kütübi sitteyi bir araya getiren eser / KÜTÜB-i SİTTE - TDV İslâm Ansiklopedisi

Kütübi Sitteyi Bir Araya Getiren Eser

kütübi sitteyi bir araya getiren eser

Kütüb-i Sitte yi oluşturan hadis kitapları nelerdir?

İçindekiler:

  1. Kütüb-i Sitte yi oluşturan hadis kitapları nelerdir?
  2. 6 hadis kitabı nedir?
  3. Kütüb-i Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimlerdir?
  4. Kütüb-i Sitte müellifleri kimlerdir?
  5. Kütüb-i Sitte yi bir araya getiren eser nedir?
  6. Sahih li gayrihi hadis nedir?
  7. Kütüb i Sitte de zayıf ve uydurma hadis var mıdır?
  8. Kütüb-i Sitte nedir diyanet?
  9. Kutubu Sitteyi bir araya getiren eser nedir?
  10. Kütübi Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimdir?
  11. El Kütübü Sitte yazarı kimdir?
  12. Kütüb-i Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimdir?
  13. Sahih li Zatihi ne demek?
  14. Sahih li Zâtihî ne demek?
  15. Kütübü Sittedeki bütün hadisler sahih mi?

Kütüb-i Sitte yi oluşturan hadis kitapları nelerdir?

"KÜTÜBSİTTE" denilince akla gelen eserler; Sahih-i Buhâri, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebi Davud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Neseî ve Sünen-i İbn Mace'dir. Ancak bazı hadisÂlimleri altıncı kitapolarak Sünen-i İbn Mace yerine Sünen-i Darimî'yibazıları da İmam-ı Malik in Muvatta'sını kabul ediyorlar.

6 hadis kitabı nedir?

Kütübi Sitte kitaplarıSahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Nesai, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davud ve Sünen-i İbn Mace olmak üzere toplam 6tanedir.

Kütüb-i Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimlerdir?

Abdurrahman el-Mizzî, Zehebî, Ebü'l-Mehâsin el-Hüseynî, Sıbt İbnü'l-Acemî, İbn Hacer el-Askalânî, Safiyyüddin Ahmed b. Abdullah el-Hazrecî gibi muhaddislerzeyil ve ikmal çalışmaları yapmışlardır (bk. el-KEMÂL). Sıddîk Hasan Han el-Ḥıṭṭa fî ẕikri'ṣ-ṣıḥâḥı's-sitteadlı eserinin ikinci yarısında, Muhammed b.

Kütüb-i Sitte müellifleri kimlerdir?

  • Müslim bin Haccac: El camiu's sahih.
  • Muhammed el Buhari: El camiu's sahih.
  • Muhammad ibn Isa at Tirmizi: Sünen-i Tirmizi.
  • Ali ibn Sinan el Nesai: Sünen-i Nesai.
  • Ebu Davud es-Sicistâni: Sünen-i Ebu Davud.
  • İbn Mâce el-Kazvînî: Sünen-i İbn Mace.

Kütüb-i Sitte yi bir araya getiren eser nedir?

Tirmizî'nin 270 (883) yılında tamamladığı esere "sahih" denilmesinin sebebi, Kütüb-i Sitte'ye es-Sıhâhu's-sittedenildiği gibi, eserinihtiva ettiği hadislerin büyük kısmının sahih* nitelikli olmasıdır. ...

Sahih li gayrihi hadis nedir?

Hasen li-gayrihîZayıf olmakla birlikte başka bir rivâyetle kuvvet kazanan ve hasen derecesine yükselen haberlerdir. Ancak bu derece zâtından dolayı değil, ondan başka (gayrı) bir rivâyetten gelmekte olduğundan bu adla anılır.

Kütüb i Sitte de zayıf ve uydurma hadis var mıdır?

Kütüb-i Sitte'deki bir diğer müellif İbn Mâce'ye geldiğimizde, onun eserindeki hadisleriçin; 428'i ricâli sika olan sahih hadisler, 199'u hasen isnatlı hadisler, 613'ü zayıfisnatlı hadislerve 99'u da ya çok zayıf/vâhî, ya münker ya da mevzû isnadlı hadislerdir, denilmektedir.

Kütüb-i Sitte nedir diyanet?

Kütübü sitte, altı yazar tarafından kaleme alınan, sahih hadislerin yer aldığı hadis kitaplarıdır. Ehl-i Sünnetin çoğunluğu sadece bu kitaplarda aktarılan rivayetleri kendisine referans alır. Kütübü Sitte'de peygamber efendimizin sözleri, yaptıkları, öğütleri ve uyarıları yer alır. Hz.

Kutubu Sitteyi bir araya getiren eser nedir?

Tirmizî'nin 270 (883) yılında tamamladığı esere "sahih" denilmesinin sebebi, Kütüb-i Sitte'ye es-Sıhâhu's-sittedenildiği gibi, eserinihtiva ettiği hadislerin büyük kısmının sahih* nitelikli olmasıdır. ...

Kütübi Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimdir?

Kütüb-i Sitte MuhaddisleriMüslim bin Haccac İslâm tarihinin en büyük muhaddislerinden biridir. En çok bilinen eseriSahih-i Müslim olarak tanınan hadis eseridir.

El Kütübü Sitte yazarı kimdir?

Abdurrahman ed-Dârimî'nin es-Sünen'ini ilâve ederek kütüb-i sitte(el-kütübü's-sitte) tabirinin ortaya konduğu görülmektedir.

Kütüb-i Sitte de eseri bulunan muhaddisler kimdir?

Kütüb-i Sitte MuhaddisleriMuhammed el-Buhârî İslâm dininin en büyük muhaddistir. Müslim bin Haccac İslâm tarihinin en büyük muhaddislerinden biridir. En çok bilinen eseriSahih-i Müslim olarak tanınan hadis eseridir.

Sahih li Zatihi ne demek?

Hasenolmaları için bu hadislerin aynının veya benzerinin başka tariklerden rivayet edilmesine ihtiyaç bulunmadığı için bu çeşit hadisler "hasen li-zâtihî" olarak da anılmıştır. ... Buna göre hasenhadis, sahih hadisin şartlarını taşımakla beraber râvisinin zabtı sahih hadisin râvisi kadar kuvvetli olmayan hadistir.

Sahih li Zâtihî ne demek?

Makbul hadîs çeşitlerinin başında yer alan sahîh, adalet ve zabt sıfatlarını hâiz olan râvilerin, muttasıl senedle rivayet ettikleri şâz ve muallel olmayan hadîslerdir. ... İşte bu beş şartı tam olarak kendisinde birleştiren hadîse, sahîh li-zâtihi, veya kısaca sahîhdenilmiştir.

Kütübü Sittedeki bütün hadisler sahih mi?

Geçmiş yıllardan bugüne bir tartışma süregelmektedir; bir görüş hadislerinKuran-ı Kerim gibi korunmuş olmadığını, doğru olamayabileceklerini ifade ederken, bir kısım ise Sahih-i Müslim ve Sahih-i Buhârî gibi eserlerde geçen yahut Kütüb-iSitte'de geçen tüm rivâyetlerin sahiholduğunu ifade etmiştir.

