek

Aile sevgisini hisseden çocuk Kedi, Köpek, Kuala, Panda


Mağdur edilmiş sadık eş Kumru, Keklik

Sadık eş ( mağdur edilmemiş) Güvercin

Yeni bir aşka yelken açan Martı

Kaba insan Ayı, Goril, Orangutan

Evlilik beklentisinde olan kadın Kuğu

FREKANS GRUPLARI

Çirkin böcekler, pire, bit

Kertenkele, İguana, Bukalemun, Kene (asalaklar), Sülük


Fare, Karga, Lama, Gelincik, Su yılanı, Yılan Balığı, Kokarca, Domuz, Akrep

Köstebek, Sansar, Rakun, Çakal, Sırtlan, Akbaba, Leylek, Kelaynak, Flamingo, Çekirge,
Sümüklü Böcek,

Kirpi, Örümcek, Ahtapot, Yengeç, İstakoz, Sincap, Kuzu, Serçe, Sıpa

25 Keçi, Eşek, Katır

Dinozor, Mamut, Keklik, Bıldırcın, Deve Kuşu, Eşek Arısı

Kumru, Maymun, Kurbağa, Köpek Balığı, Pirana, Yarasa

İnek, Dana, Buzağı, Koyun, Papağan, Timsah, Goril


Fil, Balina, Ördek, Kaz, Kanguru, Tavuk, Deniz Anası, Ceylan, İstiridye

Sülün, Kedi, Köpek, Kuala, Panda, Kırlangıç, Karıncayiyen, Salyangoz, Öküz, Boğa, Camış,
Kelebek, Arı, Ayı, Karınca, Zebra

50 Su samuru, Kuğu, Kaplumbağa, Tavus kuşu, Arslan, Kartal, Kaplan, At, Gergedan,
Leopar, Yunus Balığı, Koç, Atmaca, Doğan, Şahin, Çita, Deve, Fok, Jaguar, Kunduz, Vaşak

Midilli, Koza, Deniz Atı, Uğur Böceği, Ateş Böceği, Yusufçuk, Deniz Yıldızı

Deniz Kızı, Peri, Su perisi, Unicorn (Çok İyiyim)

Şahmaran (Şahaneyim)

Pegasus (Harikayım)

Ejderha (Muhteşemim)

Zümrüdü Anka (Mucizeviyim)

Refik Korkmaz
Bilinçaltı Dili kurucusu
[email protected]
0

Tüm hakları saklıdır ve bu materyal Refik KORKMAZ’ın açık yazılı izni olmadan kopyalanamaz, değiştirilemez veya çevrilemez.