İbn Mâce: Bir Kütüb-i Sitte İmamı Prof.Dr.Osman Güner Babasına nispetle İbn Mâce diye bilinen büyük muhaddis Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid er-Rebe’î, hicri 209 (m.824) yılında, günümüzde Basra körfezinin kuzeyinde yer alan Kazvin şehrinde dünyaya gelmiştir. Kazvin şehrinin tartışma- sız en büyük muhaddisi olan İbn Mâce'nin hadis çalışmaları- na hangi tarihte başladığı bilinmemekle birlikte, Ali b. Mu- hammed et-Tenâfusî (v.233) hocalarının ilki olması dolayısıyla, onun hadis çalışmalarına, hicri 233 yılından önce yani devrin geleneğine uygun olarak, yaklaşık 15 yaşlarında başladığı anlaşılmaktadır. İbni Mâce gelişimini tamamlamak ve özellikle hadis ilmiyle meşguliyetini sürdürmek üzere, devrin önemli ilim merkezlerinden başta Kazvin olmak üzere, Bağdat, Şam, Rey, Basra, Kûfe, Mekke, Medine, Mısır ve Vâsıt gibi İslam bel- delerine ilmî seyahatler yapmıştır. Muhtemelen bu seyahat- lere hicr1 230'lu yıllarda başlamış olmalıdır. İbn Mâce, yaptığı bu seyahatleri sırasında birçok muhaddisten ilim tahsil etmiş, hadis dinlemiştir. Siyasî ve Kültürel Ortam İmam İbn Mâce, Abbasiler döneminin çalkantılı siyasi, içtimai ve kültürel ortamında yetişmiş ve dönemin şartlarına her yönüyle şahit olmuştur bir alimdir. Gençlik döneminde, halife Me'mun’la (v.218) başlayıp halife Mütevekkil (v.247) dönemi- ne kadar devam eden ‘mihne’ olaylarının yaşandığı ve Ahmed b. Hanbel ve Nuaym b. Hammad gibi tanınmış birçok mu- haddisin işkenceye maruz kaldığı zorlu ve çileli hadiseleri bizzat yaşamıştır. Bu dönem, halife Mütevekkil'in, Mutezile imamlarının kışkırtmalarıyla patlak veren ve zamanla fitne- ye dönüşen ‘Kur'ân'ın mahlukiyeti’ münakaşalarını yasak- lamasıyla nihayet bulmuştur. 66 İmam İbn Mace’nin yetiştiği Kazvin şehri, Hz. Ömer'in hi- lafeti döneminde başlayıp, Hz. Osman devrine kadar devam eden fetihler sonrasında İslam topraklarına katılmıştır. Kaz- vin şehri, İbn Mace'nin yaşadığı hicri 3. asırda İsfahan ve Rey'le birlikte bölgenin önemli ilim merkezlerinden biri ha- line gelmiştir. Burada yetişen ve hadis ilmine dair eserleri bulunan Ali b. Said el-Askeri (v.300), Muhammed b. Said el- Kazvini (v.316) ve Amr b. Rafi' el-Beceli (v.237) gibi alimler, devrin kültürel hayatını şekillendiren önemli şahsiyetlerdir. Hocaları ve Talebeleri İbn Mace'nin hocaları arasında şu şahısların adları zikredil- mektedir: Ali b. Muhammed et-Tenafusi (ki bu zat onun ilk hocasıdır), Cübare b. Mugallis, Mus'ab b. Abdullah ez- Zübeyri, Süveyd b. Said, Ebû Ca'fer Abdullah b. Musa el- Cumahi, Muhammed b. Rumh el-Mısri, İbrahim b. Münzir el-Hizâmi, Muhammed b. Abdullah el-Hemedâni, Ebû Bekr b.Ebi Şeybe (Sünen'ini te'lif ederken en fazla fay- dalandığı hocalarındandır.), Hişam b. Ammar es-Sülemi, Ye- zid b. Abdullah b. Meym û n e l - Y e m a m i v e E b û M u s ' a b e z - Z ü h r i g i b i h a d i s alimleridir. İmam İbn Mace'nin, Sü- nen'de adı geçen daha birçok hocası vardır.1 İbn Mâce, gerek kendi memleketi olan Kazvin'de, gerekse ilim tahsili için gittiği diğer beldelerde pek çok talebe yetiş- tirmiştir. Bunlardan bir kısmını şöyle sıralamak mümkündür: Muhammed b. İsa es-Saffâr el-Ebheri, Ahmed b. Rûh el- Bağdadi eş-Şa’râni, Ahmed b. Muhammed el-Medini, Ali b. İbrahim b. Bahr el-Kattan, Süleyman b. Yezid el-Kazvini, Ali b. Said b. Abdullah el-Guddâni, İbrahim b. Dinar el- Hemedâni, Ahmed b. İbrahim el-Kazvini, Ca'fer b. İdris, Hü- seyn b. Ali b. Buranyâd ve isimlerini sayamayacağımız daha birçokları İbn Mace’nin ilim halkasında yetişmiştir. Vefatı 1 Zehebî, Tezkiratü’l-Huffâz, 2/636. 67 Makdisi, İbn Mace’nin vefatından şöyle bahseder: “Kazvin'de onun, sahabe devrinden başlayıp kendi zamanına gelinceye kadar gelip geçen şahıslar ve şehirler hakkında yazdığı Tarih'ini gördüm. Eserin sonunda, öğrencisi Ca'fer b. İdris şunları kaydetmişti: “Ebû Abdullah Muhammed b. Yezid İbn Mâce, 22 Ramazan 273 pazartesi günü vefat etti, salı günü defnedildi. Kendisinden duyduğuma göre ‘209 yılında doğ- muşum’ diyordu. O halde öldüğünde 64 yaşında idi. Cenaze namazını kardeşi Ebû Bekir kıldırdı, defin işlerini de kardeş- leri Ebû Bekr ve Ebû Abdullah ile oğlu Abdullah üstlenmişti.”2 İlmî Ehliyeti Hadis ilminin en tanınmış şahsiyetlerinden biri olan İbn Mâce, yazdığı eserleri itibariyle müfessir ve tarihçi olarak da tanınmaktadır. O ayrıca, hadis ilminin bütün konularına vakıf biri olarak da zikredilmektedir. Tanınmış muhaddis- lerden Ebû Ya'lâ onun hakkında, "(İbn Mâce) hadiste gü- venilir, büyük bir alim, hüccetliği (verdiği bilgilerin doğru- luğu) ittifakla kabul edilmiş, marifet ehlinden hafız bir şahsiyettir..." der. 3 İmam Zehebi de, İbn Mâce’nin hadiste hâfız, münekkit, sözüne sadık, derin bir hadis birikimine sahip biri olduğunu söyler. 4 İbn Kesir ise onun hakkındaki kanaatini, “Ortaya koyduğu Sünen adlı eseri onun yaptığı işin güzelliğine, ilminin derinliğine, vukûfiyetine işaret ettiği gibi, usûl ve furûda da Allah Resulünün sünnetine ne kadar bağlı olduğunu gösterir.” 5 diye ifade eder. İbn Mâce hadiste benimsemiş olduğu şartlar gereği, bazı hususlarda tenkide maruz kalmış olsa da, sahanın otorite alimlerince takdirle yâd edilmiş bir muhaddistir. Eserleri İmam İbn Mâce, muhaddis oluşunun yanında tarih ve tefsir ilimlerine dair de eser te'lif etmiş çok yönlü bir âlimdir. Onun te'lif ettiği ve kendisiyle özdeşleşen eseri 2 Makdisî, Şurûtu’l-Eimmeti’s-Sitte, s. 24-5. 3 Zehebî, Siyerü A’lâmi’n-Nübelâ, 13/279. 4 Zehebî, Siyerü A’lâmi’n-Nübelâ, 13/278. 5 İbn Kesir, el-Bidâye ve'n-Nihâye, 11/52. 68 'es-Sünen' adlı eseridir. Bununla birlikte ‘Tefsiru'l-Kur'ân’ ve ‘Târîhu Kazvîn’ adlı eserleri de kayda değer eserler ara- sındadır. İbn Mâce'nin Tefsîru'l-Kur'ân adlı eseri, günümüze kadar ulaşmış değildir. Ancak Tehzîbül-kemâl adlı eserin müellifi el-Mizzî, hacimli bir çalışma olduğu kaydedilen bu eserden alınma iki cüzlük bir bölümü gördüğünü ifade et- mektedir. İbn Mace'nin bu eseri, her ne kadar adından bah- sedilmekte ise de günümüze intikal etmediği için en az bilgi sahibi olunan eseridir. Târîhu Kazvin adlı eserinin ‘Tarihu'l-hulefa (Rivayetü Ebî Bekr es-Sedûsî)’ adlı bölü- mü günümüze ulaştığı için sadece bu kısmı hakkında bilgi sahibi olabilmekteyiz. İslam tarihi alanında yapılan ilk çalışmalardan biri olma özelliğine sahip eserin bu bölü- münde, Raşit Halife Hz. Ebû Bekir'den Abbasi halifesi Müstekfî Billah'a kadar geçen halifelerin biyografileri ele alınmıştır. Onun bu eseri matbudur. İmam İbn Mâce'nin günümüze kadar ulaşmış bulunan ‘es-Sünen’ adlı eserini daha teferruatlı, temel hususiyetleri itibariyle tanıtmak istiyoruz. Sünen'in Özellikleri Hadis Edebiyatı tarihinde, toplumun fıkhi ihtiyaçlarını kar- şılamak maksadıyla telif edilen 'Sünen' tarzındaki eserler, bu sahanın en zengin türünü teşkil eden eserlerdir. Sünen- ler, fıkhın bâblarına göre tasnif edilmiş ahkam hadislerini içeren ve hadislerinin tamamını, Resûlullah'ın söz, fiil ve takrirlerinden ibaret olan merfû hadislerin oluşturduğu eserlerdir. Muhaddisler, en erken devirlerden itibaren, ah- kam ve itikada dair konuları ihtiva eden hadislere diğerle- rinden daha fazla ehemmiyet vermişler, dolayısıyla hicri üçüncü asrın ikinci yarısından itibaren hadisçilerin birçoğu, sünen türü eserler telif etmişlerdir. Bunlar, Ebû Davud (v.275), Tirmizî (v.279), Nesaî (v.303) ve İbn Mace'nin Sünenleri başta olmak üzere Hadis Edebiyatı'nın en önemli eserleri arasında yerini almıştır. 