Footer menu

Türk öykücülüğünü Anadolu’ya yönlendirerek öykünün sahasını genişleten Refik Halit Karay, Anadolu’nun tüm yönlerini realist bir şekilde işleyerek Anadolu’yu özgün bir dil ile ele alır. Bireyi ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla kaleme alınan ‘Yatık Emine’ adlı öyküde Refik Halit Karay, toplumun örfî, hukukî ve ahlakî kaynaklarına inerek olması gerekten yana tavrını koyar. Böylelikle o, bireysel sorunlardan hareketle toplumsal sorunlara yönelerek metin bağlamında var olan bir kurguyu yaşam gerçekliğine taşır. Bu gerçeklik birey ve toplum arasında var olan tüm değerlerin benimsenmesi ya da ötelenip yok sayılması ile şekillenir. Yok sayılan değerleri yeniden canlandırmaya çalışan Refik Halit Karay, birey ve toplumun içine düştüğü çıkmazı dile getirir. Anahtar Kavramlar: Refik Halit Karay, ahlâk, yozlaşma, birey, toplum, devlet. THE EXAMINATION OF THE STORY CALLED ‘YATIK EMİNE’ OF REFİK KALİT KARAY IN TERMS OF SOCIOLOGICAL Abstract Refik Halit Karay () has an important place in Turkish story telling. Refik Halit Karay who changed the field of Turkish story by canalizing it to Anatolia, works on Anatolia with an original language by treating all aspects of Anatolia with a realistic manner. In the story ‘Yatik Emine’, written with the aim of raising awareness of the individuals and the society, Refik Halit Karay goes deep into customary, judiciary and moral source of the society and takes up a position about how it is supposed to be. Therefore, by wending his way to social problems taking its roots from individual problems, he carries fiction within the textual contextto reality. This reality is shaped by adoption or disregard of the all the values within the society and individual. Refik Halit Karay reflects the dilemma of the individual and the societywith the aim of reviving the disregarded values Keywords: Refik Halit Karay, ethics, corruption, individual, society, state. 1Yrd. Doç. Dr., Fırat Üniversitesi, İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, [email protected] 2Fırat Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Doktora Öğrencisi, [email protected] Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… GİRİŞ Edebiyat ve sosyoloji kendi var olma sebeplerini yitirmeden anlamsal olarak daha da güçlenmek için birbirlerini kabul eden ve açımlayan iki farklı disiplindir. Disiplinlerarası bir yaklaşım olan edebiyat sosyolojisi ise edebiyat ve sosyolojinin temel verilerinden yararlanarak yeni bir anlayış yaratma çabasıdır. Bu birlikteliğin eser bağlamında rahatlıkla kurulması yeni açılımlar farklı anlamlar doğurur. Disiplinlerarası bu eğilim, bireyi dolayısıyla da toplumu kavrama açısından önemli bir gelişme olarak kabul edilebilir. Çünkü “edebiyat-toplum ilişkisi ve bağını merkeze alarak bu ilişkinin tüm boyutlarını araştıran edebiyat sosyolojisi edebiyata değişik bir pencereden bakma girişimidir. Edebiyatın birikimi ile toplumsal durumları tahlil etme, edebiyatı izlek alarak sosyolojik analize varma çabasına denk düşer edebiyat sosyolojisi.“ (Alver ) Bu sebeple toplum sorunlarının incelenmesinde ve yorumlanmasında edebiyatın göz önünde bulundurulması gerektiğini öne süren edebiyat sosyolojisi, edebiyatın aynı zamanda sosyo-kültürel ortama ait bir gerçeklik olduğunu ispatlamış olur. Edebiyat dünyasının bilinen isimlerinden olan Refik Halit Karay, öykücü, romancı ve dergici kişiliğiyle birçok eser oluşturmuştur. Ancak o, “asıl ününü edebî yazılarından çok Kalem ve Cem dergilerinde ‘Kirpi’ imzasıyla yazdığı mizahi yazılarıyla yap(sa da)” (Oktay ) onun hikâyeciliği göz ardı edilemez. Çünkü Refik Halit Karay, “İstanbul sınırları dışına çıkamayan Türk hikâyesini Anadolu’ya yöneltmekle hikâyeciliğimize yeni bir ufuk aç(ar)” (Kudret ). Özellikle ‘Memleket Hikâyeleri’ Anadolu insanının ruhunu yansıtması bakımından önemlidir. Öykülerinin genelinde yurt-insan gerçeğine yönelen Refik Halit Karay, ‘Yatık Emine’ adlı öyküsünde bireysel ve kültürel değerleri toplumsal yaşam bağlamında yeniden diriltecek olan sosyolojik bir kurgu geliştirir. Öykünün işlevini sosyolojik anlamda öne çıkarılmasını sağlayan bu kurgu, bireyden hareketle toplumsal olanı merkeze alır. Birey-toplum ikilisiyle temellendirilen öykü, hem kendi gerçekliğinin yanı sıra diğer gerçekliklerle de ilişkilendirilerek yalıtılmışlıktan kurtarılır hem de içerik düzlemi bakımından kuvvetlendirilir. Refik Halit Karay, ‘Yatık Emine’ adlı öyküsünde bireyin ve toplumun içinde bulunduğu durumu metne taşıyarak bir yaşam gerçekliğini anlatır. ‘Yatık Emine’, “Emine” özel ismine “yatık” sıfatı getirilerek kurulmuş bir sıfat tamlamasıdır ve aynı zamanda bu sıfat “Emine” isminin özelliğini belirterek tamamlayan bir sıfattır. Adler kimliksizleşen “ kadınları boyun eğen kadın rolünü en iyi şekilde üstelenen” (Adler ) kişiler olarak adlandırır. “Yatık”, her şeye boyun eğen, kendi bireyselliğini ön plana koymadan sorgusuzca kabul eden, uysal anlamlarına gelir ki zaten öyküde yazar, başkişi Emine’ye verilen bu sıfatın doğru bir kullanım olduğunu gösterir. Nitekim öyküde Emine, “yazarın diğer hikâyelerinde tanıtılan eğlence kadınlarından farklı bir fizyonomiye sahip olması arzu edilmiştir Diğerlerinin iri, etli, kanlı canlı olmasına rağmen, bu cılız ve sıskadır.” (Aktaş 76) Başkişi Emine’nin yaşamın acımasızlığı karşısında varlığını koruyup kendi kimliği ile hayata katılacağı bir seçenek yoktur. Verilmiş olanı kabul etme durumunda bırakılan Emine kendinden uzaklaşarak her şeye boyun eğen bir insana dönüşür. Nitekim Emine’nin yaşamış olduğu bu seçimsizlik, öykünün temel dokusunu oluşturur. Dolayısıyla verilmiş olanı yaşamaktan başka şansı olmayan Emine, aynı zamanda yaşam karşısında eylemsizdir. Olanı olduğu gibi kabul ederek öykü boyunca yaşanan seçimsizlik, Emine’yi ilk olarak kendinden ve değerlerinden uzaklaştırır. Kendi ‘beni’nden uzaklaştıkça ahlakî değer ve yargılarla bir çatışma durumuna giren Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… Emine, varoluşsal değerlerini tahrip eder. Ancak onu bu vahim durumdan kurtaracak yaşamsal bir destek verilmez. Çünkü bir arada yaşamak zorunda olduğu toplum ve onun yozlaşmış yapısı, onun içtenlik değerlerini tahrip eder. Dolayısıyla öyküdeki dramatik aksiyon, Emine’nin kendilik değerleriyle çatışıp bu değerlerden uzaklaşması ve kendine dönüşememesi üzerine kurulur. İsim-içerik açısından uygunluk gösteren öykü, tanrısal anlatıcı tarafından kurgulanır. Tanrısal anlatıcı her şeye hâkim olan bir bakışla anlatı karakterlerinin duygu ve düşünce dünyasını bilir ve okuyucuya aktarır. Okur, üçüncü tekil şahıs tarafından aktarılan olaylarda başkişinin geçmişini, iç dünyasını tanıma fırsatı bulur. Kendi içinde altı bölümden oluşan öykünün 3., 5., ve 6. bölümleri bir alt bölümden meydana gelir. Bu bölümlerde Emine’nin kasabaya gelmesiyle başlayan yaşam mücadelesi anlatılır. Ancak öyküde meydana gelen değişimler dikkate alındığında öykünün bir ana bölümden meydana geldiği söylenebilir. GELİŞME İnsan başkalarıyla etkileşim kuran sosyal bir varlıktır; bu sosyalleşme sürecinde kendini ötekiyle birlikte var eden insan, zaman içinde biraradalığını kavrar. Bu kavrama sürecini yaşamayan insan, kendisiyle öteki arasında çatışma yaşar. Toplumun sağlıklı bir şekilde kendini kurup var olabilmesi için asıl gaye, bu çatışmaya sıkışan insanları topluma yeniden kazandırabilmektir. Çünkü toplumsallaşmış insan, dünyayla sağlıklı ve uyumlu bir birlikteliğe intibak edemeyen insanın yaratacağı tehlikenin farkındadır. Nitekim “Adler, kişileri suçluluğa götüren nedenlerin başında ihmal edilmenin olduğunu söyler. Sosyal duygunun yetersiz olduğu bir toplumda ihmal edilen bireyler, suç işlemeye daha meyillidir.” (Yiğitoğlu ) Dolayısıyla kişilerarası iletişimi zayıf ve kopuk olan insan, bireysel ve toplumsal düzeyde yaşanılacak olası bir kaosun nüvesini içinde taşır. Ahlak insanın kendisini dinî, örfî ve hukukî değerlere göre kurması, ayarlamasıdır. Bireysel ve sosyal farkındalık yaşatarak insanın kendisini tanımasını ve ötekilerden ayırmasını sağlayan ahlak, her şeyden önce bir ruhsal büyümedir. Bu erginleşmeyi tamamlayan insan, gerek bireysel gerekse toplumsal ilişkilerde yaptırım gücü olan hukukî, örfî ve ahlakî değerleri kavramasıyla insanî öze ulaşır. Öyle ki bu insanî öz, toplumsal yaşamanın kaynağını teşkil eder ve bu toplumsal yaşam insanların karşılıklı etkileşimleri sonucu şekillenir. Dostluk, sevgi, barış ve yardımlaşma gibi insanı özüne ulaştıran değerler toplumun inşasında en önemli kendilik değerleridir. Sağlıklı ve erdemli her insan bu değerleri hayatı boyunca uyumlu bir birliktelik içinde sürdürmeyi başarabilir. Ancak düşmanlık ve nefret gibi insanı özüne yabancılaştıran değerler de toplumun çöküşünü hazırlayan yıkıcı olgulardır. Bu yoz ve yıkıcı değerlerin etkisini ise insan ancak vicdan ve sağduyunun sesine kulak vererek ortadan kaldırabilir. Dolayısıyla olumlanan değerlerin yanında öteki değerlerin de var olması, birçok kimliğe kapılarını açarak bir arada yaşamayı gerektiren toplumu çok sesli bir armoniye dönüştürür. Asıl önemli olan kimlik ve kültüre sadık kalarak öteki kimlik ve kültürü dışlamadan barış ve huzur içinde yaşayabilmektir. Öte yandan toplum her zaman barış ve huzur içinde yaşayamayabilir. Zira kişisel ve toplumsal “iç barışın sürekliliğinde ya da bozulduğu zaman tekrar sağlanmasında akıllılığın ve ahlaklılığın büyük rolü vardır.” (Yaran ) Böylesi durumlarda refah ve saadet gibi duyguları elinde bulundurmak zorunda olan bir idareye Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… ihtiyaç vardır ki bu idare devlettir. Çünkü devlet, herkese eşit davranmak ve herkesi kötülüklerden korumak gibi birçok görevle yükümlüdür. “İl merkezinde ard arda olaylar çıkmasına sebep olan uygunsuz takımından Yatık Emine ilçede oturtulmak ve başka yere gitmesine engel olunmak üzere yollandığından gereğinin yapılması…” (Karay 11) İnsan, yaşamının etken öznesidir. Ancak alıntı cümlesinde geçen “otur-“ ve “yolla-“ fiilleri bir başkasının isteği/emri üzerine gerçekleştirilen eylemlerdir. Kendini, Emine’nin yaşamını yönlendirme hakkına sahip olarak gören devlet, Emine’yi öteleyerek edilgen bir konuma düşürür, onun kendi yaşamını yönlendirme yetkisini elinden alır. Devletin çıkarmış olduğu bir karar niteliğinde olan bu durum, Emine’nin özgürlüğünü elinden alarak onu sürgün eder. Oysa insan daha doğarken birçok hakka sahiptir. En önemli hakkı özgürce yaşama hakkıdır ki devlet de bu hakkı korumak zorundadır. Çünkü hak, devlete bağlı değildir. Ancak öyküde devlet ve devlet kurumları bireyin varoluşunu tehdit eder, hatta yok eder bir durumdadır. İnsanın maddi bir varlık olmasının yanında manevî bir şahsiyet olarak sahip olduğu hakları ihlal eder. Dolayısıyla bireysel hakların korunmasını gözetmek gibi bir görevle yükümlü olan devlet, bireyin sahip olduğu hakları elinden alarak kendi varoluş nedenini yitirir. Oysa devletin rolü, “bireylerin birbirlerinin haklarını çiğnemelerinin engellenmesine ve her birinin sadece birey olmakla hak ettiği yaşam alanının dokunulmazlığını korumaya indirgenmeli(dir)” (Durkheim, ). Ancak öyküde Emine’ye uygunsuz takımından damgasını vuran devlet, bireysel hakların göz ardı edilmesine sebebiyet verir. Haddinden fazla genişletilen devlet nüfuzu bireyi silikleştirerek normal olmayan bir durum yaratır. Bu sebeple bireysel amaçlara hizmet etmekten uzaklaşan devlet, insanların zayıflığından istifade ederek onları yaşama karşı savurmaktadır. Devletle aynı doğrultuda ilerleyen toplum da bireysel fikir ve hakları ihmal eder. Çünkü toplumun gözünde bireysellik değil ortaklık önemlidir. Dolayısıyla “toplum için toplumun itkilerine uysal bir tavırla uy(an) ve kendi kaderini kolektif varlığın kaderlerine tâbi kıl(an)” (Durkheim, ) insan önemlidir. Toplumun yutuculuğu karşısında kendi şahsi varlığını kaybeden insan tam bir teslimiyetle verilmişliğe bağlıdır. Bu yüzden Emine’nin adı “Yatık Emine”dir. “Böyle her zora katlanıp ne yapılsa sızıltısız boyun eğdiğinden Emine’ye, Yatık Emine derlerdi.” (Karay 19) diyen yazar, bu cümleyle, bütün varlık alanına girilmiş, bütün hakları ihlal edilmiş bir kişinin çözülüşünü özetler. Nitekim “kendi içinde çözülmüş olan birey ya ‘bir şeyi isteme’ yeteneğinden yoksundur ya da eğer bir şey istiyormuş gibi görünüyorsa, istenci sağlıksızdır.” (Fromm 70) Dolayısıyla yaşamdan ve insanlardan hiçbir şey istemeden kendisine verileni kabul eden Emine’nin çözük bir kişiliğe sahip olduğu söylenebilir. Öyle ki öyküde Emine’nin sesini neredeyse duymayız, o konuşmaz sadece var olanı yaşar. O, etken bir edim öznesi olmaktan ziyade söylenenleri yerine getiren, dönüşümü gerçekleştiremeyen sıradan bir insan olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Yazar aynı zamanda öykünün başkişisine “Emine” adını vermekle de ironik bir durum yaratır. Çünkü “Emine” adı, “emin” kelimesinden türetilir ve “kendisine güvenilen” anlamını verir. Oysa öyküde hiç kimse Emine’ye güvenmez. Toplumda huzur ve güveni zedeleyerek var olmaya çalışan bu karakter, adıyla karakteri arasında var olan bir tezadı yaşar. Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… Toplumu şekillendiren ve birleştiren unsurlar olarak bilinen kültürel ve ahlakî değerler, hem kişiliğin hem de insanî ilişkilerin bu değerlere göre biçimlenmesini sağlar. Zira “toplumsal normlar sıkı örülmüş bir ağ gibi kişiliği sardığı gibi kişinin eylem ve davranışlarını” (Atıker 67) etkileyerek insanın toplumsallaşmasını sağlar. Ancak bu kuralların dışında kalmak toplumun tepkisine yol açar. Bu yüzden “uygunsuz takımından” kabul edilen Emine, yaşadığı ilde olumsuzlanan birçok olayın doğmasına sebep olduğu için ahlakının ıslah edilmesi amacıyla Haymana Ovası’nın ortasındaki bir kasabaya gönderilir. Kasaba, “küçük sosyal bir toplaşmayı olduğu kadar; değişmezliği, taşrayı, uzaklığı, azgelişmişliği bakışaçısı darlığını ve hoşgörmezliği de simgelemektedir.” (Korkmaz- Deveci ). Bu açıdan mekânın simgesel anlamdaki değeri, onu fiziksel bir mekân olmaktan çıkarır ve anlatı karakterlerinin izdüşümü olan bir mekâna dönüştürür. “Yöreye oranla o kadar yolsuz ve yüksekti ki sanki buraya insanlar yokuşları tırmana tırmana değil, gökten serpilerek gelmişler ve inmeye iz bulamayarak öyle dünyaya ilgisiz bir küme halinde kalmışlardı. Haymana Ovası’nın ortasında en yüksek bir yerde gözcü gibi bekleyen kasaba, kerpiç evleri ve ağaçsız sokaklarıyla ne kadar zevksiz, yürek karartıcıydı. (…) zaten yöredeki halk ile kolayca buluşup ilişkiye girişememek yüzünden bu kasaba gayet geri, gayet uyuşuk, atılımsız kalmıştı. Ne gençlerinde hayatın ilk tadlarını duymaktan gelen bir iştah, bir sıcaklık; ne de ihtiyarlarında rahat bir yaşlılığın verdiği çubuklu, hikâyeli bir keyif… Kadınlar ise taş gibi duygusuz, kütük kadar hareketsiz ve donuktular. (…) Ne kadar heyecansız, ne derece uyuşuk bir ömür!” (Karay ) Gerek kasabanın coğrafi yapısı gerekse kasaba halkının karakteristik özelliği metinde karşılıklı bir etkileşim süreci içerisinde anlam bulur. Olumsuzluk, duygusuzluk ve tek düze bir algının hüküm sürdüğü bu yerleşim yeri, hem insanların yaşamını etkilemekte hem de insanların yaşamından etkilenmektedir. Mekânın insanı silen yutuculuğu içinde yüzü yaşama dönük bireyleri bulmak neredeyse imkânsızdır. Zira ‘yutucu mekân’, “yalıtıcı niteliği (ile) içinde yaşayan kişiyi dış dünyadan ve diğer insanlardan hatta kendi güçlerinden bile koparır.” (Korkmaz, ). Çevresel ve insanî olumsuzluklar nedeniyle, Emine’nin içinde bulunduğu kaotik durumu daha da çıkmaza sürükleyen bu mekân, insanın yaşam şartlarına direnme gücünü elinden alır. Kendilerini dünyaya kapatan kasaba halkı sadece kendi aralarında var olan bir iletişime sahiptir. Çünkü bu kasaba halkı “küme”lenmişlerdir ve kümelenmek insan dışındaki varlıkların bir arada olduklarını ifade etmek için kullanılır. Dolayısıyla bilinçsiz bir şekilde sadece fiziksel olarak bir ortaklık yaşayan ve dünyayla olan bağlantılarını kopararak yaşadıkları kasabayı kendi dünyaları olarak gören bu insanlar, adeta kendilerine yeni bir dünya yaratmışlardır. Öyle ki var edilen bu dünyanın coğrafi şartları da yaşamak için elverişsizdir: “Soğuk, barınılmaz bir kışı; susuz, dayanılmaz bir yazı vardı(r).” (Karay 12) Rastlantısal bir şekilde bir araya gelen bu insanlar, dünyaya sırtlarını dönmüş, dünyaya karşı alakasız bir topluluk olarak kalmışlardır. Dolayısıyla üzerinde yaşayan insanlarla aynileşen bu mekân insana huzur vermekten çok yaşama hakkı vermeyen yutuculuğu ile ön plana çıkar. Böylesi bir mekân tarafından kuşatılan Emine, bu mekânın içinde kendi içtenlik değerlerini yitirerek kaybolur. Bunun nedeni kasabanın fiziksel ve algısal olarak bir türlü geçit vermeyen yapısıdır. Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… “Devletin temel görevi bireyi ahlâkî bir varoluşa çağırma(ktır)” (Durkheim ) diyen Durkheim, devletin toplumsal yaşamı bir düzen içine sokmaya çalıştığını ifade eder. Ancak öyküde devlet bunu yaparken ya şiddet uygular ya da bireyin tabiatını zorla değiştirir. Bireyin kendilik değerlerini yok sayarak onu istediği gibi şekillendirmek isteyen devlet, bunu devletin bir görevi olduğunu kabul ederek yapar. Oysa devlet “ahlâkî disiplinin en kusursuz organı” (Durkheim ) olması gerekirken çözük bir yapılanmayla bireyi bir yandan belirlenen ideale yaklaştırmak ister öte yandan da insanı birey olma idealinden uzaklaştırır. “Dal Sabri: _Kahpe bize de göz yumdurttu be, hele bir payını vereyim!.. Diye bağırmış, Emine’yi çağırtmıştı. İki jandarmaya tutturup kılıcının kabzası ile onu bir iyi döverken: _Geldiğin gün sana uslu otur, yoksa kemiklerini kırarım dedimdi; al işte… Diye söyleniyordu. Her vuruşta biraz daha sakinleşiyor, yatamadığı bu kadını dövmekten tad alıyordu.” (Karay 31) Her toplumun kendine ait bir değerler dünyası vardır. Bu değerler dünyasını dinî, örfî ve hukukî kurallar şekillendirir. Ancak toplumsal içerikli olan bu kurallar kimi zaman bireysel çıkar ve algılar doğrultusunda anlam yitimine uğrayarak boyut değiştirir ki kimi eylemlerin örf, adet, ahlak ve din uğruna yapıldığı ifade edilir. Öyle ki kasabada kadınları koruyucu bir bakış açısıyla yaşam ve toplumdan kaçırmak, adeta namusu korumakla eş tutulur. Bu da ahlakî davranışları düzenleyerek kontrol sağlayan tüm kendilik değerlerinin anlam yitimine uğradığının kanıtıdır. “Köylerinde halk apaçık, kaç göçsüz gezip yaşadıkları halde, bu kasabada kadınların iki gözünü birden görmek olanaksızdı. Gelin bir evde, kayın babasından kaçar, güvey baldızının yüzünü tanımazdı. Sazsız, sözsüz; düğünsüz, derneksiz bir ölü hayatı geçiriyorlardı.” (Karay ) Uygunsuz hallerini iyileştirmek için yalıtıcı ve yutucu olan kasabanın sınırlı imkânları çerçevesinde yaşamaya, ıslah olmaya mecbur bırakılan Emine’nin bu kasabaya gönderilmesi, ilk zamanlarda kasaba halkı tarafından kabul edilemeyen bir durumdur: “Hele hükûmatın ettiğine bak, kötü karıları gönderecek bizim memleketimi bulmuşlar?” (Karay 15). Sonraları ise bu durum memleketleri için bir şeref olarak algılanır. Çünkü “günah yoluna sapmış bu kadın memleketlerinde ahlakını değiştirecek, doğru yolu bulacaktı(r)” (Karay 15). Ancak Emine’nin ahlakını değiştirmek isteyen kasaba halkı bu doğru yolu Emine’yi aç, evsiz bırakmada bulur. “Ahlaki davranışın pek çoğu dinden gelmektedir. Din ahlâkî hayatımızın yegâne kaynağı değildir, ama en büyük kaynaklarından biridir.” (Güngör ). Dolayısıyla dinin amaçlarından birisi de insanı ahlakî olgunluğa eriştirmektir. Hem Tanrı hem de toplumun nazarında insan, ahlakî davranışlarına göre manevi dereceler kazanmaktadır. İslam dininin temel şartlarından biri olan hacca gitmek de bu manevi derecelerin en üst basamağını teşkil eder ki toplumda da hacca giden insanlara ayrı bir önem ayrı bir değer verilir. Çünkü hacca giden insanlar, toplumda dinî ve ahlakî görevleri tamamıyla yerine getiren kişiler olarak kabul edilir. Oysa Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… öyküde “Ayol, dedi, buraya bir kadın göndermişler, Emine mi Ayşe mi ne… Merkez komiseri Hacı Bekir Efendi bana, ‘Git de gözü onda gör, adamın yüreğini gıcıklıyor!’ ” (Karay 20) diyen Hacı Bekir Efendi, dinî ve ahlakî yozlaşmanın bir temsili olarak karşımıza çıkar. Yazar, dinî ve ahlakî olgunluğa erişememiş ancak görünürde iğreti hacı olan Hacı Bekir Efendi’yi ironik bir söylemle eleştirir. Ahlak denilince akla gelen bir diğer kavram “namus”tur. Kimi zaman birbirinin yerine kullanılan bu iki kavram esasında anlam itibariyle birbirinden farklıdır. Çünkü “namus kavramı daha çok cinsel ahlâkla ilgilidir, yani ahlâkî davranışın bütününü değil, ancak bir kısmını ifade eder.” (Güngör 35). Cinsel ahlak bakımından doğru ve iyi davranışlar sergilemeyen Emine, kasabalının deyişine göre “namuslu” bir kasabaya gönderilir. Öyküde Emine’nin simgeleşen kimliğinde “ düşkün kadın; psikolojisi, hayat tarzı ve insanlar arsındaki mevkisi” (Aktaş 76) irdelenir. Ancak namusu önemserken ahlakı öteleyen kasaba halkı için Emine, ahlakını cinsel yönden zedelemiştir. Bu sebeple de hiçkimse tarafından yardım görmeyecektir. Oysa asıl ahlaklılık, bir insan ve canlıya yardım etmek, onu zor bir durumdan kurtararak ontolojik süreci tamamlamasına olanak sağlamaktır. Bu açıdan ahlak “iyi olma” sanatıdır. (Şimşek 21). Nitekim iyilik, öznenin kendini dönüştürmesi ve gerçekleştirmesine olanak sağlayan değerler bütünüdür. “burası namuslu bir kasabaydı, o karı açlıktan geberir, fakat kimseden yardım görmezdi.”(Karay 34) Öykü kişisi Emine’nin düşüşünü, çaresizliğini görmeyen ve onu duymayan bu kasabada insanî ilişkiler, insanların bireysel algı ve yönlendirmeleriyle anlam kaybına uğramıştır. Bu sebeple bu kasabada toplumsal birlikteliğin gelişmediği söylenebilir. Çünkü kasaba halkı Emine’yi yeniden kazanma, onu toplumsal hayata alıştırma amacında değildir. Hatta kasaba halkı Emine’nin bu kasabada yaşamasının, barınmasının bile mümkün olmadığını söyler. Bu da ötelenmiş, yok sayılmış bir insana bütün hayat kapılarının kapandığını gösterir. Yozlaşmanın gündelik hayata yansıdığını sıklıkla gördüğümüz öyküde toplum ahlakî yönden bir çatışma içindedir. Zira ahlakî çatışma “toplumsal değerlerden farklı değerlere sahip olan kişilerin, toplumun millî ve manevi değerlerine karşı gelmeleri sonucunda şahsi ve toplumsal düzeyde ortaya çıkan çatışma(dır.)” (Seyyar 24). Hükümet memurları akşamüstü kalemlerinden çıkınca eczanede toplanır ve kasabada meydana gelen olaylar hakkında konuşma yapılır. Görünürde kasabadaki hiç kimse Emine’yi istemez; ancak teğmeninden gardiyanına, hastane idare memurundan jandarmasına kadar birçok kişi Emine’ye içten içe ilgi duymaktadır. Yaşamı yozlaşmış ilişkiler içerisinde tahrip eden bu karşıt kişiler, ahlaklı görünmeye çalıştıkça bayağılaşır ve aykırı davranış sergilerler. “Hele hastaneci söyle bakalım, Emine’ye takılıyor musun? (…) Urfalı: -Yok a canım, benim o tarafa uğradığım yok, gardiyan Gürcü Server ilgili… (Karay 21) Nihayetinde jandarma dairesi Emine’ye kalacak bir ev bulur ama giyecek, yiyecek ve yakacağını temin etmez. Bu sıkıntılı günlerde ona yardım eden sadece Gürcü Server’dir. Gürcü Server kasaba halkı gibi değildir. O, istediği zaman ve mekânda Yatık Emine’yle konuşur. Çünkü o, “ne şehirler görmüş, ne maceralar geçirmiş, yiğit bir Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… adamdı(r).” (Karay ). Gürcü Server’in bu rahatlığı onun kasabayı aşan bir dünya görüşüne sahip olduğunu gösterir ki zaten kasabanın dünyaya açılan tek yüzü Gürcü Server’dir. ‘Yatık Emine’de bireysel ve toplumsal yıkımın en zirveye ulaştığı nokta Emine’nin ölmesiyle gerçekleşir. Ölmeden önce Emine’yi öteleyen toplum, o öldükten sonra da onun bedenini sömürmek ister. Onun ölü bedeni üzerinden bile çeşitli arzu ve heveslere sahip olan bu yozlaşmış kişiler, ahlakî boyutta toplumsal özün dışında olan varlıklardır. “Yaşamın kutsal döngüsünü çıkarları doğrultusunda tahrip eden manevi ve geleneksel değerleri çürüten (bu) kişiler” (Şahin ) yozlaşmanın kişiler düzleminde karşıt simgesel güçleridir. Onlarda var olan bu ahlaksız istek, karakterlerin nasıl bir çöküntü içerisinde olduklarını göstermesi açısından önemlidir. “- Aha, karı buz kesmiş! Diye haykırdı. Yatık Emine açlıktan ve soğuktan öleli sanırım günler geçmişti. Tüh, bu ne aksi işti… Jandarma eri de, işi daha sağlam tutmak için, bir kez daha yokladı: -Yetişemedim be, gebermiş! Dedi. Bir süre akıllarından kötü şeyler geçirerek durdular. Sonra “Hadi, gidek!” uyarısı ile birbirlerini iterek gecenin karlı rüzgârlarına karışıp küfür ede ede uzaklaştılar.” (Karay 38) Kendilik bilincini yitiren bu karakterler aynı zamanda insanlığın öz değerlerine de ötekidirler. Çünkü kendilik değerleri bireysel arzular doğrultusunda tahrip edilmiş ve toplumun da kendini gerçekleştirme idealini zafiyete uğratmışlardır. SONUÇ ‘Yatık Emine’ adlı öyküde, toplumun birçok kesiminde ve kurumunda var olan bozulmanın bir ahlaki öğretiymiş gibi kabullenilmesi ve bunun da bir inanç gibi kanıksanması anlatılır. Bireysel yaşamın özgürce işleyişini kontrol ederek toplumu meydana getiren kültürel ve ahlakî değerlerin neredeyse dışında kalan bu toplum, sosyal hayatı ahlaklı kılmayı başaramamıştır. Dolayısıyla ortak ahlak kurallarının geçerli olmadığı bu toplumsal alanda bütünlük gösteremeyen insan, çarpık ilişkiler ve değersizlikle sarmalanmıştır. Anlatılan izleğin nedenlerinden çok sonuçları üzerinde duran yazar, kimi zaman insanî değerleri yaşamaktan men edilen Emine’yi çaresiz ve kimsesiz bırakan sosyal yapıyı eleştirirken kimi zaman da adaleti ve huzuru sağlamakla görevli olan devletin bireyi önemsemezliğini eleştirir. Anlatıda kişiler üzerinden verilen bu çatışma düzlemi bireyin ve toplumun varoluşsal reflekslerini tahrip eder. Bu bağlamda Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ adlı öyküsü eyleme dönüşen yozlaşmanın yıkıcılığını gözler önüne serer. KAYNAKÇA Adler, Alferd (). İnsan Doğasını Anlamak (Çev. Deniz Başkaya). İzmir: İlya Yay. Aktaş, Şerif (). Refik Halit Karay. Ankara: Akçağ Yay. Alver, Köksal (), Edebiyat Sosyolojisi, Ankara: Hece Yay. Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… Atıker, Erhan (). Bireyselleşme, Toplumsal Farklılaşma. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fak. Yay. Durkheim, Emile (). Sosyoloji Dersleri. (Çev., Ali Berktay). İstanbul: İletişim Yay. Kudret, Cevdet (), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman C İstanbul: İnkılap Yay. Güngör, Erol (). Ahlâk Psikolojisi ve Sosyal Ahlak. İstanbul: Ötüken Yay. Karay, Refik Halit (). Memleket Hikâyeleri. İstanbul: İnkılâp Yay. Korkmaz, Ramazan (). “Romanda Mekânın Poetiği”. (Ed.: Ayşenur Külahlıoğlu İslam vd.) Ankara: Edebiyat ve Dil Yazıları, Mustafa İsen’e Armağan. Korkmaz, Ramazan-DEVECİ, Mutlu (). Türk Edebiyatında Yeni Bir Tür Küçürek Öykü. Ankara: Grafiker Yay. Oktay, Ahmet (). Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı (). Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. Seyyar, Ali (). Ahlâk Terimleri (Ansiklopedik Sözlük. İstanbul: Beta Yay. Şahin, Veysel (). Bilge Kadının Aynadaki Yüzü Halide Edip Adıvar’ın Romanlarında Yapı ve İzlek. Ankara: Akçağ Yay. Şimşek, Osman (). Yeni Ahlâk Toplumu İnşası. Ankara: Gazi Kitabevi, Yaran, Cafer sadık (). Ahlak ve Etik. İstanbul: Rağbet Yay. Yiğitoğlu, Mustafa (). “Refik Halid Karay’ın Yatık Emine Adlı Hikâyesinde Görülen Ahlak Problemleri”. Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 7/1 Winter, p Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , () Veysel ŞAHİN-Fatma TOPDAŞ, Refik Halit Karay’ın ‘Yatık Emine’ Adlı Öyküsünün… Journal of Turkish Language and Literature Volume:1, Issue: 2, Autumn , ()