69 Genel olarak ahkam hadislerini ihtiva eden sünenler gibi, İbn Mace’nin Sünen'i de fıkhî bâblara göre tasnif edilmiş bir eserdir. Hadisçiler tarafından, tekrarlarının az- lığı ve fıkhın bâblarına göre tertip edilmiş olması itibariyle en sistemli eserlerden biri olarak kabul edilmiştir. Esasen eser, alimlerin dikkatini çekmesi yönünden pek fazla şanslı da sayılmaz. Zira hakkında çok az açıklama yapılmıştır. Eser hakkında yapılan çalışmalardan en güzeli, Muğ- latâî’nin (v.762) el-İ'lâm bi Sünenihî Aleyhi's-Selâm adlı eserdir ve henüz neşredilmemiştir.6 İbn Mâce, hadisleri seçmede esas aldığı kriterleri açıklamamış, ayrıca bu eseri derlemedeki maksadını da belirtmemiştir. Kütüb-i Sitte'ye dahil edilmiş olan bu eser, M. Fuad Abdulbakî tarafından Mısır'da 1952-53'te yapılan iki ciltlik baskısına göre, Mukaddime’nin dışında 37 Kitâb (ana bölüm), 1513 bâb (konu başlığı) ve toplam 4341 ha- disten oluşmaktadır. Abdulbâkî eserin önsözünde, hadislere baştan itibaren sırayı gözeterek tek tek rakamlar verdiğini, ‘Zevâid’ (kütüb-i sitte içerisinde sadece İbn Mâce’de geçen hadisler) türünden her hadise sonunda işaret ettiğini ve ayrıca hadislerin sahih, zayıf, hasen ya da münker olup olmadıklarına göre değerlendirme yaptığını belirtmektedir. Bu değerlendirmeye göre, Sünen'deki 4341 hadisten, 3002 hadis, Kütüb-i Sitte müelliflerinin tamamı ya da bir kısmı tarafından eserlerine alınmıştır. İbn Mâce bu hadisle- rin her birini, onların naklettiği isnatlarla değil de kendisi- ne ait farklı senetlerle rivayet etmiş, dolayısıyla hadisleri daha güçlü bir hale getirmiştir. Bunların dışında kalan 1339 hadis ise, yalnızca İbn Mâce'nin rivayet ettiği hadislerdir ki, M. Fuad Abdulbakî’nin değerlendirmesine göre, bun- lardan, 428'i tanınmış ricâli olan sahih hadisler, 199'u ha- sen isnadlı hadisler, 613'ü zayıf isnadlı hadisler ve 99'u da ya çok zayıf/vâhî ya münker ya da mevzû isnadlı hadisler- dir.7 6 Mustafa el-A’zamî, Studies in Hadith, s.107. 7 İbn Mâce, Sünen, I/7-8 (M. Fuad Abdulbâkî’nin önsözünden naklen). 70 Sünen'in Kütüb-i Sitte'deki Yeri Hadis tarihinde altın çağ olarak kabul edilen hicri 3. asırda tasnif edilmiş altı sahih hadis kitabı, meşhur ifadesiyle Kütüb-i Sitte, hadis literatürünün en önemli eserleridir. Ancak Kütüb-i Sitte tabirinin ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir. Hatta Kütüb-i Sitte'yi oluşturan kitaplar içerisine bilhassa Sünenler'in ne zaman girdiği ve temel kaynak olarak kabul edildiği tam olarak tespit edile- bilmiş değildir. Ancak bilinen bir husus vardır ki, hicri 3. ve 4. yüzyıllarda çok sayıda kitap derlenmiş, bunlardan bir kısmı diğerlerine göre daha meşhur olmuş ve bunun üzeri- ne bazı alimler, her hadisin değeri konusunda kolayca hü- küm verebilmek maksadıyla, hadisleri belli kitaplarda kay- dedilmiş olan râvilerin biyografilerine dair eserler yazmış- lardır. İşte bu gibi çalışmalar, bazı eserlerin muhaddisler nezdinde revaç bulmasına vesile olmuştur. Kütüb-i Sitte kavramının, bu çalışmalarla birlikte yani yaklaşık hicri 4. asrın sonlarında kullanılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Alimlerden bazıları, İbn Mace'nin Sünen'ini fıkhî yönden çok faydalı buldukları ve İmam Mâlik'in Muvatta'ı- na nispetle usulü hamse (beş temel eser)de bulunmayan birçok hadis yer aldığı için onu da katarak, bu eserleri Altı Kitap (Kütüb-i Sitte)ye tamamlamışlardır. 8 İbn Mace’nin Sünen'ini bu beş kitaba katarak onları altı/Kütüb-i Sitte'ye çıkaranların ilki Etrâfu Kütübi's-Sitte ve Şurûtu'l- Eimmeti’s-Sitte adlı eserleriyle tanınan Ebu'l-Fadl Mu- hammed b. Tâhir el-Makdisî’dir (v.507). Daha sonra da bunları Etrâf ve Rical türü eserlerin yazarları takip etmiştir. İbn Hacer'in de ifade ettiği üzere, İbn Tahir el-Makdisî ve ona tabi olanların, Muvatta'ın yerine İbn Mace'nin Sünen'i- ni Kütüb-i Sitte'ye katmalarının gerekçesi, Sünen'deki merfû' hadislerin, Muvatta'a nispetle daha fazla olmasıdır. 9 Sünen'deki Hadislerin Sıhhat Durumu 8 Kettânî, er-Risâletü’l-Mustatrafe, s.12. 9 İbn Hacer, en-Nüket ala’bn-i Salâh, s. 280. 71 İbn Mâce’nin Sünen'indeki hadisleri temelde iki grupta mütalaa etmek mümkündür. M. Fuad Abdulbakî’nin beya- nına göre, eserde yer alan 3002 hadis, kütüb-i sitte'de yer alan diğer müelliflerce de rivayet edilmiş hadislerdir. İkin- ci grupta yer alan hadisler ise, yalnızca İbn Mace'nin riva- yet ettiği, Kütüb-i Sitte'de yer almayan, ‘zevâid’ ( ‫)ز و ا ﺋ ﺪ‬ diye de isimlendirilen hadislerdir. Hadis alimleri bu grupta yer alan bazı hadisleri çeşitli yönlerden tenkide tabi tut- muşlardır. Özellikle İbn Hacer'in şu açıklamaları dikkat çekicidir: “İbn Mace'nin, sahih olduğu halde tek başına rivayet ettiği hadislerin sayısı az değildir. Doğrusu zayıf olan hadislerin de (metnine göre değil de) ricaline göre zayıf olduğunu söylemek, daha isabetli olacaktır.” 10 Bu sözü şöyle anlamak mümkündür: Hadisin senedinin veya râvilerinin zayıf olması, gerçekte hadisin zayıf olmasını gerektirmez. Şu var ki, hadisin başka bir kanaldan sahih bir isnatla rivayet edilmesi de mümkündür. Bu nedenle, mu- haddislerin çoğu kez kullandıkları ifade, “Bu hadis, bu isnatla zayıftır.” şeklinde olmuştur.11 İbn Mace'nin bu tür hadisleri üzerine yaptığı çalışma ile tanınan Ahmed b. Ebi Bekr el-Bûsirî (v.840), Misbâhu'z-Zücâce fî Zevâidi'bni Mâce adlı eserinde, bu zevâid türünden olan her hadis ve râvi hakkında, onların sahih, hasen ya da zayıf olup olmadıklarına dair değerlen- dirmeler yapmıştır. Bûsirî’nin yaptığı bu çalışma, İbn Ha- cer'in söz konusu görüşlerini destekler mahiyettedir. Riva- yete göre, İbn Mâce eseri tamamladıktan sonra tenkit için devrin en büyük hadis münekkidi Ebû Zur'a er-Razî’ye (v.264) takdim etmiş; o da, gerek eserin tertibini, gerekse genel olarak planını beğenmiş ve halkın istifadesine sunu- lan hadis eserleri arasında yerini alabileceğini belirtmiştir. O ayrıca, eserdeki zayıf hadislerin sayısının çok fazla ol- madığını, bir rivayete göre, otuzu geçmeyeceğini, bir başka rivayete göre ise, on kadar zayıf hadis bulunduğunu ifade 10 İbn Hacer, Tehzîbu't-Tehzîb, 9/532. 11 M. Ebû Şehbe, A’lâmu’l-Muhaddisîn, s. 281. 72 etmiştir. 12 Ancak aralalarında İbn Ruşeyd (v.721), Zehebî (v.748) ve Suyûtî (v.911) bazı muhaddisler, eserde yer alan kimi hadislerin ravileri itibariyle tenkidi gerektirdiği kana- atindedirler. 13 Sünen'in Rivayeti İbn Mace’nin Sünen'i, muttasıl âlî bir isnadla bize kadar ulaşmıştır. Eseri, İbn Mace’nin kardeşi Ebû Muhammed el- Hasen b. Yezid b. Mâce el-Kazvinî, 280’li yıllarda, İsmail b. Tevbe el-Kazvinî’nin meclisinden ayrıldıktan sonra ri- vayet etmiştir. İmam Zehebî bu hususta şöyle der: “Ben, İbn Mace’nin Sünen'ini Ba'lbek'de kaldığım sırada Taced- din Abdulhâlık b. Abdusselâm’dan dinledim. Eserin yakla- şık üçte birlik bölümünü bizzat kendi kıraatımla kaydettim. Bu zât, eserin tamamını şeyhulimam Müreffekuddin Abdul- lah b. Kudame'den 611 yılında semâ yoluyla rivâyet etmiş- ti. Ben, eserin tamamını, Halep'te Ebû Said Sungur ez- Zeynî, Şeyh Muvaffakuddin Abdullatif b. Yusuf, Ebû Zur'a el-Makdisî, Muhammed b. el-Huseyn el-Mukavvimî, el- Kasım b. Ebi’l-Münzir el-Hatib, Ebu'l-Hasen el-Kattan ve nihayet İbn Mâce kanalıyla dinledim.”14 Sünen'in rivayetiyle meşhur olan şahıslar arasında şu isimler geçmektedir: Ebu'l-Hasen el-Kattan, Süleyman b. Yezid, Ebû Ca'fer Muhammed b. İsa, Ebû Bekr Hamid el-Ebherî. İbn Mace’nin Sünen'i özellikle Kazvin, Taberistan, Kûhistan, Cebel ve Rey gibi şehirlerde yaşayan Müslüman- lar arasında daha çok kabul görmüştür.15 Sünen Üzerinde Yapılan Çalışmalar 12 Zehebî, Tezkiratü'l-Huffâz, 2/636. 13 Zehebî, Siyerü A’lâmi'n-Nübelâ, 13/278-9; Leknevî, el-Ecvibetü’l- Fâdıla, s. 70. 14 Zehebî, Siyerü A’lâmi'n-Nübelâ, 13/280. 15 Muhammed b. Ali ed-Davudî, Tabakâtu’l-Müfessirîn, 2/273. 73 Eser ilk kez hicri 1233 yılında, daha sonra h. 1273, m. 1889 ve 1905 yıllarında Delhi'de, hicri 1311'de Lahor'da, hicri 1313'de Mısır'da ve son olarak Muhammed Fuad Ab- dulbâkî’nin tahkik ve ta'likiyle 1952-1953 yıllarında yine Mısır'da basılmıştır. Özellikle 1952-1953 yıllarında yapılan baskı, çeşitli yönleriyle dikkate değer bir çalışmadır. M. Fuad Abdulbâkî bu baskıda izledikleri yöntemi şöyle ifade eder: “Sünen'in matbu iki nüshasının dışında, diğerlerine fazla iltifat etmedim. Bu iki nüshadan biri, Matbaa-i İlmiy- ye tarafından hicri 1313'de Mısır'da basılmıştır ki, bu nüs- hada es-Sindî diye bilinen Ebu'l-Hasen Muhammed b. Ab- dulhâdî el-Hanefî'nin (v.1138/1725) haşiyesi de mevcuttur. Ayrıca bu nüshada es-Sindî, Ahmed b. Ebi Bekr el- Bûsırî’nin Zevâidü'bni Mâce adlı eserinden gerekli kısımla- rı kaydetmiştir. Ancak bu baskıda, hadislere gösterilmesi gereken titizlik ve dikkat gözetilmediği gibi, ne metnin sahih olup olmadığını araştırmada, ne de seneddeki ricâlin isimlerini tespit konusunda yeterince titizlik gösterilmiştir. Bu sebeple ondan ancak, Sindî'nin hâşiyesinde geçtiği ve bazı garibu’l-hadis yazarlarının açıklamaları nispetinde yararlandım. Kitap ve bâbların numaralandırılmasının dı- şında, güvenebileceğim hiçbir özelliği yoktur. İkinci matbu nüsha ise, 1848 yılında basılmıştır. Bu matbu nüshanın yarısı, M. Mevlevi Muhammed Tâhir'in tashihi ile Delhi'de Fâruki matbaasında, diğer yarısı da Muhammed Abdula- had’ın tashihi ile yine Delhi'de Mustabâî matbaasında neş- redilmiştir. Bu nüshada iki hâşiye vardır. Bunlardan biri Celaleddin es-Suyûtî'nin Misbâhu’z-Zücâce’si, diğeri de, M. Abdulganî ed-Dehlevî’nin İnhâcu'l-Hâce'sidir... Sened- deki ricâlin isimlerinin tesbiti konusunda ise, rical kitapla- rından yararlandım.” 16 Eser üzerinde yapılan diğer çalışmaları da şöyle sıra- layabiliriz: 16 İbn Mâce, Sünen, 1/15 (M. F. Abdulbâkî’nin önsözünden naklen). 74 1- el-İ’lâm bi Sünenihî Aleyhisselâm: Alaaddin Mo- ğoltay b. Kılıç (v.762), basılmamış eksik bir nüsha ve çe- şitli el yazmaları mevcuttur. 2- Misbâhuz-Zücâce ale's-Sünen'ibni Mâce: Celaled- din es-Suyûtî, ilk kez hicri 1282'de Delhi'de basılmıştır. Eser, ed-Dimnatî (v.1306/1889) tarafından Nûru’l-Misbâh adıyla ihtisar edilmiş (kısaltılmış) hicrî 1299'da Kahire'de basılmıştır. 3- Kifâyetü’l-Hâce fî Şerhi’bni Mâce: Ebu'l-Hasen b. Abdulhâdî es-Sindî, Hâşiyetü's-Sindî diye bilinen eser, hicri 1313`de Kahire'de basılmıştır. 4- Misbâhu'z-Zücâce fî Zevâidi’bni Mâce: Ahmed b. Ebi Bekr b. İsmail el-Kinânî el-Bûsırî, eserin çeşitli kütüp- hanelerde el yazmaları mevcuttur. 5- Zevâidu'bni Mâce ale’l-Kütübi’1-Hamse: Nured- din İbn Hacer el-Heysemî (v.807), eserin yazma nüshaları vardır. 6- ed-Dibâce: K. Muhammed b. Mûsa ed-Dımyerî (v.808/1406), eser 5 cilt kadardır. 17 Sonuç Hadis ilminin altın çağı olarak nitelendirilen hicri 3. asır, pek çok alimin yetişmesine ve birbirinden güzide eserlerin telif edilmesine beşiklik etmiştir. İmam Buharî ve Müslim başta olmak üzere, İmam İbn Mâce gibi otorite şahsiyetler, hadis ilminin gelişmesi ve bu sahada abidevi eserlerin te- şekkül etmesine vesile olmuşlardır. İmam İbn Mâce de hadis, tefsir ve tarih alanlarında eserler telif etmiş, ancak hadis ilmine dair yazdığı Sünen adlı eseri Kütübü Sitte (Al- tı Sahih Hadis Kitabı) arasına girecek kadar itimada şayan olmuştur. Sünen tarzında telif edilen en belli başlı eserler- den biri olma özelliğini taşıyan bu eser, tertibindeki hoşluk ve güzelliği, tekrarların olmayışı ve kısalığı gibi özellikle- 17 Bkz. Fuat Sezgin, GAS, 1/148; Hacı Halife, Keşfu’z-Zunûn, 2/1004. 75 riyle bu sahanın alimleri tarafından takdir edilmiştir. İbn Mâce’nin bu eseri üzerinde tedkik ve tenkitleri bulunan bazı alimler, ancak sahasının uzmanlarınca değerlendirile- bilecek bazı eleştiri noktalarının bulunduğunu da ifade etmişlerdir. Hadis usulü kaidelerine göre yapılan bu değer- lendirmeler göstermektedir ki, bu gibi eserlerden istifade ederken eserin hususiyetlerinin bilinmesi, bu eserleri açık- layıcı mahiyette yazılan kaynaklardan azami ölçüde fayda- lanılması ve buna göre değerlendirme yapılması bir zaru- rettir. Bu sebeple, İmam İbn Mace’nin bu kıymetli eseri de okunurken, eser üzerinde çalışmaları bulunan İmam Bûsırî’nin kanaatleri de dikkate alınarak alana vakıf, liya- katli kimselerce okunup değerlendirilmesi ilmîliğin bir gereğidir. 76