REFİK KORKMAZ BİLİNÇALTI DİLİ 1.

67%(9)67% found this document useful (9 votes)
7K views72 pages

Copyright

Available Formats

PDF, TXT or read online from Scribd

Share this document

Share or Embed Document

Did you find this document useful?

67%(9)67% found this document useful (9 votes)
7K views72 pages

MODÜL EĞİTİMİMİZ

Bilinçaltı Dili kadim mitolojik sembollerle ve resimlerle


konuşur. Bilinçli zihinle ve olumlamalarla defa tekrar
etmeniz gereken bir şeyi Bilinçaltı Dili ile bir defa
söylediğinizde Bilinçaltı algılar. Bu yüzden biz hayvan, bitki,
renk, ağaç ve mitolojik sembollerle çalışarak Bilinçaltı’nda
istediğimiz düzenlemeleri yapabiliyoruz.

Bilinçaltı Dili’ni ilk kullanan bir Eğrelti Otu’dur. Eğrelti Otu ilk
dünyaya geldiğinde güneşi görür. 12 saat sonra ise
gökyüzünde ayı görür. Ardından yıldızları görür ve sabaha
karşı çiğ damlalarına maruz kalır. Buradaki güneş babası, ay
annesi, yıldızlar kardeşleri ve su da sevgidir.

Bilinçaltı Dili’ni bitkiler, hayvanlar ve insanlar konuşurdu.


Bitkiler ve hayvanlar hala bu kadim dili konuşurken insanlar
sistemli dillere geçince Bilinçaltı Dili ile konuşmayı bıraktılar
ve unuttular.

Bu unutulmuş dil son 1 buçuk yıldır ( Sonunda) Kendisi


25 yıllık bir Edebiyat Öğretmeni olan Refik Korkmaz tarafından
açığa çıkartılarak insanlığın tekrar hizmetine sunuldu.
Refik Korkmaz bu dili araştırırken diğer ülkelerin edebiyat ve
mitolojilerini karşılaştırarak Psiko-Mitoloji isimli bir yöntem
keşfetti. İlk başta bu yöntemi sadece bir (Kişilik Testi)
sanırken, son 5 yıl içinde ‘in üzerinde öğrencisine ve akla
hayale gelebilecek her düzeyden vatandaşa bu terapileri
uyguladı.

Ve çok şaşırtıcı ve mucizevî sonuçlar almaya başladı. Şimdi ise


Tüm dünyada eğitimler vermeye ve eğitmenler ve
uygulayıcılar yetiştirmeye devam ediyor. Kendisine bu Kadim,
özel ve etkin çalışan sistemi tekrar ortaya çıkarıp insanlığın
hizmetine sunduğu için sonsuz teşekkürler ediyoruz.

Bilinçaltı Dili’nde ilk kullanılan 4 kelime, (Anne-Baba-Kardeş


ve Sevgi’dir.) Dünyanın her yerinde konuşulan dil ne olursa
olsun(İngilizce, Almanca, Arapça, Rusça vs.) Hatta bu kişi dilsiz
dahi olsa Bilinçaltı’nın dili aynıdır. Yani tüm insanlarda
bilinçaltı dili sembolleri aynıdır.

Güney Kore’ de, Almanya’da ya da Amerika’da şehir


merkezinde ya da plazalarda yaşayan bir insanın Bilinçaltı dili
sembolleri ile Adananın bir dağ köyündeki bir teyzenin
bilinçaltı sembolleri aynıdır. Zaten bu sebeple bu sistemi
herkese kolaylıkla uygulayabiliyor ve çok güzel geri dönüşler
alıyoruz.
Bu seansları yeryüzünde yaşamış ya da yaşayan her canlıya
uygulayabiliriz. Bu insan, bitki ya da hayvan hiç fark etmez.
Ölmüş bir insanın da bilinçaltı kayıtlarına ve hayatıyla ilgili
verilere ulaşabiliriz. Bir bitkinin, hayvanın ya da insanın
bilinçaltına girerek onu şifalandırabiliriz.