Kütüb-i sitte

II (VIII) ve III. (IX.) yüzyıllarda tasnif edilen hadis kitaplarından bir kısmını hadis ilmiyle yeterince meşgul olmayanlara "kütüb-i sitte" adıyla tavsiye etme ihtiyacının ne zaman doğduğu bilinmemektedir. İbnü's-Seken'in (ö. 353/964), kendisinden bazı hadis kitaplarını tavsiye etmesi istendiğinde Buhârî ve Müslim'in el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ*leri ile Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin es-Sünen*lerini güvenilir bulduğunu belirtmesi (Mizzî, I, 168) böyle bir arayışın IV. (X.) yüzyılda da devam ettiğini göstermektedir. Daha sonra bu dört kitaba, Tirmizî'nin el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ'i eklenerek ihtiva ettikleri hadislerin genellikle sahih olduğu kabul edilip "el-usûlü'l-hamse" (beş asıl kaynak) dendiği, bunlara bazı muhaddislerin İmam Mâlik'in el-Muvaṭṭaʾını, bazılarının Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî'nin es-Sünen'ini ilâve ederek kütüb-i sitte (el-kütübü's-sitte) tabirinin ortaya konduğu görülmektedir. Bu altı eseri derleyen âlimlere de "eimme-i sitte" denir. Ancak sonraları "kütüb-i erbaa" diye anılacak olan Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Nesâî'nin es-Sünen'lerinin İslâm dünyasında V. (XI.) yüzyılda dahi o kadar yaygın olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī'nin (ö. 458/1066) eserlerinde Kütüb-i Sitte'den sadece Ṣaḥîḥayn ile Ebû Dâvûd'un es-Sünen'ini kaynak olarak kullanması diğerlerini görmediği kanaatini uyandırmaktadır (Zehebî, Teẕkiretü'l-ḥuffâẓ, III, 1132). İbn Hazm'ın da İbn Mâce'nin es-Sünen'i ile Tirmizî'nin el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ'ini görmemiş olması bu iki eserin V. (XI.) yüzyılda Endülüs'e ulaşmadığını göstermektedir. "Kütüb-i hamse" diye de anılan ve hadislerin büyük çoğunluğunu ihtiva ettiği kabul edilen el-Uṣûlü'l-ḫamse'ye, bilindiği kadarıyla ilk defa İbnü'l-Kayserânî (ö. 507/1113), bu eserlerde yer almayan bin kadar rivayeti ihtiva eden İbn Mâce'nin es-Sünen'ini ilâve ederek kütüb-i sitte tabirini oluşturmuş, Şürûṭü'l-eʾimmeti's-sitte ve Eṭrâfü'l-Kütübi's-Sitte adlı eserlerini bu altı kitabı göz önünde bulundurmak suretiyle kaleme almış, aynı yüzyılın önde gelen muhaddislerindan Cemmâîlî de altı kitabın râvileri hakkındaki el-Kemâl fî esmâʾi (maʿrifeti)'r-ricâl'ini yazmıştır. İbn Mâce'nin es-Sünen'ini kütüb-i sitte dışında bırakanların gerekçesi, diğer beş kitapta bulunmayıp sadece bu eserde yer alan rivayetlerin zayıf olmasıdır. Endülüslü muhaddis Rezîn b. Muâviye es-Serakustî ise (ö. 535/1140) Kütüb-i Ḫamse'ye Endülüslü âlimlerin en sahih hadis kitabı kabul ettikleri İmam Mâlik'in el-Muvaṭṭaʾını ilâve ederek bir başka Kütüb-i Sitte oluşturmuş ve el-Cemʿ beyne'l-uṣûli's-sitte (et-Tecrîd li'ṣ-ṣıḥâḥ ve's-sünen) adlı çalışmasında bu altı kitaptaki hadisleri bir araya getirmiştir. el-Muvaṭṭaʾın dahil olduğu bu altılı tertibi benimseyen Mecdüddin İbnü'l-Esîr, Rezîn'in eserinde hadislerin yerli yerine konulmadığını düşünerek onu Câmiʿu'l-uṣûl li-eḥâdîs̱i'r-resûl adıyla yeniden düzenlemiştir. Ṣaḥîḥayn ile birlikte birinci tabaka hadis kitapları arasında sayılan el-Muvaṭṭaʾı İmam Şâfiî, henüz Ṣaḥîḥ-i Buḫârî'nin tasnif edilmediği bir zamanda Kur'an'dan sonra en sahih kitap olarak kabul etmişse de esasen onu Kütüb-i Sitte'ye dahil etmeyenler muhtevasının Ṣaḥîḥayn'da aynen bulunduğunu dikkate almışlardır (Muhammed Zubayr Sıddiqi, s. 114). Kütüb-i Sitte'nin altıncı kitabının Abdullah b. Abdurrahman ed-Dârimî'nin es-Sünen'i olduğuna dair görüşler de vardır. İbnü's-Salâh eş-Şehrezûrî, Alâî ve İbn Hacer el-Askalânî gibi âlimler, Dârimî'nin eserinde mürsel ve mevkuf rivayetler yer almakla beraber zayıf râvilerle şâz ve münker rivayetlerin daha az bulunduğu, ayrıca eserde âlî rivayetlerin yer aldığı gerekçesiyle onu Kütüb-i Sitte'nin altıncı kitabı olmaya Sünenü İbn Mâce'den daha lâyık görmüşlerse de (Sünen-i Dârimî, I, tercüme edenin girişi, I, 61) İbn Mâce'nin es-Sünen'inde diğer beş kitapta yer almayan bin kadar zayıf hadis bulunmakla beraber genellikle Kütüb-i Sitte dendiği zaman İbn Mâce'nin eserinin dahil olduğu altı hadis kitabı kastedilmiştir. Hem Mâlik'in hem İbn Mâce'nin eserinden vazgeçemeyen bazı âlimler ise kütüb-i sitte yerine "kütüb-i seb'a" tabirini kullanmışlardır (Kettânî, s. 13).

Kütüb-i Sitte'nin Özellikleri. Zehebî, VIII. (XIV.) yüzyılda ana hadis kitapları olarak benimsenen bu eserlerden "kütübü'l-İslâmi's-sitte" (İslâm'ın altı kitabı) diye söz etmiş (el-Muġnî, I, 5), ayrıca onlara "el-usûlü's-sitte", ihtiva ettikleri hadislerin diğer hadis kitaplarına göre genellikle güvenilir kabul edilmesi sebebiyle de "es-sıhâhu's-sitte" (sıhâh-ı sitte) diyenler olmuştur. Nitekim Sıddîk Hasan Han bu konudaki eserine el-Ḥıṭṭa fî ẕikri'ṣ-ṣıḥâḥi's-sitte adını vermiştir. Bir rivayetin Kütüb-i Sitte'de bulunduğunu anlatmak için "revâhü'l-cemâa", Buhârî ile Müslim dışındaki dört eserde yer aldığını göstermek için de "revâhü'l-erbaa" ibareleri kullanılmıştır. Hepsi de konularına göre tasnif edilen bu eserlerin musanniflerinin hadis bilgisi ve râvilerde aradıkları şartlar farklı olduğundan eserleri de sağlamlık bakımından farklı derecelerde kabul edilmiştir. Buhârî ile Müslim, el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ adlı eserlerine sadece sahih derecesinde olan hadisleri aldıkları ve bu konuda oldukça titiz davrandıkları için İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu en güvenilir hadis kitapları saydıkları bu iki esere Ṣaḥîḥayn adını vermiştir.

Kütüb-i Sitte'deki hadislerin hangi esaslara göre seçildiği belirtilmediğinden onları inceleyerek bu şartları tesbit etmeye çalışan muhaddisler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu konuda ilk çalışmayı Ebû Abdullah İbn Mende Risâle fî beyâni fażli (naḳli)'l-aḫbâr ve şerḥi meẕâhibi ehli'l-âs̱âr ve ḥaḳīḳati's-sünen ve taṣḥîḥi'r-rivâyât (Şürûṭü'l-eʾimme fi'l-ḳırâʾeti ve's-semâʿ ve'l-münâvele ve'l-icâze) adlı eseriyle yapmış (nşr. Abdurrahman b. Abdülcebbâr el-Feryevâî, Riyad 1416/1995, Şürûṭü'l-eʾimme adıyla), daha sonra İbnü'l-Kayserânî Şürûṭü'l-eʾimmeti's-sitte'yi (nşr. Zâhid el-Kevserî, Kahire 1357; Beyrut 1405/1985, Hâzimî'nin Şürûṭü'l-eʾimmeti'l-ḫamse'si ile birlikte), Hâzimî de İbn Mâce'nin es-Sünen'i dışında kalan beş eser üzerinde Şürûṭü'l-eʾimmeti'l-ḫamse'yi kaleme almıştır (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde, Beyrut 1417/1997, S̱elâs̱ü resâʾil fî ʿilmi muṣṭalaḥi'l-ḥadîs̱ adıyla ve Ebû Dâvûd'un Risâle ilâ ehli Mekke fî vaṣfi sünenih ve İbnü'l-Kayserânî'nin Şürûṭü'l-eʾimmeti's-sitte'si ile birlikte).