Bilinçaltı Dili’ni nerelerde kullanılır;

Bilinçaltı Dili’ni 4 yerde kullanırız.

1. Paralel Evren (Bilinç Ötesi, Kuantum Alan, Kolektif Bilinç,


Akaşik Kayıtlar)
2. Bedenimizdeki hücrelerle konuşuruz.
3. Rüyalarımızda kullanırız.
4. Hayallerimizde kullanırız

Not. Hz. Süleyman’ın konuştuğu dil de Bilinçaltı Dili’dir. Yani


‘Tüm bitki, hayvan ve insanların dilini konuşur ve anlardı’
dedikleri Bilinçaltı Dili’dir. Bilinçaltı’nda ki resimleri
değiştirerek, hayatımızı ve kaderimizi değiştirip,
dönüştürebiliriz. Ayrıca Hz. Yusuf’un rüyasında gördüğü 11
yıldız, Güneş ve Ay’ın önünde secde ettiklerini gördüğü rüyayı
Bilinçaltı Dili ile yorumlayabiliriz.
HZ. YUSUF’UN RÜYASININ BİLİNÇALTI DİLİ İLE AÇIKLAMASI;
Hz. Yusuf’un 11 kardeşi vardır = 11 Yıldız
Güneş ve Ay secde ediyor= Güneş – Baba, Ay - Anne’dir.
11 kardeşi ve anne-babası Hz. Yusuf’a secde ediyorlardı.
Kardeşlerinin Hz. Yusuf’u susuz kuyuya atması = Sevgisizlik
Kuyusu’na atmaları anlamına gelir.
Yusuf suresi.

Bunun yanı sıra şarkılar ve şiirlerde de bilinçaltı dilinin


izleri görülür.

Susadım çeşmeye varmaz olaydım, elinden bir tas su


içmez olaydım.
Susamış topraklara yağdır Mevla'm su vb. pek çok şarkı,
türkü ve şiirde bilinçaltı kullanılmıştır.

Özellikle içtenlikle ve coşkuyla yazılmış şarkı sözleri


bilinçaltından yazılmıştır.
Zaten bunu kullanılan sembollerden artık kolaylıkla
anlayabiliriz.
Biz bilinçaltını hipnozla değil hafif hipnoz sayılan Alfa
beyin dalgasında çalışıyoruz.
Yani 8Hz Hz: Oldukça gevşemiş uyanık ama hafif
hipnoz hali.
Zihin Alfada iken bilinç devreden çıkar ve bilinçaltına
kolaylıkla ulaşırız.

Kolektif olarak biz yeryüzündeki tüm canlılar


bilinçaltlarımızla birbirimize bağlıyız. Kanallık vasıtasıyla
nasıl seans yaptığımızı soranlara bunu bir cevap olarak
verebiliriz.

Tüm bilinçaltları birbiri ile bağlantılıysa herkesten


herkesin bilinçaltı kayıtlarına ulaşabiliriz. Bu bir bitkinin,
hayvanın ya da bir insanın bilinçaltı da olabilir, bir
bebeğin ya da ölmüş bir insanın bilinçaltı da olabilir.
Kanallık ile o alana girip şifalandırma yapabiliriz.

Hatta ölmüş bir Atamıza şifa yaptığımızda şimdiki


çocukları ve torunları da bu şifadan nasibini alır ve o alan
temizlenir.

Bilinçaltına seans yaparken yaşındaki bir çocukla nasıl


konuşuyorsak onunla da o şekilde konuşmalıyız. Gereksiz
laf kalabalığı ve detayları değil, olması gerekenleri
söylemeliyiz.
Bilinçaltından gerektiğinde istediğimiz her detayı
alabiliriz. Fakat seans esnasında gereksiz detay ve
süslemelere değil asıl problemi çözmeye odaklanmalıyız.
Burada önemli olan kanal olan kişinin kanala girip
seafoodplus.infoşse her bilgi doğru ve net olarak gelir
ve orada istenen düzenlemeyi yapabiliriz.

Burada hayal gücümüz devrede olmalıdır. Hayal


gücümüzle imajın en üst versiyonunu ortamda görmesini
isteyerek en güzel şekilde düzenlememizi seafoodplus.info
kanala girme durumu da kişiden kişiye
değişmektedir,bazıları görüntüleri 3 boyutlu net
görebilirken,kimisi de çizgi film gibi şekillerle
göseafoodplus.infoılarına his olarak gelir fakat tam
göremiyorum diyebilir ama hissediyorum dediği
3.gözünün ürettiği bir vizyondur. O da bir görme şeklidir.

Bilinçaltımız resimler ve kadim mitolojik sembollerle


çalıştığı için bu ögeler çok elzemdir. Kişinin görmediği ya
da hissetmediği bir şeyi bilinçaltında değiştiremeyiz.
Değiştirebilmemiz için kişinin görüp hayal etmesi
gereklidir. Hiçbir şey göremiyorum her şey çok karanlık
diyeni kişiler genellikle ağır depresyondalardır ve bu
yüzden göseafoodplus.info ki bu yüzde yüz değseafoodplus.infoı
kişilerde ise hayal güçlerini nasıl kullanacağını ve hayal
etmeyi unuttukları için imgeleme çok zor olabilmektedir.
Hayal gücümüzü ne kadar geniş ve sınırsız tutarsak,
yaptığımız seansların kalitesi ve geri dönüşü o kadar hızlı
olacaktır.

BİLİNÇALTI DİLİNİN İLK ORTAYA ÇIKIŞI

Dünya üzerinde canlılık milyon yıl önce başlamıştır. Ve ilk

bilinçaltı dilini kullanan varlık bir eğreltiotu idi. Eğrelti otu ilk

dünyaya topraktan gözlerini açtı, toprak zaten bilinçaltında

anne’dir. Ardından karşısında ilk kez babasını (Güneş’i ) gördü,

babası onu ısıttı, rahatlattı.Ardından babası yavaş yavaş

gözden kayboldu ve bir süre sonra yalnız kaldığında birden

karşısında pırıl pırıl parlayan bir ay gördü bu annesiydi ve bu

ay karanlık gecesini aydınlattı ve sabaha kadar başında

bekledi,ardından gökyüzünde yıldızları gördü (bu yıldızlar

kardeşleriydi) ve sabah olunca çiğ damlaları ve yağmur

damlaları kökünün bulunduğu toprağı ıslattı.Bu ise sevgi idi.


BİLİNÇALTI’NDA SUYUN ANLAMLARI:
1. Bilinçaltı’nda suyun ilk anlamı ‘Aşk’tır.
2. Sevgi
3. Aile
4. Hayat

Evren Aşk ile yaratıldı. Yaratıcı bizi aciz değil mucize olarak
yarattı. Aciz olmayı seçenler Dar-ül Aceze’ye gider. Mucizeler
ise Mucize Ötesi’ne gider. Acizler, acizliği, Mucizeciler, Mucize
Ötelerini çeker. Siz acizsiniz diyenler bizi yönetmek
isteyenlerdir. Tabi ki Mucize Ötesiyim diyen bir insanı
yönetmek zordur.

Mucizeyim dediğinizde, mucizeler hayatınıza girer. Hayatına


ne kadar mucize ötesiyim dersen o kadar mucize ötesi dolar.
Mucize Ötesiyim dediğinizde buradaki enerjiler bize yardım
eder.

Çok iyiyim diyen kişinin ‘İyiyim’ demesi hayat kalitesini


düşürür. İnanarak söylerseniz mucizeleri yaratırsınız. Dünya,
Evren, Yaşam, Hayat, tek bir döngü üzerine, Kadın-Erkek, eksi-
artı, doğurganlık-güç kuvvet üzerine, yin-yang ve kadın-erkek
cinsel birleşmesinin üzerine dönüyor.

Mucizeyseniz ve hazırsanız Hızır, hazır olana gelir. Bir şey


istiyorsanız önünüze gelir. Bir arkadaşınız istediğiniz bir şeyi
sizin için yapar. Bir şey düşünüyorsanız oluverir. Mucize
frekansındaysanız Anka frekansındasınızdır. Anka Kuşu, Devlet
Kuşu, Talih Kuşu, Hüma Kuşu, Tuğrul Kuşu, Simurg, Fenix gibi
isimler almıştır. Anka Kuşu ölür küllerinden yeniden doğar. Ve
tekrar tekrar ölür, küllerinden yeniden doğar.

Anka çağında da (yani şu anda) frekansı yüksek, herkese


yardım eden insandır. Bu frekans sadece şifa değil, aynı
zamanda insanlara bolluk bereket ve mucize ötesi enerjisi de
verir. Mucize frekansı Hızır noktasıdır. Hızır’ın huzuruna
çıkacaksan,Huzura Hazır mısın noktasıdır. Yani hazır
noktasıdır. Bu üç kelime bir araya gelince
Hızır, Huzur, Hazır.

HIZIRIN HUZURUNA HAZIRIM NOKTASIDIR. BU DA MUCİZE


ÖTELERİ DEMEKTİR.
Mitoloji’nin merkezi Anadolu’dur. Kafdağı’nda yaşayan Anka
Kuşu, Anadolu’dan çıkmıştır. Biz de Devlet Kuşu’na sahip
çıktık.

Yılanın kuyruğu penis, ağzı vajinadır. Yılan kuyruğunu ısırınca


bu döngü devam eder. Hz Mevlana’nın dönmesi, Gök
cisimlerinin hareketleri, şekilleri, yuvarlak ve döner şekildedir.
Buraya Yılan noktası da diyebiliriz. Yılanın erkek tarafı (yani
penis) Hıdır, dişi tarafı (yani vajina) Elyase’dir.

Bu döngü ve tekliğin sonsuz devamına, Canlılığın olduğu yerde


kadın-erkek - anka deriz. Canlılığın olmadığı yerde eksi-artı
deriz.
Bilinçaltı’nda elma kısırlığın ilacıdır.
Elma, çocuk, bebek demektir. Adem’le Havva elmayı yedi
çocukları oldu.
Anka frekansında olabilmek için ‘Ben Mucize Ötesiyim’

demeniz yeterlidir.

Günde en az kere ‘Mucize Ötesiyim’ derseniz hayatınız

Mucize Ötesi dolar. Varsa hastalıklarınız yok olur. Ankamızı

beslemek istiyorsak, günde en az 10 defa Ben Mucize

Ötesiyim demeniz gerekir. Eğer ‘Ben Mucize Ötesiyim’

demezseniz Ankanız açlıktan ölür. Ankanızı her sabah


uyandığınızda beslemeyi unutmayın! Anka cinsiyetsizdir.

Erkek ve Dişi’nin karşımıdır.

BİLİNÇALTI’NDAKİ RENK FREKANSLARI

MOR ÖTESİ: FREKANS VE ÜZERİ(MUCİZE ÖTESİ FREKANSI)


MOR: FREKANS (ANKA FREKANSI)
LACİVERT: 90 FREKANS (EJDERHA FREKANSI)
LEYLAK-LİLA: 80 FREKANS (PEGASUS FREKANSI)
TURUNCU: 70 FREKANS (ŞAHMERAN FREKANSI)
PEMBE: 60 FREKANS (UNİCORN FREKANSI-TEK BOYNUZLU AT)
KIRMIZI-SARI-YEŞİL-MAVİ: 50 FREKANS (AT FREKANSI)
KAHVERENGİ: 40 FREKANS (FİL FREKANSI)
GÜMÜŞ RENGİ: 30 FREKANS (EŞEK FREKANSI)
SİYAH: 20 FREKANS (KERTENKELE FREKANSI)
GRİ: ARASI (BÖCEKLER)
BEYAZ: ARASI (TÜM RENKLERİN TOPLAMI, TANRININ
KENDİSİ, TANRI RENGİ (MOR ÖTESİ BEYAZ IŞIK BİR RENK)

ÇİÇEK FREKANSLARI

ZAMBAK – LİLYUM


LOTUS – NİLÜFER

ORKİDE – LEYLAK


MENEKŞE – KARANFİL
NERGİS
LALE – GÜL
PAPATYA – GELİNCİK
KAKTÜS – DİKENLİ ÇİÇEKLER

0 - DEVE DİKENİ – MAKİ – PİS KOKAN ÇİÇEKLER


AĞAÇ FREKANSLARI
ÇINAR
SERVİ – ÇAM – KAYIN – KÖKNAR
SALKIM SÖĞÜT - IHLAMUR
SEDİR AĞACI
CEVİZ AĞACI
DEFNE AĞACI - BONZAİ
TATLI MEYVE VEREN AĞAÇLAR (ÖRN: ELMA, KİRAZ,
ARMUT VS.)
ZEYTİN
KAVAK – EKŞİ PORTAKAL – VİŞNE
LİMON – TURUNÇ - KAKTÜS (DİKENLİ MEYVE AĞACI)
MAKİ – DEVE DİKENİ
0 - ÇALI

BİLİNÇALTI DİLİ’NDE ANNE ANLAMINA GELEN


SEMBOLLER

AY – YERYÜZÜ – TOPRAK – AĞAÇ – ÖRDEK – TAVUK – KOYUN


– İNEK – KANGURU – DENİZ YILDIZI – İSTİRİDYE – CEYLAN –
KAZ

BİLİNÇALTI DİLİ’NDE BABA ANLAMINA GELEN


SEMBOLLER
GÜNEŞ - GÖKYÜZÜ – ATMOSFER – ERKEK HİNDİ – ASLAN –
HOROZ – KOÇ – BİZON – CAMIŞ – BOĞA – ÖKÜZ

MEVSİMLERİN BİLİNÇALTI DİLİ’NDE Kİ ANLAMLARI

İLKBAHAR: ÖMRÜN ÇOCUKLUK YILLARINI SİMGELER. (YEŞİL) -


SABAH
YAZ: ÖMRÜN GENÇLİK YILLARINI SİMGELER. (SARI) - ÖĞLE
SONBAHAR: ORTA YAŞI VE ERKEN YAŞLANMAYI SİMGELER.
(KAHVERENGİ) - AKŞAM
KIŞ: ÖLÜMÜ SİMGELER. (BEYAZ)- GECE

FREKANSLARINA GÖRE HAYVANLAR

GÖZLE GÖRÜLMEYEN IŞIK VARLIKLAR, MELEKLER:


MUCİZE ÖTESİYİM
ZÜMRÜD-Ü ANKA - MUCİZEYİM
EJDERHA - MUHTEŞEMİM
PEGASUS - HARİKAYIM
ŞAHMERAN - ŞAHANEYİM
UNİCORN – ÇOK İYİYİM
AT - İYİYİM
FİL – İYİ OLMAYA ÇALIŞIYORUM
EŞEK - KÖTÜYÜM
KERTENKELE - SÜRÜNÜYORUM
BÖCEK – ÖLÜYORUM
EĞİTİM ALAN ÖĞRENCİLERE SEANS UYGULAMAYI EN
BAŞTAN YAPIN

Kişiye eğitim vermeden önce bireysel seanslarını yaparak ona


katkı olalım. Çünkü bu sembolleri öğrendiği zaman bilinçli
zihni devreye sokar ve kanala giremeyebilir. Ki genelde
giremiyorlar. O yüzden size tavsiyem kişiye eğitim vermeden
önce tüm seansları kendisine uygulayın. Hatta kişinin bir
rahatsızlığı ya da travması varsa önceden sorup, öğrenin ve
seanslar arasında ona bilgi vermeden gereken düzenlemeleri
yapın. Böylece kişi hem eğitim almış olur hem de bilinçli
zihnini devreye sokmadan bilinçaltı dili seanslarını almış olur.