Buhârî ve Müslim kitaplarına, -şâz ve illetli olmayarak- muttasıl bir isnad ve güvenilir râvilerle nakledilen hadisleri almayı prensip edinmiş, ancak Buhârî, birbirinden hadis alanların en az bir defa görüştüklerinin bilinmesini şart koşmuş, Müslim ise râvilerin aynı asırda yaşamış olmasını ve görüşmelerinin imkân dahilinde bulunmasını yeterli saymış, bir hadisin semâ yoluyla alındığını bilmenin sadece müdellislerin rivayetlerinde gerekli olduğunu söylemiştir. İki muhaddis arasındaki bu görüş farkı sebebiyle Müslim'e göre sahih olan bazı hadisler Buhârî'ye göre sahih kabul edilmemiştir. el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ diye de anılan Tirmizî'nin es-Sünen'i ile Kütüb-i Sitte'ye dahil diğer üç Sünen'in şartları arasında fazla bir fark görülmemekle beraber Nesâî'nin hadis kabulünde diğerlerinden titiz davrandığı belirtilmiştir. Nesâî, muhaddisler tarafından ittifakla terkedilmeyen râvilerin rivayetlerini kabul ettiğini söylese de Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizî tarafından beğenilen bazı râvilerin rivayetlerini almadığı, bu sebeple onun hadis kabul şartlarının Buhârî ve Müslim'den daha ağır olduğu, es-Sünenü'l-kübrâ adlı kitabından seçerek meydana getirdiği, el-Müctebâ diye de anılan eserinin sağlamlık bakımından Ṣaḥîḥayn'dan hemen sonra geldiği, hadislerin illetini göstermeyi ön plana aldığı için râvilerinin daha az tenkit edildiği söylenmiş, bu ölçülere uygunluk bakımından onun ardından Ebû Dâvûd ile Tirmizî'nin es-Sünen'lerinin geldiği belirtilmiştir (Süyûtî, I, 4). Kütüb-i Erbaʿa'yı Ṣaḥîḥayn'dan ayıran en belirgin fark, zayıf râviler tarafından rivayet edilen bazı hadisleri de ihtiva etmeleridir. Sahih ölçülerine sahip olma şartı Ebû Dâvûd ile Nesâî'ye göre hadisin senedinin muttasıl olması, seneddeki bir râviyi âlimlerin ittifakla terketmemesidir. Bu eserlerdeki hadislerin bir kısmı ise sıhhat şartını taşımamakta ve bizzat musannifleri tarafından zayıf oldukları belirtilmektedir. Ahkâm hadislerini derlemedeki başarısıyla diğerlerinden önde gelen ve bir konudaki farklı rivayetleri, hadislerdeki ihtilâfları ve ziyadeleri yeterince veren Ebû Dâvûd, sahih hadis bulamadığı konularda Hz. Peygamber'e ait olması ihtimali olduğu için eserine zayıf hadis almakta sakınca görmemiş, bu tür rivayetleri fakihlerin kıyasına tercih etmiştir. Tirmizî de eserine zayıf hadisleri almakta sakınca görmemiş, Ebû Dâvûd'un aksine sened tenkidine ağırlık vererek bu tür hadislerin râvilerinin ne ölçüde güvenilir olduğunu belirtmiştir. Bu özelliği sebebiyle bazı âlimler Tirmizî'nin eserini Ṣaḥîḥayn'dan sonra üçüncü sıraya almışlardır. Tirmizî, hadisleri seçerken fakihlerden birinin o hadisi delil olarak kabul etmesine özellikle dikkat ettiğini, iki hadis dışında eserindeki bütün rivayetlerle amel edildiğini söylemektedir (Tirmizî, V, 736). İbn Mâce, yalancılıkla suçlanmaları yüzünden kendilerinden Kütüb-i Sitte musanniflerinin hadis almadığı bazı râvilerin rivayetlerine yer verdiği için es-Sünen'indeki bazı rivayetleri tenkit edilmiş ve eserinin Kütüb-i Sitte arasında sayılması konusunda tereddüt gösterilmiştir.

Kütüb-i Sitte Üzerine Yapılan Çalışmalar. İbnü'l-Kayserânî, Eṭrâfü'l-Kütübi's-Sitte adlı eserinde (yk.bk.) bu altı kitaptaki hadislerin etrâfını hazırlamış, dört sünenin etrâfını yapmış olan Ebü'l-Kāsım İbn Asâkir de bu kitabın müellif hattı nüshasını gördüğünü ve fâhiş hatalar tesbit ettiğini söylemiştir (Zehebî, Mîzânü'l-iʿtidâl, III, 587; nüshaları için bk. Brockelmann, I, 603). Ebü'l-Abbas Ahmed b. Sâbit et-Tarkī'nin, İbn Mâce'nin Sünen'i dışındaki beş eserde bulunan hadislerin etrâfını hazırladığı el-Levâmiʿ fi'l-cemʿ beyne'ṣ-ṣıḥâḥ ve'l-cevâmiʿ (Eṭrâfü'l-Kütübi'l-Ḫamse) adlı çalışmasının bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlıdır (Şehid Ali Paşa, nr. 533). Bu konudaki en geniş çalışma, Mizzî'nin Tuḥfetü'l-eşrâf'ı ile İbn Hacer el-Askalânî'nin onu tashih ve ikmal ettiği en-Nüketü'ẓ-ẓırâf'ıdır. Kütüb-i Sitte musanniflerinin sadece hocalarını tesbit etmek maksadıyla ilk çalışmayı el-Muʿcemü'l-müştemil adlı alfabetik eseriyle Ebü'l-Kāsım İbn Asâkir yapmış, Kütüb-i Sitte'de rivayetleri bulunan sahâbîler, tâbiîler ve diğer râvilerin hemen hepsini ihtiva etmek üzere daha kapsamlı bir çalışmayı da el-Kemâl fî esmâʾi (maʿrifeti)'r-ricâl adlı eseriyle Cemmâîlî ortaya koymuştur. Daha sonra Cemmâîlî'nin kitabı üzerinde Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî, Zehebî, Ebü'l-Mehâsin el-Hüseynî, Sıbt İbnü'l-Acemî, İbn Hacer el-Askalânî, Safiyyüddin Ahmed b. Abdullah el-Hazrecî gibi muhaddisler zeyil ve ikmal çalışmaları yapmışlardır (bk. el-KEMÂL). Sıddîk Hasan Han el-Ḥıṭṭa fî ẕikri'ṣ-ṣıḥâḥı's-sitte adlı eserinin ikinci yarısında, Muhammed b. Muhammed Ebû Şehbe de et-Taʿrîf bi-kütübi'l-ḥadîs̱i's-sitte adlı kitabında Kütüb-i Sitte ve musannifleri hakkında bilgi vermişlerdir (bk. bibl.). Ataullah Şahyar (Atawuxi Jiaerfu), Kütüb-i Sitte Müelliflerinin Müştereken Hadis Aldıkları Hocalar adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (1998, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Kütüb-i Sitte'de yer almayan hadisleri bir araya getirme gayreti zevâid çalışmalarını başlatmış, bu türün en önemli eserlerinin ortaya konduğu IX. (XV.) yüzyılda Nûreddin el-Heysemî, altı önemli hadis kitabında bulunup Kütüb-i Sitte'de yer almayan hadisleri topladığı Mecmaʿu'z-zevâʾid'ini, Mısırlı muhaddis Ahmed b. Ebû Bekir el-Bûsîrî dört önemli zevâid çalışmasını meydana getirmiş (DİA, VI, 468), İbn Hacer el-Askalânî de sekiz müsnedde bulunduğu halde Kütüb-i Sitte'de yer almayan hadisleri el-Meṭâlibü'l-ʿâliye fî zevâʾidi'l-mesânîdi's-semâniyye'sinde toplamıştır (I-IV, nşr. Habîbürrahman el-A'zamî, Küveyt 1393/1973).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

'Kütüb-i Sitte' Kitapları ve Yazarları

Hicri III. asırda yazılmış birçok hadis kitabı vardır. Bunlar arasında sahih hadisleri konularına göre bir araya getiren altı tanesi Kütüb-i Sitte adıyla meşhurdur. Bu eserler ve müellifleri şunlardır.

Kütüb-i Sitte yazarları ve eserlerini kısaca tanıyalım:

1- BUHARÎ: EL-CÂMİU’S-SAHÎH

Muhammed b. İs­mail el-Buhârî, 194/810 senesinde Buhârâ'da doğmuştur. O’nun el-Câmiu’s-Sahîh adlı eseri, hadis kitapları arasında en sahih kitap olarak kabul edilir. Buharî, on yaşında iken hadise merak salmış ve ülkesinde bulunan bütün muhaddisleri dolaşarak onlardan hadis dinlemeye ve dinlediklerini de ezberlemeye başlamıştır.

On altı yaşında Abdullah İbnü'l-Mubarek ve Veki’ İbnü’l-Cerrah'ın kitaplarını ezberlemiş, sonra da hac yolculuğuna çıkmıştır. Mekke, Medine, Bağdat, Basra, Kûfe, Şam, Mısır, Buhâra, Merv, Belh ve Nişabur gibi şehirlere hadis öğrenmek için yolculuklar yapmıştır. Müslim ve Tirmîzî gibi bir çok muhaddisin hocasıdır.