GÜNEŞ FİGÜRLERİ

Kızgın Baba
Öfkeli ve Şiddet uygulayan Baba

Çocuğuyla Arkadaş Baba


Gülümseyen Güneş Dünyanın En Tatlı Babası

Güneşin önünde kaç küme bulut varsa bu tasvirin söylendiği


an babanın o kadar sevgilisi (yasak aşkı) vardır.
Not: Bazen bulutlar babanın yoğun çalışma saatlerini tasvir
edebilir. Çocuk babasını fazla göremediği için güneşin önünde
bulut ya da bulutları görebilir. Bunun anlamı uzun saatler
boyu babasını görememesidir.

Ağaçların ardında bir güneş Baba’nın başka kadınlarla


yaşadığını gösterir. Aynı zamanda iş için uzakta olan baba da
bu figürle tabir edilebilir. Yani her zaman aldatma anlamına
gelmez.

BATMAK ÜZERE OLAN GÜNEŞ: Yaşlı Bir Baba


BÜYÜK KISMI BATMIŞ BİR GÜNEŞ: Ölüm döşeğinde ya da
ölmüş bir baba
SOLGUN GÜNEŞ: Hasta Bir Baba
GÜNEŞİ GÖREMİYORSA : Baba ayrılmış, ölmüş ya da ilişkileri
yok anlamındadır.
YARIM GÜNEŞ: Babayla ilişki % 50
ÇEYREK GÜNEŞ: Babayla ilişki % 25

AY FİGÜRLERİ

DOLUNAY: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatinin


%’ünü çocuğuna veren anne
HİLAL: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatini çocuğundan
esirgeyen, %25 ilgilenen giyimine özen gösteren, gezmekten
ve kendisiyle ilgilenmekten zevk alan bakımlı ve güzel anne

YARIM AY: Zamanının, ilgisinin, sevgisinin, şefkatinin % 50’sini


çocuğuna veren anne

AYIŞIĞI: ANNE
BULUTLU AY: Ayın önünde kaç küme bulut varsa bu tasvirin
söylendiği an annenin o kadar sevgilisi (Yasak Aşkı) var
SOLGUN AY: Hasta Anne
PARLAK AY: Sağlıklı Anne
KRATER YAPILI AY: Travma yaşayan ya da yaşamış anne
Not: Krater sayısı kadar travması vardır. O kraterleri
rendeleterek temizletin ve ayı dolunay yapın. Gümüş tepsi
gibi parlatın.
YERYÜZÜ: KADIN
GÖKYÜZÜ: ERKEK
BULUT: SEVGİLİ
GÜNEŞ IŞINLARI: SPERM
YAĞMUR DAMLASI: SPERM
YAĞMUR: DERT
DAĞ: DERT
SİSLİ, PUSLU, BULUTLU GÖKYÜZÜ: SIKINTILI HAYAT
KAR: KİŞİNİN PEK ÇOK DUYGULARI ÖLMÜŞ DURUMDA
YILDIZ: KARDEŞ, ANNEANNE, BABAANNE, HALA, TEYZE,
AMCA, DAYI, KUZENLER…

SU

SU: AŞK
ŞELALEDEN DÖKÜLEN BERRAK SERİN SU: MÜKEMMEL AŞK
BERRAK SU: GÜZEL AŞK
BULANIK SU: BİTMEK ÜZERE OLAN AŞK
ÇAMURLU SU: KANLI BIÇAKLI HALE GELMİŞ AŞK
ÇAMURLU SUDA BÖCEKLER VAR: GAYRİMEŞRU CİNSEL İLİŞKİ,
EŞCİNSELLİK, TECAVÜZ
SERİN SU: GÜZEL AŞK
ILIK SU: AZALAN AŞK
SICAK SU: BİTME AŞAMASINA GELEN AŞK
KUYU (SU DOLU): ZOR AŞK
KUYU (SUSUZ): AŞKIN OLMAYIŞI, SEVGİSİZLİK
AĞAÇ

AĞAÇ: ANNE
AĞAÇ DALLARI: ANNENİN MUTLULUĞU
AĞAÇ YAPRAKLARI: ANNENİN MUTLULUĞU
AĞAÇ GÖVDESİ VE KÖKÜ: ANNENİN KARİYERİ, GEÇMİŞİ,
ALDIĞI EĞİTİM
AĞAÇ GÖVDESİ KALINLIĞIYLA ANNENİN SIKINTILARI DOĞRU
seafoodplus.info AĞACIN GÖVDESİ KALINSA O KADAR ÇOK
SIKINTISI VARDIR.
DALLARI VE YAPRAKLARI, GÖVDESİYLE ORANTILI
BÜYÜKLÜKTE AĞAÇ: HAK ETTİĞİ MUTLULUĞU YAŞAYAN
ANNE
DALLARI VE YAPRAKLARI, GÖVDESİYLE ORANTISIZ DERECEDE
AZ AĞAÇ: HAK ETTİĞİ MUTLULUĞU YAŞAYAMAYAN ANNE
KURUMUŞ, DERİN KOVUKLU, DALLARI KIRILMIŞ AĞAÇ:
HASTA, ÖLÜM DÖŞEĞİNDE OLAN ANNE

Bilinçaltı dili ile Zaman Tünelinde geriye ve ileriye gidişler


seafoodplus.info tünelinde yani zaman çizelgesinde geriye
gidişler bize % doğru bilgi verir.
Zaman tünelinde yani çizelgesinde ileri sıçrayışlar ise yaklaşık
olarak %72 doğru bilgi verir.

ÖRNEK SEANS; ZAMAN TÜNELİNDE GERİYE GİDİŞ


TRAVMA(Tecavüz-taciz)

- Siz şuan bir ağaç olsanız nasıl bir ağaç olursunuz?

- Yaprakları sarı bir ağaç oldum?

- Bu ağacın dalları nasıl, kırık yada normalden ince dalları var


mı?

- Evet 2 dalı kırılmış.

- Tamam o dallara sağ elinle Hızırın eliyle dokun ve


dokunduğun anda o dallar yemyeşil olsun, filizlensin. Ve dallar
taptaze olsun,ayrıca yapraklar artık tamamen yemyeşil
seafoodplus.info gör.

- Tamam yapraklar yeşillenmeye başladı.

- Şimdi bu ağacın bir camı var bak bakalım ağacın neresinde


ve nasıl bir cam?

- Ağacın camı kırılmış, ağacın camı şuanda kökünde.


- Ağacın camını fidan kaç yaşındayken hangi hayvan kırmış?

- Fidan 12 yaşındayken bir tilki kırmış.

- Tilkinin geldiğinden ayın ya da güneşin haberi olmuş mu?

- Tanıdık olduğu için kimse önemsememiş, güneş ve ay


yakında ama görmüyorlar.

- Tamam şimdi sol elini sol dizine koy, ve sağ elini de onun
üzerine koy ve Fidanın 12 yaşındaki ama Tilki henüz gelmeden
15 dakika öncesine git, Tilki yokken Fidanımız nasıl hissediyor?
Keyfi yerinde mi? Mutlumu?

- Evet çok mutlu ve keyifli ve yaprakları yeşil ve dalları kırık


değil. Çok güzel görünüyor.

- Tamam şimdi Tilkinin gelmesine 5 dakika var, sana onu yok


etmek için kimin yardım etmesini istersin?

- Bana güneş yardım etsin.

- Tamam lütfen güneş buraya gel, fidana yardım et diyoruz.


Sonra şuan Tilki geldi, onu neye çevrelim, bir sivrisineğe
çevirelim mi?

- Evet çevirelim, evet oldu.


- Şimdi Güneş bir elektrikli süpürge uzatsın ve o sinek sana
dokunamadan ağacın camını kıramadan onu içine çekip güneş
kendi ısısıyla onu hüüüp diye çekerek yok etsin ve sen bunu
gör diyoruz.

- Evet çekti ve yok etti diyor.

- Peki fidan şimdi rahatladı mı diye soruyoruz.

- Evet çok rahatladı diyor. Tamam şimdi sol elinin üstündeki


sağ elini 12 yaşında o olay olmadan 15 dakika öncesine götür
fidan mutlumu diye soruyoruz

- Evet mutlu derse şimdi sağ elini kaldırmaya devam et 15


dakika sonra Tilki orda mı yoksa gitmiş mi diyoruz.

-Bazen evet gitti diyorlar. Bazen de hayır diyorlar, Evet gitti


derse 13 yaşa gelsin fidan mutlumu Tilki var mı diye
soruyoruz?

-Eğer gitmedi hayır derse elimizi tekrar sol elin üstüne koyup
12 yaştaki 15 dakika öncesinden itibaren seansı tekrarlıyoruz.

-Evet tilki hiç yok,14 yaşında her şey güzel derse sağ eli 15
yaşına gel bak bakalım diye kaldırmaya devam etmesini
istiyoruz. Sonra 16 yaşı gör Fidan mutlumu? Diyoruz, bunu yıl
yıl bu yaşına kadar devam ettiriyoruz. Bu yaşına gelince de
şimdi Bugün bu tarihtesin her şey çok güzel tilki yok ve fidanı
mutlu görüyorsan hadi gözlerini aç bakalım diyoruz. Eğer
olumsuz görmeye tekrar başlarsa her seferinde eli tekrar sol
elin üzerine bıraktırıyoruz. Bu eli indirip kaldırma hareketiyle
bilinçaltındaki o olumsuzluk cam siler gibi temizleniyor. Her
şey iyi ve yolundaysa zaten gözlerini açtırıp seansı bitiriyoruz.

Fidanın camını düzenlemek içinde ister ekstra ister seansın


içinde biterken o camı yepyeni ve pırıl pırıl bir camla
değiştirmesini, camı ağacın dallarının başladığı yere koymasını
ve camın ince belli bardak kadar ince bir cam olmasını
istiyoruz. Bu şekilde kırık ve travmalı camda düzenleme
yaptırıyoruz. Ayrıca ağaca sağ tarafa güneş gelsin sol tarafa ay
gelsin ve ağacın üstüne 2 tane şelale akıtsınlar ve ağaç o suyu
çektikçe yeşersin, kökleri dalları güçlensin,ağaçta yeni kökler
ve yeni damarlar çıksın ve ağaç bugüne kadar çekmediği
kadar su çeksin diyerek anne baba sevgisini de vermiş
oluyoruz.

ZAMAN TÜNELİNDE İLERİ SIÇRAYIŞ ÖRNEK


-Siz şuan bir hayvan olsaydınız hangi hayvan olurdunuz
diyoruz?

-Tavşan

-Bu tavşan 1 yıl sonra hangi olurdu?

-Leylek

-2 yıl sonra hala leylek mi?

-Hayır şuan bir Fil

-Tamam o Fili bir Tavus kuşuna çevirin

-Evet oldu MAVİ BİR TAVUS KUŞU

-Bu Tavus kuşunu şimdi bir Pegasusa çevirin

-Evet Pegasus oldu.

-Şimdi bakın bakalım Tavşan 1 yıl sonra Leylek mi artık yoksa


bir TAVUS KUŞU mu?

-Şuan 1 Yıl sonra TAVUS KUŞU idi sonra PEGASUS oldu.

-Tamam şimdi gözlerinizi açabilirsiniz.

Bu seansla 1 yıl sonra Depresyona gireceğini ve ardından


eskide yaşama(Fil frekansında) 40 frekans olarak devam
edeceğini gördük ve bunu frekansını yükselterek değiştirdik.
Artık depresyon değil Harikayım 80 frekansında hayatına yön
vermesine destek olduk.

MUCİZE ÖTEMİZ SONSUZ.!

EĞİTİM ALAN ÖĞRENCİLERİNİZE YAPACAĞINIZ


ÇALIŞMALAR

1- Güneş, Ay kontrolü, Şelale akıtma ve Güneş, Ay ve kişiye


su içirme

2- Güneş ve Ay’da düzenlenemeyen bir durum varsa, bir


önceki ebeveynlere giderek orayı şifalandırma. Yani
Güneş’in ve Ay’ın Güneşi ve Ay’ını şifalandıracağız. O
alan şifalanırsa bizim hayvanımız da şifalanır.
3- Her şeyin temeli ‘Sevgi’ye dayandığı için mutlaka seans
alan kişinin yeterince su içtiğine emin olacağız. Evliyse
eşi ile su içireceğiz ve frekansları düşükse yükselteceğiz.
Bekarsa ve evlenmeyi istiyorsa, şelale kenarına götürüp
orada aşk çekme çalışması yaptıracağız ve su içireceğiz.

4- Arpa, Buğday’ına bakacağız ve gerekli düzenlemelerini


yapacağız.

5- Kişi eşcinselse ona danışmadan bir değişiklik


yapmayacağız.

6- Kişiyi ağaç yaparak, ağaçtan sağlık chek-up’ı yapacağız.

7- Ağacın camına bakacağız. Sorunluysa gereken


düzeltmeleri geçmişe doğru giderek sol el, sağ el şeklinde
yapacağız.

8- Kişinin mağarasına bakacağız. Erkek ya da Dişi fark etmez


ve burada gereken idrar kesesi, testis, rahim, yumurtalık,
kist, miyom vb. çalışmaları yapacağız. Kişinin camı olması
gereken yerde değilse, Arpa, Buğday’ını düzelttiğimiz
zaman mağaranın girişi olması gereken yere gelir.
Yaptığımız hiçbir çalışmanın ne çalışması olduğunu
söylemeyeceğiz

9- Kişinin tiki ya da takıntıları varsa onunla ilgili çalışmaları


yapabiliriz. Bu şekilde kişiye eğitimden önce gereken tüm
çalışmaları yaptıktan sonra derse başlayabiliriz.

Ayrıca kendisinin varsa bir problemine çalışacağız ve


bu problemden kurtaracağız.

Cinsel taciz ya da travması varsa gereken çalışmayı


ve düzenlemeleri yapacağız. Tüm bunları yaptıktan sonra
eğitime geçebiliriz. Burada kendisine yaptığımız tüm
çalışmaların anlamını söyleyebiliriz zaten kendisi
dersimizi anlatırken hepsinin anlamını çözmeye
başlayacaktır.
Ağaçta camın olması gereken yer…
x

X
Ağaçta Camın yanlış olduğu yerler

AĞAÇ ve CAMLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR

Kişiye bir ağaç olması söylenir. Gözleri kapattırılır. Kendini


rahat ve serbest bırak. Üç kere nefes al ve ver, ve kendini bir
ağaç olarak hayal et. Sen nasıl bir ağaçsın. Bana tarif eder
misin? Gövdesi nasıl? Yaprakları nasıl? Rengi sarı mı yeşil mi?
Kurumuş dalı ya da yaprakları var mı? Bu ağaç ne ağacına
benziyor? Diye sorulur. Ne ağacı olduğunu bilemezse
Yaprakları sarı mı yeşil mi? Ağacın gövdesi kalın mı ince mi?
Ağacın dallarıyla gövdesi orantılı mı? Sonra bu ağaca sağlık
açısından bir puan versen kaç puan verirdin? Diye sor.
Ardından bu ağacın pencere camı gibi bir camı var. İki tane
kitap büyüklüğünde olan bir cam. Bak bakalım bu cam temiz
mi kirli mi? İnce mi kalın mı? Buzlu mu düz mü? İsli mi? Lekeli
mi? Çift cam mı yoksa ince belli bir çay bardağının camının
kalınlığında mı ve ağacın camı ağacın neresinde diye sor. Eğer
cam çatlaksa ağır cinsel taciz yaşamış demektir. Cam çizikse
taciz girişimidir.
Cam kırıksa kızlık zarı bozulmuş demektir. Tecavüz
oluşmuştur. Cam lekeliyse ailede cinsellikle ilgili olumsuz ve
bastırıcı konuşmalar yapılmış demektir. Çift camsa cinselliğe
bakış açısı zordur. Aynı şekilde buzlu cam ve isli cam da
sağlıksız bakış açılarıdır.
Sağlıklı Camın iki kitap büyüklüğünde, ince belli bardak
kalınlığında, ağacın gövdesinin bitip dallarının başladığı yerde
olması gerekir. Eğer cam dalların başladığı yerin yukarısında,
ağacın gövdesinde ya da kökünde ise problem vardır. Özellikle
kökünde ise kişide Vajinusmus problemi vardır.
Özellikle travma ve taciz durumlarında geçmişe götürüp
olayın ilk olduğu ana kadar gidiyoruz. Orayı temizledikten
sonra sol elin üzerine sağ eli koyup geçmişten bu yaşına kadar
sağ elini yukarıya kaldırarak çalışmaya bugüne doğru devam
ediyoruz. Bu esnada olumsuz görüntü tekrar önüne gelirse
sağ eli tekrar sol elin üzerine götürüyoruz. Bu şekilde iki üç
kez görüntü geldikçe cam siler gibi kaldırdığımız eli geri yerine
koyuyoruz. Bu esnada elimizin her inip kalkışı oradaki
travmayı silmeye yardımcı oluyor.
Sil o camı. İyice sil onu demek takma kafana demektir. Bu eli
indirip kaldırmak camı temizler. Kaldırdığı sağ elini sol eli ile
birleştirirsek ve artık şu andasın. Cam tertemiz ve pırıl pırıl
olduysa o güzel görüntüyü hala görebiliyorsan artık hazır
olduğunda gözlerini açabilirsin diyerek seansı bitiriyoruz.
Ağacın camı normalden daha büyükse kişinin cinselliğe verdiği
önem büyüktür. Normalden daha küçük ise kişinin cinselliğe
verdiği önem azdır. Ağacın camı çevreli ya da çerçevesiz
olabilir bunun bir önemi yoktur. Ağacın camında yağmur
damlası gibi lekeler varsa kişi ekonomik zorluklardan dolayı
cinsellikten uzaklaşmıştır. Ağacın camını temizlememiz ve pırıl
pırıl yapmamız yeterlidir.
Ağacın yukarısında ise cinselliği rafa kaldırmış demektir. Eğer
camı iki kitap büyüklüğüne, ince belli bardak kalınlığına ve
tertemiz bir hale getirirsek ve ağacımızı güneş ve ayla sulatır,
erkekse beş katlı apartman boyutuna, kadın ise önce on katlı
apartman boyutuna sonra atmosfere kadar uzatırız. Hatta
güneş ve ayla, ağacı kucaklaştırırız. Hatta yıldızlar ağacın
meyvesi olabilir. Ağacın çektiği sularla, ağacın bedeninde ki
tüm hastalıkları yok ettiririz ve seansı tamamlarız.
Erkeğin ağacını beş katlı apartman büyüklüğünden daha fazla
uzatmamamızın sebebi, toprak kadın olduğu için erkek ve
dişiyi birbirinden uzaklaştırmıyoruz. Yani erkeğin ağacı
toprağa yakın oluyor.
Kadına çalışıyorsak atmosfer erkek olduğu için ağacımızı
atmosfere doğru uzatıyoruz. Yani erkek ve dişiyi birbirinden
uzak tutmuyoruz. Böylece dengeyi sağlıyoruz.
Eğer ağaç kuruysa ya da yaprakları dökülmüşse, yaprakları
sarıysa, yaprakları normalden daha küçükse, ağacın dalları,
gövdesine göre inceyse, ağacı ve yaprakları yeşertiriz.
Yaprakları büyütürüz. Ağacın dallarını kalınlaştırırız,
güçlendiririz. Eğer ağacın gövdesi kalın, dalları inceyse o kişi
hayatta istediği mutluluğu yakalayamamış demektir. Ağaç
aynı zamanda anneyi simgeler. Eğer bana bir ağaç söyle
dersek bize annesini tarif eder. Fakat kendini bir ağaç olarak
hayal et dersek kendini tarif eder.
Bilinçaltı dilini 4 şekilde kişiye uygulayabiliriz.
seafoodplus.infoşiye bana bir hayvan söyle diyebiliriz.
seafoodplus.infoşiye bana bir renk söyle diyebiliriz.
seafoodplus.infoşiye bana bir ağaç söyle diyebiliriz.
seafoodplus.infoşiye bana bir çiçek söyle diyebiliriz.

Tabi ki hayvan frekanslarının sayısı daha fazla olduğu için ve


daha nokta atışı sonuçlar verdiği için genelde kişi hayvanı
gördüğü sürece hayvan frekansları ile çalışmalıyız. Eğer
hayvan göremezse,bir renk söyle yada bir ağaç söyle şeklinde
devam edebiliriz.

Bilinçaltı dilinin çalışma prensibi

1.Çalışılan kişinin frekansı düşükse yükseltilir. Hastalığın


frekansı ise düşürülerek yok edilir.
seafoodplus.info çalıştığımız kişinin kendi frekansı düşürülmez. Bunu
yaparsak o kişiye kötülük yapmış oluruz.
3.Çalıştığımız kişilere kötülük amaçlı kullanılamaz. Öyle bir
durumda sistem işlemez.
seafoodplus.info sistemi sadece insanlığın faydasına kullanmalıyız.

SEANS ESNASINDA KULLANMAMIZ GEREKEN SIRALAMA

seafoodplus.infoşinin mutlaka ayına ve güneşine bakmalı ve şelale


akıtmalıyız.
seafoodplus.infoşinin Mutlaka Ağacına, camına bakmalıyız.
seafoodplus.infoşinin mutlaka arpa-buğday oranına bakmalıyız.
seafoodplus.infoşinin dağına ve mağarasına bakmalıyız.

HASTALIK YOK ETMEK İÇİN KULLANABİLECEĞİMİZ


SEMBOLLER

Bedende hastalık olarak Hangi hayvan geldiyse, onu en düşük


frekanslı sembole çeviriyoruz.
Bunlar frekans aralığındaki hayvanlardır.
Çirkin böcekler, pire, bit, kene,tahta
kurusu,sivrisinek,karasinek,sülük,hamamböceği,sümüklü
böcek yada solucan seafoodplus.info dışında hastalığı bir su
damlasına çevirebilirsiniz yada bir kum tanesine çevirerek yok
edebilirsiniz.
Orda o hayvanı öldürmüyoruz, hastalık frekansını yok
ediyoruz. Hayvanı öldürüyoruz olarak düşünmeyelim.

AŞK SEMBOLLERİ

Kedi, köpek aynı yerden birlikte şelaleden akan soğuk su


içiyorlarsa bu mükemmel aşktır.
Evlenmek isteyen bir Kadınsa kadını Kuğuya çeviririz, erkeği
ise Su samuruna.
Su samuru demek evlenip yuva kurmak için yanıp tutuşan
erkek demek. Tam bir ev erkeğidir.
Cinsel güç düşükse ve yükseltmek istiyorsak Kadını Tavşan,
Erkeği gergedan yapabiliriz. Bu en doğru cinsel güç yükseltme
seçeneğidir.(Cinsel güç ve istek normalden 6 kat artar.)
Erkeklerde gücü artırmak için GERGEDAN, GORİL,
ORANGUTAN, SU AYGIRI YAPABİLİRİZ
Kadınlarda gücü artırmak için ZEBRA, ZÜRAFA, TAVŞAN
Kadın Zebrayı seçerse yarı arpa yarı buğday olur. O yüzden bu
kadınlar için uygundur.
Cinsel gücü azaltmak için erkeği köpek kadını geyiğe
çevirebiliriz.
Eşcinsel olmak isteyenleri Zürafa yapıyoruz.
Kendi isteği olmadan hiçbir buğdaya dönüşmek isteyen
arpaya müdahale etmiyoruz. Arpa ya da buğdayından
memnunsa öyle kalmalıdır. Ancak erkekse ve buğdayı fazlaysa
ve hepsi arpa olsun istiyorsa onu tam bir arpaya
dönüştürebiliriz.

MAĞARA ÇALIŞMASI NASIL YAPILIR

Mağara çalışmasından önce ağacın camına bakılır. Cam doğru


yerde değilse düzenlenir. Ardından kişi bir hayvana çevrilir.
Sonra bu hayvan bir dağ olsun denir. Bu dağın bir mağarası
var. Mağaranın giriş kapısı dağın neresinde diye sorulur. Eğer
direk dağın ortasından ve en alttaki yeşillikten düz ayak
girilebilen bir yerdeyse merdivensiz topraktan direk
girilebiliyorsa bu mağara girişinin olması gereken yerdir.
Eğer olması gereken yerin daha aşağısında ya da daha
yukarısındaysa (Ağaç camındaki gibi) sorun vardır. Aynı
şekilde mağara düz ayak giriş değil bir anda aşağıya iniyorsa
tecavüze uğramış ya da psikolojisini etkileyen cinsel travmalar
yaşamıştır. Bu kişi vajinusmusta olabilir.
Arpa, Buğdayı normal hale getirip camı düzeltince mağaranın
giriş kapısı otomatikmen olması gereken yere gelir.
KADINLARDA MAĞARA ÇALIŞMASI UYGULAMASI

Mağara çalışmasına başlamadan önce Arpa – Buğday ve Ağaç


Camı çalışmalarının yapılması gerekir. Ardından Mağara
Çalışmasına geçilir.