Topladığı hadislerin en sahîhlerinden dört binini seçerek, bunları fıkıh bablarına göre tasnif etmiştir. El-Câmiu’s-Sahîh te mükerrerlerle beraber 7000 civarında hadis bulunur. Buharî, kitabında yalnız sahih hadislere yer vermeyi gaye edindiği içindir ki, bu kitap, hadis tarîhinde ilk sahîh hadis kitabı, Buharî de ilk sahih mu­sannifi olarak kabul edilmiştir.

2- MÜSLİM: EL-CÂMİU’S-SAHÎH

Müslim İbnu'l-Haccac el-Kuşeyrî en-Neysâbûrî, 204/819 senesinde Nîsâbûr'da dünyaya gel­miştir. el-Câmiu’s-Sahîh adlı eseri Buharî'nin kitabından sonra, Kütüb-i Sitte'nin ikinci kitabı olarak kabul edilir. On dört yaşından itibaren hadis toplamaya başlamıştır. Bu maksatla, Irak, Hi­caz, Suriye ve Mısır'ın muhtelif şehir ve kasabalarını dolaşmıştır. Buharî'nin talebesi olup, ona son derece bağlı, saygılı ve onun hayranı olan bir kimse idi. Her hususta Buharî'ye uyması, onun Buharî gibi sahîh hadisleri içinde toplayan bir eser meydana getirmesini sebep olmuştur.

Müslim, bölümlere (bablara)  ayırdığı eserinde üç binden fazla hadisi bir araya getirmiştir. Ayrıca her hadisi, ilgili olduğu bâb’a yerleştirmek hususunda da büyük bir itina gös­termiştir. Bu bakımdan kitapta, mükerrer hadislere fazlaca yer verilmemiştir.

Daha önce de işaret ettiğimiz gibi, Buharî ve Müslim'in kitapları, hadis kitapları içinde en sahîh iki kitap sayılır ve bu iki kitaba Sahihândenilir.

Müslim, hadis konusunda başka eserler de yazmış ve (ö.261/875) senesinde doğduğu yer olan Nîsâbûr'da vefat etmiştir.

3- EBÛ DÂVÛD: ES-SÜNEN

Ebû Dâvûd Süleyman İbnu'l-Eş'as es-Sicistânî, (202/817) senesinde Sicistan'da doğmuştur. Küçük yaştan itibaren hadise merak sarmış ve hadis toplamak için Horasan, Irak, Suriye, Mısır ve Hicaz'ı dolaşmıştır. Bu seyahatleri sırasında binlerce hadis yazmış ve bunların arasından seçtiği 4800 hadisle Sünen adlı eserini meydana getirmiştir.

Ebû Dâvûd Sünen’inde naklettiği hadisleri sıhhat yönünden üç guruba ayırmıştır. Sahih olanlar, sahîh görünenler ve sahîhe yakın olanlar. Bunlar arasında, eğer bazı zayıf hadisler de yer almışsa, Ebû Dâvûd, bunların zayıf olduklarını da belirtmeyi ihmal etmemiştir.

Ahmed b. Hanbel ile görüşmüş ve ondan fıkhî konuları öğrenmiştir. İmam Tirmizî ve İmam Nesaî onun talebeleri arasında yer alır. Ebû Dâvûd, hayatının sonlarına doğru Basra'ya yerleşmiş ve  (275/888) senesinde orada ölmüştür.

4- TİRMİZÎ: ES-SÜNEN

Ebû İsa Muhammed b. İsa et-Tirmizî, 209/824 senesinde Tirmiz'de doğmuştur. Her hadisçi gibi, o da küçük yaştan itibaren hadis toplamak için önce kendi ülkesindeki şeyhleri (muhaddisleri) dolaşmış sonra da diğer ülkelerin şehir ve kasabalarını ziyaret etmiştir. Buharî, Müslim ve Ebû Davud gibi hadis imamlarından ders almıştır. Tirmizî, hafızası son derece kuvvetli, zeki bir muhaddis idi.

Fıkıh bablarına göre tasnif ettiği Sünen’i diğer Sünen'lere nisbetle daha değişik konuları ihtiva etliği için “Cami”adıyla da şöhret kazanmıştır.

Tirmizî, Cami'de zikrettiği hadisleri, sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üç gruba ayırmış ve naklettiği her hadisin ardından, onun sahih veya hasen olduğunu açıklamıştır. Hatta zayıf olarak belirttiği hadisin zayıflık sebebini açıklamayı da ihmal etmemiştir.

Tirmizî, (279/892) senesinde doğduğu yer olan Tirmiz'de vefat etmiştir.

5- NESA'Î: ES-SÜNEN

Ebû Abdurrahman Ahmed b. Şu'ayb en-Nesâ'î, 215/830 senesinde Horasan'ın Nesâ kasabasında doğmuştur. Küçük yaşından itibaren hadis öğrenmeye başlamıştır. Daha sonra da, hadis toplamak için bütün Horasan'ı, Hicaz'ı, Suriye ve Mısır'ı dolaşmıştır. Çeşitli savaşlara katılmış ve askerlere hadis dersleri de vermiştir.

Nesaî bir dönem kâdilık yapmış ve Şam’da Emevî halifeleri yararına hadis Mevzusı yönünde kendisine uygulanan baskılara karşı koyduğu için eziyet görmüştür. Bu yüzden Mekke’ye gitmiş ve (303/911) senesinde burada vefat etmiştir.

Nesa'î, hadis ilminde ve özellikle râvîlerin cerh ve ta'dîlinde, zamanının önde gelen, âlimlerinden biri olmuştur.

6- İBN MÂCE: ES- SÜNEN

Ebû Abdillah Muhammed b. Yezîd b. Abdillah b. Mâce el-Kazvînî, 209/824 senesinde doğmuş, hadis toplamak için Rey, Basra, Küfe, Bağdat, Şam, Mısır ve Hicaz'a seyahat etmiştir. Hadis imamları, onun hafıza ve güven yönünden üstünlüğü üzerinde ittifak etmişlerdir.

İbn Mâce'nin Sünen'i, hadisçiler arasında fıkıh babları yönünden büyük kabul görmüş ve şöhret kazanmıştır.

İbn Mâce, (273/886) senesinde vefat etmiştir.

BİR ARAYA GETİRİLEN HADİS KÜLLİYATI

Bu müelliflerin hepsi sahih hadisleri bir araya getirmek için samimi gayretler göstermişlerdir. Hadis külliyatı içinde önemli bir yere sahip olan bu eserler, Peygamberimizin sünnetini ve ashabın uygulamalarını sonraki nesillere aktaran birer kaynak olmuşlardır.

Onlar Peygamberimizden kendilerine ulaşan rivayetleri büyük bir itina ile incelemişler ve kendi ölçütlerine göre doğru kabul ettikleri rivayetleri kitaplarına almışlardır. Bu büyük çaba bütün müslümanlar tarafından takdirle karşılanmıştır.

Ancak insan olmaları nedeniyle bazı rivayetlerin seçiminde hataya düşme ihtimalleri de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu sebeple kitapların kendi arasında sahihlik derecesi bakımından farklar bulunabilir. Zira her bir müellif eserini oluştururken farklı ölçütler kullanmıştır.

Tasnifin altın çağı kabul edilen H. III. asırda ortaya çıkan bu altı eser, daha sonra gelen İslam âlimlerince en güvenilir hadis kaynakları sayılmışlardır.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

nest...

batman iftar saati 2021 viranşehir kaç kilometre seferberlik ne demek namaz nasıl kılınır ve hangi dualar okunur özel jimer anlamlı bayram mesajı maxoak 50.000 mah powerbank cin tırnağı nedir