MAĞARA ÇALIŞMASI ÖRNEK

Bana bir hayvan söyle denir. O hayvanı dağa dönüştürmesi


istenir. Dağın bir mağarası var. Bak bakalım bu mağaranın
giriş kapısı nerede diye sorulur( Mağara kadın vajinası
anlamına gelir). Mağaradan içeriye girmesi söylenir. Ardından
eline güçlü bir fener al yan duvarlarına, tavana ve tabana
bakması söylenerek oralarda neler olduğu sorulur. Eğer
duvarlarda veya yerde yosun, çalı, çırpı, dikenli ot, maki vs.
gibi bitkiler varsa kökü ile birlikte sökülüp, yakılması istenir.
Ve yakılan otlar mağaranın dışına attırılır. Mağaranın içinde
sonradan eklenmiş(Kaya parçası vs.) gibi bir şey var mı diye
sorulur. Oraya ait olmayan herhangi bir şey varsa onu da
söktürüp, mağara dışına attırmalıyız. Mağara zemininde kum,
toprak veya çakıl gibi maddeler varsa bunları da çok güçlü bir
elektrikli süpürge ile çektirilir ve mağara dışına atılması
istenir. Mağara zemininin nasıl olduğu sorulur. Engebeli ise
düzeltmesi istenir. Mağara zemininin engebeli değil düz
olması gerekir. Ayrıca mağaranın içerisinde dağ varsa yok
edilir. Ama ağaç varsa dokunulmaz. Unutmamamız gereken
bir şey de mağarayı nemlendirmektir. Bu da çok önemlidir.
Mağaranın duvarlarında nem var mı, şıpır şıpır su damlacıkları
damlıyor mu yoksa yerler ve duvarlar kuru mu diye sorulur.
Eğer kuru ise nemlendirmesi ve küçük su damlacıklarını
mağaranın her yerinde oluşturması söylenir. Mağaranın
içerisinin belli oranda nemli olması gerekir. Mağara kuruysa
mutlaka nemlendirmeliyiz. Eğer mağaranın içerisinde ot(çim)
varsa onlara dokunulmaz. Onlar rahim kaslarıdır. Bu
çalışmaları yaptıktan sonra kişinin hamile olup, olmadığını
öğrenmek için sağ tarafta ki su gözesinden geçip, çayırlığa
çıkılır. Çayırlıktaki göle gidilir. Gölün rengi sorulur. Rengine
mavi veya yeşil diyebilir. Ayrıca Gölün etrafını yuvarlak şekilde
saran bir duvar var mı diye sorulur. Kişi hamileyse duvarın
boyu sorulur. Eğer duvarın boyu ayak bileğime kadar geliyor
diyorsa rahim duvarı incedir. Onu düzeltmek için kişiye o taş
duvarı diz kapağının biraz üzerine gelecek şekilde uzatması
istenilerek yeni bir duvar ördürülür. Duvarın boyu en az diz
kapağına kadar gelmelidir. Duvarın taşları elle örülmeli, beton
ya da sıva kullanılmamalıdır. Her bir taşın boyutu kavun ya da
karpuz boyutunda olabilir. Bu taşların elle dizilmesinin sebebi
beslenecek olan embriyoların gerektiğinde taşların arasından
yiyecek bulmaları ve saklanmaları içindir. Gölün dibi mutlaka
kirli yeşil yosun renginde olmalıdır. Bunun sebebi embriyolara
yemek olmalarıdır. Embriyolar acıktıklarında dibe inerek
beslenip tekrar yukarıya çıkarlar. Kişinin hamile olup
olmadığını öğrenmek için suyun üzerinde yüzen, kuyruğundan
taşa bağlanmış beyaz kurbağa görüyor musun diye sorulur.
Eğer evet bir tane var derse bu kişinin hamile olduğu anlaşılır.
Eğer cinsiyetini öğrenmek istersek bu kurbağa arpa tarlasının
kurbağası mı yoksa bir buğday tarlasının kurbağası mı diye
sorulur. O kurbağa bir hayvan olsaydı hangi hayvan olurdu
diye sorularak ta doğacak olan çocuğun frekansı öğrenilir.
Bebeğe sağlıklı olup olmadığı, yeterince beslenip
beslenemediği, bir sorunu olup olmadığı sorulabilir. Hatta
kordonun kısa olup olmadığını da öğrenebiliriz.

MAĞARADA MENEPOZDAN ÇIKARMA ÇALIŞMASI

Mağarada gereken çalışmalar yapılarak sağdaki su gözesinden


içeri girilir. Sağ taraftaki yol ayrımına gidilir. Oradan geniş bir
çayırlığa çıkılır. Menepoza girmiş ya da girmek üzere olan kişi
genellikle otların ya yarısı ya da tamamını sararmış olarak
görür. Bu bölümde güneş ve ay gelerek, tarlayı sulayıp
yeşertebilir ve yemyeşil bir buğday tarlasına dönüştürebilir.
Tarla tamamen yeşil bir buğday tarlası olduktan sonra göle
gidilir. Gölün duvarları var mı yok mu diye sorulur. Eğer kişi
menepoza çok önceden girmişse genelde duvar yok ya da bir
iki tane taş kalmış diye cevap verir. Menepoza yeni girmişse
duvarın çoğunluğu yıkılmış ya da bir kısmı erimiş olabilir.
Yıkılmış olan taşları diz boyunda tekrar dizmesi seafoodplus.infoşlar
diz hizasından daha aşağıda olursa kişi düşük yada benzeri bir
sorun yaşayabilir.Özellikle gebelerde taşlar mutlaka diz
hizasında olmalıdır. Kişi hamile kalmak istiyorsa taşların arası
boş bırakılır. Hamile kalmayı düşünmüyorsa taşların arasına
sıva, harç ya da mermer dökülür. Böylece embriyolar
tutunacak yer bulamaz. Kişi menepozdan çıkmış olur ama
hamile seafoodplus.infozdan çıkarmayı 35 yaşında erken
menepoz yaşayan bir bayana uyguladım ve 1 hafta sonra
menepozdan çıktı.

KUYU ÇALIŞMASI

Yine mağaradan içeriye girilir. Gerekli çalışmalar yapılır.


Sağdaki su gözesinden geçilir. Dümdüz ilerlenir. Yolun üçe
ayrıldığı yerde sağa ya da sola değil ortaya gidilir. Ortada bir
kuyu görüyor musun diye sorulur. Yüzde kaçı su ile dolu diye
sorulur. Suyu temiz mi kirli mi diye sorulur. Eğer suyu kirli
derse sağ elin şifalı dokunduğun anda suyu temizleyebilirsin
denir. Bu su idrar kesesinin içinde ki idrardır. Su kirli ise iltihap
ya da bir rahatsızlık olabilir. Su temiz ama mağaradan taşmak
üzere diyorsa idrara sıkışmış demektir. İdrar kesesi sarkması
veya idrar kaçırma sorunu olanlarda çalışmalar bu kısımda
yapılır. Bu kuyudan kova değil de bir deli tulum var onunla su
çek bakalım denilir ve çekilince deri tulum delik mi çatlak mı
su akıtıyor mu diye sorulur. Eğer evet su akıtıyor denirse
tulumu tamir etmesi seafoodplus.infon delik yada yırtık olan
yeri tamir edilir ve eskisinden bile daha sağlam,daha geniş ve
esnek olması seafoodplus.info tekrar kuyunun içine sarkıtılır ve
su çekilir,bu sefer de kontrol edilir,delik var mı,tulumun ağzı
bir balon gibi esnek ve açılıp kapanabiliyor mu diye
sorulur.Eğer tulum sağlam ve esnek diyorsa,tulum bu şekilde
bırakılır.
Bu çalışma ile idrar kaçırma yada idrar kesesi sarkması
problemleri olanların problemi düzeltilebilir.
Ayrıca bunun dışında çocuklarda gece idrar kaçırma
sorunlarında ise ayrı bir çalışma daha yapıyorum,bu çalışma
da mağaranın çıkış yerine bir çeşme koymasını istiyorum,bu
çeşmeyi tarif ettiriyorum,anlattığı çeşmeyi açıp kapatmasını
seafoodplus.info ona bu çeşme sana ait,gece tuvalete çıkmak
istediğinde çeşmeyi aç ve istediğin kadar su akıt,bunun
dışında tuvalete kalkmadığın zamanlarda su akmasın ve
çeşmen kapalı kalsın diye komut seafoodplus.info sadece kullanman
gerektiğinde aç seafoodplus.info şekilde seansta idrar kaçırma
sorunu biter.
Yaşlılarda idrar kesesi sarkması için kuyu ve deri tulum
çalışması yapılmalıdır.

ERKEKLERDE SPERM SAYISI ARTIRMA ÇALIŞMASI

Kişiye bir hayvan olması söylenir,bu hayvanı bir buluta çevir


seafoodplus.info çevirince bulutu somun ekmek gibi iki tarafa
uzatması istenir ve sorulur,bu bulut ne renk diye.Eğer bulut
gri,sarı yada siyahlı derse hastalık tıkanıklık yada iltihap
anlamına seafoodplus.info kar gibi bembeyaz ve tertemiz derse
hiçbir sorun yok seafoodplus.info olanlar genelde bulutun sağ
yada sol tarafı gri,siyahlı yada sararmış diyebiliyorlar.Böyle
dediklerinde bulutu yastık yüzü gibi ters yüz edip şifalı
okyanus suyuna yatır ve içindeki kiri pisliği suya akıt denir,o
temizlenince tekrar sorulur bulut temizlendi mi diye,eğer evet
temizlendi derse şimdi bulutu suya iyice ısla birkaç dakika
bulut su çeksin ve gökyüzüne çıkartıp çamaşır sıkar gibi
bulutun suyunu sık diyoruz.O kişi damla su aktı
derse,tekrra bulutu suya ısla ve bir daha sık diyoruz,bu sefer
damla aktı derse yeterli şekilde spermi var seafoodplus.info
kez daha suya ıslatıp tekrar sıktırıyoruz,eğer yağmur gibi
yağıyor su derse bulutta bol miktarda sperm oluşmuş
demektir.

ERKEKLERDE SPERM KALİTESİNİ ARTIRMA ÇALIŞMASI

Sperm sayısını artırma çalışması yaptıktan sonra bol miktarda


sperm akıyorsa,spermin kalitesini öğrenmek için bir tane
süzgeç koyarız bu sefer bulutun suyunu süzgeçten geçirerek
sıkarız ve süzgeçin üzerinde kir yada kalıntı kalırsa,o kirler
okyanus suyuyla tekrar temizlenip tekrar bulut sıkılırken akan
sular süzgeçten geçirilir.Süzgeç tamamen temiz kalana kadar
bu işlem kez tekrar seafoodplus.infon temiz olanca ve
bulutun rengi kar gibi bembeyaz olana kadar bu işlem
tekrarlanır.

ERKEKLERDE PROSTAT ÇALIŞMASI


Bulut çalışması ve süzgeç çalışmasından sonra kişi bulutken o
bulutu ince pamuklar gibi ayırtalım,liflerin arasında kaç tane
dolmakalem yayı var diye soralım,eğer tane var derse,
tane daha dolmakalem yayı ekletelim ve bu şekilde
seafoodplus.info kalem yayları prostat da idrar yapma
problemini çözmeye yardımcı olacaktır.

ARPA-BUĞDAY ÇALIŞMASI

Kişiye bir tarlaya git denir. Bu tarlanın ne tarlası olduğu


sorulur. Bu bir arpa tarlası mı yoksa buğday tarlası mı? Diye
sorulur. Dişi ise Buğday tarlası demesi gerekir. Erkek ise Arpa
tarlası demesi gerekir. Eğer dişi olduğu halde tarla arpa tarlası
ise %99 sarıdır. Kendi tarlasını buğday olduğu halde sarı gören
kişi ise ya menepoza girmiştir. Ya da unumu eledim eleğimi
astım modundadır. Sağlıklı olan çalışma dişilerin tarlasının %
yeşil buğday tarlası ve erkeklerin tarlasının ise % yeşil
arpa tarlası olmasıdır.
Bunun dışındakilerin hepsi eril – dişil dengesi ile ilgili bir
problem olduğunu gösterir. Menepoza girmiş olan bir kişinin
tarlasını % yeşil buğday yaparak menepozdan
kurtarabiliriz. Bu erken menepozlar için geçerlidir. Erken
menepozdan 21 gün içinde seafoodplus.info seansı 35 yaşında
menepoza stresten erken girmiş bir bayana uyguladım ve 1
hafta sonra menepozdan çıkmış olduğunu öğrendim. Belli bir
yaştan sonra menepozdan çıkmayabilir.
Kişilerin Arpa-Buğday dengesi çok önemlidir. Arpa- buğday
dengesi olması gerektiği gibi değilse yani Dişiyken erili yüksek
yada Erilken dişiliği yüksekse o kişiler sinirli, gergin olur, sık sık
kavga eder, ikili ilişkisinde sorunlar yaşar ve ayrılıp barışır.
Arpa-Buğdayını düzenlersek hayatı daha düzgün ve olması
gerektiği gibi seafoodplus.info ve hormonları rahatlar.
Onun için mutlaka ne çalışması yaparsak yapalım eril-dişil
dengesi için o kişinin arpa ve buğdayının oranını kesinlikle
kontrol edelim. Bu çok hayati bir çalışmadıseafoodplus.info çok
seafoodplus.infoşinin hayatını kökten değiştirebilecek kadar
güçlüdür.
Cinsel tercihi farklı olan bir erkeğe veya dişiye danışmadan
kesinlikle Eril-dişil dengesini kafanıza göre düzenlemeyin. O
kişiye sorulup eril dişil dengenizi cinsiyetinize uygun şekilde
düzenleyelim mi şeklinde danışmak ve iznini mutlak suretle
almamız gerekir.
Yani erkekse ve dişil hissediyorsa o şekilde bırakmalıyız, izinsiz
bu olaya müdahale eder ters yönde çalışma yaparsak beklide
onun mutlu olduğu yaşama şeklini bozup hayatına müdahale
etmiş oluruz. Bu da etik seafoodplus.info tür durumlarda izin ve
rızasını alma ilkesi çok elzemdir.
MAĞARA GİRİŞİNİN OLMASI GEREKEN YER
MAĞARA GİRİŞİNİN OLMAMASI GEREKEN YERLER
İSLAM SEMBOLİZMİNDE;

Kendi kuyruğunu ısıran yılan, değişik inançlarda yeniden


doğuşu, dengeyi, sonsuz döngüyü, kısır döngüyü simgeler.
Simyacılar için “başlangıcım sonumda, sonum
başlangıcımda”yı anlatır. İnsanlığın en eski inançlarında bir
karşılığı vardır, tasavvuf dahil.
Taşıdığı sır şudur: “Aynı hayatı sonsuz kez yaşıyoruz ve
hatırlamıyoruz”
KAYNAK: seafoodplus.info

Yaşamla yakından ilişkilidir. Yılan, El-Hayyah’tır ve hayat ise


El-Hayat ve El-Hay’dır; bunlar Tanrı’nın en iyi bilinen
isimlerindendir ve hayat bahşeden yaratmayı, sadece
yaşamaktan çok, hem hayat veren hem de hayatın
sürekliliğini sağlayan ve hem hayatı uygulayan ve de hayatın
kendisi olan yaşam prensibini ifade eder.
KAYNAK: seafoodplus.info
Tasavvuf ilminin zamana bakış açısı nedir hocam?

Tasavvuf ilminin zaman kavramına bakışı ontolojik yani


varoluşsal bir bakış açısıdır. Allah kendini tanımlarken
zamansal terimler de kullanmıştır. Ayrıca bazı zamana dair
kavramlar üzerine yemin ettiğine göre zamanın da kaynağı,
kökeni ‘O’ olmaktadır. Allah’ın “Asr’a yemin olsun, Duha’ya
(kuşluk vakti) yemin olsun, gündüze, geceye yemin olsun” v.b.
gibi zamanî mefhumlar üzerine kasem etmesi çok manidardır.
Yani zaman kavramı Kutsal’a aittir. Ayrıca “Âna, dehre,
zamana sövmeyin” diye bir hadis-i şerif vardır: “Çünkü o
Allah’tır” der.
Yaratılmış her şeyin vücuda gelmeden evvel ‘hilkat öncesi’
(primordial) dediğimiz bir ilk hali vardır. “Her şey O’ndan
çıkmıştır ve her şey O’na geri dönecektir” ayetinde de olduğu
gibi her şeyin başlangıcı ‘el-Evvel’ ve her şeyin sonu ‘el-Âhir’
O’dur. Allah’ın kendini tanımlarken “ilk ve son, iç ve dış
benim” demesi ister istemez zaman kavramını sorgulamayı
getiriyor.
“Bir şeyin başı bensem sonu da bensem ortası (dünya?)
nedir?” diye bir soru bence en temel varoluşsal soru olarak
karşımıza çıkıyor. Bu konuya dair vahdet-i vücud ehli ariflerin
getirdiği modelleme epeyce bir izah getiriyor.
Zaman “yaratılmışlardandır” diyebilir miyiz o vakit?

“Allah’ta n başka her şey mahluktur” buyururdu merhum


Seyda Muhammed Emin Er hocamız. Klasik filozoflar zaman
ve hareketi beraber değerlendirirler. Zamanın olabilmesi için
her şeyden evvel bir yerden bir yere doğru bir hareketin
olması lazımdır. O hareket bir noktadan diğer bir noktaya
doğru olan ‘teveccüh’tür yani süreyi ölçme birimidir
zaman. Bir hareket yoksa, bir sükûn hali varsa orada
zamansızlık vardır. Zaman yoktur. Onun için hakikat erbabı;
zaman içerisinde zamansızlığı yakalayabilen kimselerdir.

‘İlmin bir nokta oluşundan’ devam edelim isterseniz. ‘An’


da bir nokta mı aslında?

Nasıl ilim aslında bir noktaysa, süre kavramının da en küçük


birimi bugünkü modern ilmin mikro salise dediği kavramdır.
Ona tasavvufta ‘an’ denilmektedir. ‘An’ ile ‘dem’ arasında bir
irtibat vardır. Onun için ‘dem bu demdir dem bu dem’ der
sufiler. An bu andır. Başka an yoktur. Anın açılımı saliseyi
doğurur, o saniyeyi doğurur, saniyenin yavaşlatılmış hâli
dakikayı meydana getirir. Buradan saat ortaya çıkar. Saat
daha sonra güne döner. Maddenin aslı ışıktır. Madde denilen
şey aslında enerjidir. Madde yavaşlatılmış enerjidir. Yani
maddeyi hızlandırırsanız enerji açığa çıkar. Peki, enerjinin aslı
nedir? Enerji ışığın yavaşlatılmış halidir. Enerjiyi
hızlandırırsanız ortaya ışık çıkar, nur çıkar. O zaman maddenin
aslı nurdur, ışıktır.

Zaman anın açılımı mıdır yani?

Aynı şekilde zamanın da bu şekilde hızlandırılmasıyla gün,


haftalar, aylar mevsimler, yıl ve asır dediğimiz yıl, sonra
devreler çıkar. Bunların hepsi bir anın (momentum)
açılımından ibarettir. An yayılmaktadır. Kuantum zaman bilimi
üzerine çalışanlar bunu balon üzerinde bir nokta olarak tarif
ederler. Balon sönük haldeyken küçük bir mürekkepli kalemle
üzerine bir nokta koyarsanız, şişirmeye başladığınız zaman o
nokta da irileşir. Ne kadar üflerseniz o nokta o kadar irileşir.
Küçücük bir noktayken büyük bir daire haline gelir. ‘Zamanın
yayılması kavramı’ böyle ele alınıyor.
Onun için “Allah evveli de bilir ahiri de bilir, geçmişi de bilir
geleceği de bilir” derken aslında zamansızlık anlatılıyor. Çünkü
zamanın sahibi O’dur. Zaman yaratılmış bir olaydır. Zaman-
üstünlüğü elde edenler geleceği de bilebilirler. Geleceği
bilmeleri başkalarının gözünde bir keramet, bir mucize olarak
görülür. Bundan iki saat sonrasını görüyor olmak onlar için
basit bir şeydir. Ama bilmeyenler için ise büyük bir olaydır.
KAYNAK: seafoodplus.info

ALKOL BAĞIMLILIĞINDAN KURTARMA ÇALIŞMASI


Seni alkol bağımlılığından kurtarmak İçin bu çalışmayı
yapıyoruz. Gönüllü müsün diye soracağız.
Eğer evet derse seansa başlayacağız
Ona hemen bana bir hayvan söyle diyeceğiz, eğer alkol
bağımlısı ise söylediği hayvan genelde kertenkele ya da
iguana olur. Eğer o hayvanlar dan birini söylemezse, daha
önce hangi hayvanmış diye soruyoruz,eğer başka hayvan
söylüyorsa kertenkele yada iguana olmasını isteyeceğiz.
Onu çok pis kokan kanalizasyon suyu ile dolu bir göle
götüreceğiz, her yeri pislik ve dışkı dolu olan gölden canlı balık
tutup kertenkelenin ağzına sokacağız, tüm tüm yutturacağız,
bu esnada ıyyy iğenç kokuyor, ye biraz daha ye diyeceğiz. 3
tane balığı tüm tüm tiksindirerek ona yedireceğiz. Sonra
yeterlimi yoksa daha yiyecek mi diyeceğiz, genelde yeter
diyorlar. Yemek istemezse ya da kaçıp giderse tiksinmiş
demektir. Yalnız ardından frekansı yüksek bir hayvana çevirip
ya da ilk söylediği hayvana dönüştürüp seansı
tamamlayacağız.
Kanallık yerine kişinin kendisine yapılınca etki daha güçlü
olacaktır. Bu çalışmayı ölü balıkla yaparsak uyuşturucu Ve
sigara bağımlılığına çalışmış oluruz. Çalışma şekli aynı sadece
balık ölü ve kokmuş olmalıdır.
Ölü balık= Uyuşturucu bağımlılığı
Canlı balık= Alkol ve sigara bağımlılığı için
* Alkol- sigara- uyuşturucu-tırnak yeme gibi seanslar
günler tekrarlanırsa etkisi artar Ve kalıcı olur.

TIRNAK YEME ÇALIŞMASI


Kişiye gözlerini kapattırıyoruz, Ellerindeki 10 parmağının
Tırnaklarının ucu keskin bıçak olsun diyoruz, sipsivri ve keskin
uzun uçları var, Kişiye hadi tırnaklarını ye bakalım diyoruz.
Yerken tırnak yüzüne değdi mi diyoruz, genelde yüzümü çizdi
yada yırttı diyorlar.O zaman hadi tekrar ye tırnaklarını
diyoruz, tekrar yemeye çalışırken korkuyor yüzü yırtılır yine
diye ve ye desek bile artık tekrar etmek istemiyor.
Birkaç kez denettikten sonra çok uzatmadan artık
istenmediğini farkettiğimiz an seansı kesiyoruz.
Bu tırnak yeme seansını da Günlerde tekrar edersek
etkisi kalıcı olacaktır.

UMARIM KİTABIM SİZLERE FAYDALI OLMUŞTUR.


BENDEN BAŞLAYARAK BÜTÜNÜN HAYRINA OLSUN VE
ÖYLEDİR.
REFİK KORKMAZ BİLİNÇALTI DİLİ seafoodplus.infoÜL VE seafoodplus.infoÜL
EĞİTMENİ VE PEDAGOG
FADİME YILMAZ
DÜNYANIN HERYERİNDEN PDF KİTAP TEMİNİ İÇİN

[email protected]

Footer menu

You might also like

  • PARA, AŞK VE İNTİKAM RİTÜELLERİ - Büyüler, Tılsımlar, Sihirler, Evde yapılan kolay büyüler ve ritüeller, Büyü Tarifleri, Bereket, Aşk ve Huzur Ritüelleri: Evde Yapabileceğiniz Ritüeller, Büyüler ve Tılsımlar - Gerçek Büyü Tarifleri ile Evde Büyü Yapımı
    PARA, AŞK VE İNTİKAM RİTÜELLERİ - Büyüler, Tılsımlar, Sihirler, Evde yapılan kolay büyüler ve ritüeller, Büyü Tarifleri, Bereket, Aşk ve Huzur Ritüelleri: Evde Yapabileceğiniz Ritüeller, Büyüler ve Tılsımlar - Gerçek Büyü Tarifleri ile Evde Büyü Yapımı
    PARA, AŞK VE İNTİKAM RİTÜELLERİ - Büyüler, Tılsımlar, Sihirler, Evde yapılan kolay büyüler ve ritüeller, Büyü Tarifleri, Bereket, Aşk ve Huzur Ritüelleri: Evde Yapabileceğiniz Ritüeller, Büyüler ve Tılsımlar - Gerçek Büyü Tarifleri ile Evde Büyü Yapımı
  • BÜYÜ REHBERİ - Büyü Tarifleri, Ritüel Tarifleri, Aşk Tılsımları: Evde Yapılabilen En Etkili Büyüler, Ritüeller ve Tılsımlar - Aşk Tılsımları, Şahmeran Büyüsü, Mum Ritüelleri, Sevişme Muskası: Evde yapılabilecek kolay Büyü ve Ritüel tarifleri
    BÜYÜ REHBERİ - Büyü Tarifleri, Ritüel Tarifleri, Aşk Tılsımları: Evde Yapılabilen En Etkili Büyüler, Ritüeller ve Tılsımlar - Aşk Tılsımları, Şahmeran Büyüsü, Mum Ritüelleri, Sevişme Muskası: Evde yapılabilecek kolay Büyü ve Ritüel tarifleri
    BÜYÜ REHBERİ - Büyü Tarifleri, Ritüel Tarifleri, Aşk Tılsımları: Evde Yapılabilen En Etkili Büyüler, Ritüeller ve Tılsımlar - Aşk Tılsımları, Şahmeran Büyüsü, Mum Ritüelleri, Sevişme Muskası: Evde yapılabilecek kolay Büyü ve Ritüel tarifleri
  • BÜYÜ TARİFLERİ Evde kolaylıkla yapabileceğiniz hızlı etili Büyüler ve Ritüeller: Aşık Etme Büyüleri, Sevgi Büyüsü, Aşk Ritüelleri, Ruh Eşini Bulma Büyüsü, İntikam Büyüsü, Mesaj Attırma Ritüeli, Büyüler, Ritüeller, Tılsımlar
    BÜYÜ TARİFLERİ Evde kolaylıkla yapabileceğiniz hızlı etili Büyüler ve Ritüeller: Aşık Etme Büyüleri, Sevgi Büyüsü, Aşk Ritüelleri, Ruh Eşini Bulma Büyüsü, İntikam Büyüsü, Mesaj Attırma Ritüeli, Büyüler, Ritüeller, Tılsımlar
    BÜYÜ TARİFLERİ Evde kolaylıkla yapabileceğiniz hızlı etili Büyüler ve Ritüeller: Aşık Etme Büyüleri, Sevgi Büyüsü, Aşk Ritüelleri, Ruh Eşini Bulma Büyüsü, İntikam Büyüsü, Mesaj Attırma Ritüeli, Büyüler, Ritüeller, Tılsımlar

Footer menu

Get our free apps

  • Scribd - Download on the App Store
  • Scribd - Get it on Google Play

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir